14 Kasım’da İstanbul’da öldürülen İranlı “rejim muhalifi” eski siber-ajan Masoud Molavi Vardanjani’nin 28 Mayıs’ta Twitter’da yayınladığı fotoğraf.

İstanbul Emniyeti, iki hafta kadar önce İstanbul’da öldürülen İranlı Masoud Molavi Vardanjani’nin katil zanlısı “Abdülvahap K.” ve ona yardımcı olan 4 kişinin Arnavutköy’de düzenlenen bir operasyonla yakalandığını 27 Kasım’da duyurdu. Zanlılar, Emniyet ve MİT’in ortak operasyonuyla yakalanmıştı. Bir gün önce, 26 Kasım’da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Türkiye’ye iltica eden İranlı rejim muhalifi” Masoud Molavi’nin İstanbul’da öldürülmesini İran rejiminin sınır aşan saldırganlığına örnek olarak göstermişti.
Vardanjani 14 Kasım gecesi Şişli, Esentepe’de bir arkadaşı ile yolda yürürken üzerine açılan 11 el ateşle öldürülmüştü. Bu, İran’da (Uluslararası Af Örgütü rakamlarına göre) şimdiye dek en az 143 göstericinin öldürüldüğü protestoların başlamasından bir gün önceydi.
Masous Molavi Vardanjani, Mart 2018’den bu yana İstanbul’da yaşıyor, Telegram haberleşme platformu üzerinden “Black Box – Kara Kutu” adındaki video kanalı yoluyla İran’dan haberler veriyordu. Kendisine Batı’da “gazeteci” olarak anılmasını da sağlayan bu haberler sadece İran’daki yolsuzluk iddiaları ve ABD yaptırımlarıyla artan ekonomik sıkıntıları duyurmakla kalmıyordu. Aynı zamanda İran Savunma Bakanlığı, Devrim Muhafızları ve istihbarat örgütlerine dair gizli bilgiler de içeriyordu. Dışişleri Bakanlığından önce ABD istihbaratı CIA başkanlığı yapmış olan Pompeo 26 Kasım konuşmasında İran rejiminin interneti kapatması ardından İran’da olup bitene dair 20 bin videonun Telegram üzerinden kendilerine ulaştırıldığını söylüyordu. (Telegram haberleşme sisteminin 2018 Şubat ayında Sakarya’da yakalandıktan sonra Irak’a iade edilen IŞİD liderlerinden İsmail el-İthâvi’nin “güvenli” sayarak kullandığı cep telefonunda da çıktığını ve başka örgüt üyelerinin de tuzağa çekilerek yakalanmasını sağladığını hatırlatalım.)
Peki, Vardanjani bu bilgileri nasıl elde edebiliyordu?

Muhalif gazeteci mi, çok taraflı siber-ajan mı?

Masoud Molavi Vardanjani, siber-dünyanın harika çocuklarından biri kabul ediliyordu. İsfahan 1982 doğumluydu. Daha Necefabad İslam Üniversitesini bitirdiği 2006 yılında İran askeri istihbaratı tarafından kullanılacak olan “robot kuşları” tasarlayıp imal etmişti. 2008’de Tahran Üniversitesinde bilgisayar mühendisliği ve siber teknoloji üzerine lisansüstü eğitimi devam ederken Yapay Zekâ kullanımıyla ses tanıma sistemlerini icat etti. Bir sonraki yıl, 2009’da ABD Uzay Ajansı NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonunda astronotların sağlık denetimlerinde kullanacağı sistemini tasarlarken, diğer yandan İran ordusunun kullanacağı yeni nesil bir mayın temizleme robotu geliştirecekti. Mezun olduğu 2010’da ise ilk keşif ve istihbarat işlerinde kullanılacak olan ilk insansız helikopteri geliştirip imal etti. Aynı yıl Japon JVC şirketi için geliştirdiği ve 5 dilde verilen komutları anlayıp yerine getiren bir LCD ekran sistemi o dönem dünyanın en ileri Yapay Zekâ uygulaması kabul edildi.
Yapay Zekâ konusunda ABD’de Georgia Teknik Üniversitesindeki doktora çalışmalarını 2011’de, Arizona Üniversitesindekini de 2014’de tamamladı. www.cybershafarat.com sitesine göre, Vardanjani uluslararası planda “Etik Bilgisayar Korsanı” sertifikasına sahipti. Bu arada 2013’te, bugünlerde ABD ve Batı istihbarat şebekesi Beş Göz’ün hedefindeki iki Çin telekomünikasyon şirketlerinden biri olan (diğeri Huawei) ZTE’nin İran’daki operasyonlarında danışmanlık üstelenmişti.
Ama bütün bunları yaparken 2010’dan itibaren ise İran Savunma Bakanlığına bağlı Siber Savunma Karargâhının başı olarak çalışıyordu. Bir dönem İran’ın siber istihbarat ve siber güvenlik sisteminin kilit elemanlarından biriydi.

Cinayet öncesinde ABD-İran siber çatışması

İran ile ABD arasında (İsrail ve Suudi Arabistan’ında taraf olduğu) gerilimin siber-savaş boyutu da son zamanlarda açığa çıkmaya başladı. Güvenlik alanında yayın yapan sitelerde ABD Siber Komutanlığının (CYBERCOM) İran’a yönelik iki siber saldırı düzenlediğini öne sürüyor. Bunlardan birisinin 2019 Haziran ayında, İran Devrim Muhafızlarının Basra Körfezinde Norveç ve Japonya tankerlerine düzenlediği saldırı ardından yürütüldüğü bildiriliyor. Diğeri de Eylül ayında İran destekli Yemen militanlarının Suudi Arabistan’ın iki petrol sahasına düzenlediği (ve Patriot füzelerinin engelleyemediği) insansız hava aracı saldırısı ardından yapıldığı bilgisi var. ABD siber saldırılarının İran’ın (Vardanjani tarafından tasarlanmış olan) İran Siber Savunma Komutanlığı bilgisayarlarını hedef aldığı ve ciddi miktarda verinin hafızalardan silindiği öne sürülüyor.
İran 2007 yılında bilindiği kadarıyla tarihteki ilk siber saldırıya maruz kalmış, bu nedenle nükleer programı ağır hasar almıştı. Bu saldırı CIA’nın talebi üzerine İsrail gizli servisi MOSSAD’ın, Hollanda gizli servisi AIVD tarafından geliştirilen Stuxnet bilgisayar virüsünü, İran’ın Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde çalışan bir mühendisi devşirerek santrifüj birimine “bulaştırması yoluyla gerçekleştirmişti. İran’ın Siber Güvenlik Karagâhı kurup başına “harika çocuk” Masoud Molavi Vardanjani’y, getirmesi bu saldırı ardından kararlaştırılmıştı.

Cinayetin arkasında İran istihbaratı mı var?

Yetkililer henüz bir açıklama yapmadı ancak Vardanjani