Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda kurmaylarıyla birlikte görülüyor. (Foto: TBMM sitesi.)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 18 Kasım akşamı Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda ABD’nin IŞİD lideri Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan operasyonunun, üst düzey bir IŞİD yöneticisinin Türkiye’de yakalanması ardından verdiği bilgiler sayesinde gerçekleştiğini söyledi. Aynı gün daha erken saatlerde Irak Askeri İstihbarat başkanı Korgeneral Saad el-Allak, CNN’e verdiği mülakatta aralarında IŞİD’in “en usta” iki bombacısının da bulunduğu dokuz üyesinin Türkiye’ye kaçtığını, bunların dosyalarının Türk güvenlik birimlerine verildiğini öne sürdü.
Allak’ın söylediğine göre, bu bombacıların adı 1977 Selahaddin doğumlu Hayrullah Abdullah Fatthi ve 1981 Ambar doğumlu Hüseyin Ferhan el-Cumaili’ydi. Irak’ta yürütülen operasyonlar sırasında Suriye’ye kaçmışlar, burada YPG/PKK’nın kontrolündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki bölgelerde büyük miktarlarda rüşvet dağıtarak kaçakçılarla anlaşmışlar ve Gaziantep civarından Türkiye’ye sızmışlardı. Iraklı istihbarat yetkilisi, teröristlerin hapisteki IŞİD (ya da DAEŞ, ya da hükümetin tercih ettiği DEAŞ) üyelerini kaçırarak büyük çaplı eylemlere hazırlandığını iddia ediyordu. CNN, Türk makamlarının “iddiaların araştırıldığını” söylediğini de aktarıyordu.
Zamanlama manidardı. Çavuşoğlu, 20 Kasım’daki NATO Dışişleri Bakanları toplantısına katılmak üzere 19 Kasım’da Brüksel’e gidiyordu. Orada ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dâhil bir dizi görüşme yapması bekleniyordu. Oradan da 22-23 Kasım’da Japonya’nın Nagoya şehrinde yapılacak G20 Dışişleri Bakanları toplantısına gidecekti. Bu arada, Çavuşoğlu’nun Meclis’te ne ABD, ne Rusya’nın sözünde durduğu, bu gidiş devam ederse Türkiye’nin ara verdiği Barış Pınarı harekâtına devam edebileceğini sözlerine Moskova bunun “Suriye’deki gerilimi artıracağı” tepkisini veriyordu. Bunu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, Rusya ile çalışmaların devam ettiği, sorunun giderileceği beyanı takip etti.
Neler oluyordu? Daha iyi anlamak için filmi biraz geri sarmamız gerekecek.

Kim bu el-İthâvi?

Çavuşoğlu, Meclis’te Bağdadi’nin yerinin belirlenmesini sağlayan bilgileri verdiğini söylediği kişi İsmail el-İthâvi’ydi. İthâvi, 8 Şubat 2018’de Sakarya’nın Serdivan ilçesinin Arabacı Alanı mahallesinde MİT ve Emniyet’in “iki ay süren” ortak operasyonuyla yakalanmıştı. MİT’e İthâvi’nin 2017 sonunda Türkiye’ye kaçtığı bilgisini veren Irak Milli İstihbarat Servisi (INIS) olmuştu; istihbarat kayıtlarına Irak-Türk ortak operasyonu olarak geçecekti.
İthâvi, yakalandığı sırada IŞİD örgütlenmesinde 5 numaralı isimdi; hem fetvalardan, hem de para kaynaklarının yönetiminden sorumlu olarak, o güne dek sağ yakalanan en üst düzey IŞİD yöneticilerinden birisiydi. Örgüt içinde “Ebu Zeyd el-Irâki” kod adıyla tanınan 1963 Ramâdi doğumlu İthâvi, 6 gün Türkiye’de sorgulandıktan sonra 14 Şubat 2018’de vatandaşı olduğu Irak makamlarına teslim edilmişti. Irak’ta hem INIS, hem Amerikan istihbaratı CIA tarafından sorgulanmış, 19 Eylül 2018’de idama mahkûm edilmişti; ondan sonraki akıbeti hakkında bilgi yoktu.
İstihbarat konularında yayın yapan “Deep State –Derin Devlet” blogu, İthâvi’nin Türk birimlerince ele geçirilen cep telefonundaki “Telegram” adlı uygulamayı yem olarak kullanarak örgütün para işlerinden sorumlu 4 militanını daha Irak’a çağırıp tutukladığını yazdı. Aynı yazıda, Irak ve Amerikan istihbaratının İthavi ve dört yardımcısının sorgulanmasıyla örgütün çok sayıda paravan banka hesabının ve gizli haberleşme şifrelerinin öğrenildiği de öne sürülüyordu. Amerika’nın Sesi radyosu Bağdadi’nin yerinin belirlenmesinde “Türkiye’nin yakaladığı yardımcısının verdiği bilgilerin rol oynadığını” yayınladı. İstihbarat konularında yazan Tom Stevenson London Reviev of Books blogunda, Irak istihbarat kaynaklarına dayanarak, sorgulamalarda Bağdadi’nin günlük alışkanlıklarına dair değerli bilgilere ulaşıldığını yayınladı. (*) Bu bilgiler ve IŞİD üyesi Ebu Süleyman el-Halîdi’nin, El-Kaide’den kopan ve Türk istihbaratıyla da irtibatı öne sürülen Heyet Tahiri el-Şam (HTŞ) tarafından yakalanıp sorgulanmasıyla Amerikalıların Bağdadi’nin yerinin 26 Ekim’de operasyon yapılan Berişa’da olduğunun saptayabilmişti.

Tesadüfler ve sorular

İthâvi’nin Türkiye’de yakalanmış olduğuna dair ilk bilgiler Emniyet’in İstanbul (Sancaktepe, Fatih, Ataşehir), Bursa, Konya ve Mersin’de düzenlediği operasyonlarda 42 IŞİD zanlısının yakalanması haberinin duyurulması sırasında, adeta satır aralarında geçti. Basına verilen bilgiye göre, zanlılar 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına yönelik eylem hazırlığındaydı. Oysa uluslararası basına verilen bilgilerde İthâvi’nin adı öne çıkıyor, yakalananların IŞİD’in mali örgütlenmesinin üyeleri olduğu yazılıyordu. Bu açıklamalar 30 Ekim’de, yani Bağdadi’nin ABD operasyonu sırasında intihar ettiğinin açıklandığı 26 Ekim’den dört gün sonra haber oldu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Bağdadi operasyonunda yardımı dokunduğu için Irak, Türkiye, Rusya, Suriye’nin yanı sıra “Suriye Kürtlerine” de teşekkür etmesine Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tepki gösterdiği günlerdi. Erdoğan 6 Kasım’da “Biz de hanımını yakaladık ama bakın biz bir yaygara yapmadık” diye Esma el-Kubeysi’nin yakalandığını açıkladı. Ertesi gün Alman haber ajansı DPA, Türk yetkililere dayanarak Kubeysi’nin Hatay’da 10 IŞİD militanıyla birlikte aslında 2 Haziran 2018’de yakalanmış olduğunu duyurdu. Bu tarih İthavi’nin Irak ve Amerikan istihbaratı tarafından sorgulandığı süreyle örtüşüyordu. Kubeysi ve IŞİD’cilerin yakalanmasını sağlayan bilgiler bu sorgu sırasında mı edinilip Türkiye’ye aktarılmıştı? Yakalandığı neden Bağdadi operasyonundan sonra açıklanmıştı?
Başka sorular da var. Örneğin, (IŞİD’in de kuruluş tarihi olan) 2013 yılından itibaren Suriye’deki insan hakları ihlallerini duyuran “Beyaz Baretliler” grubun yöneticisi, eski İngiliz özel harekâtçısı, Rusların İngiliz istihbaratı MI6 ajanı olduğunu öne sürdüğü James Edward Le Mesurier’in 11 Kasım sabahı İstanbul’da ölü bulunmasının bu konularla bir ilgisi var mı?
Ama asıl sorular şunlar: IŞİD bombacıları Iraklı istihbaratçının iddia ettiği gibi Türkiye’ye mi kaçtı? Türkiye’de 10 Ekim 2015 Ankara katliamı dâhil kanlı terör eylemleri yapan IŞİD’ciler aramızda mı? Halen Türkiye’deler mi? Yakalandılar mı? İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun vatandaşı olduğu ülkelere gönderileceğini açıkladığı IŞİD’ciler arasında bunlar da var mı? Bir açıklama beklemek hakkımız değil mi?

(*) Bir ifade hatası nedeniyle, www.lrb.co.uk adresindeki London Review of Books sitesindeki blog istihbarat yayınları yapıyor şeklinde algılandı. Doğrusu, istihbarat konularında yazan Tom Stevenson’un bu blogda yazdığı idi. İfade hatasını düzeltir, okurlarımdan özür dilerim. (21 Kasım 2019, 07.00’da güncellendi)

Bir Cevap Yazın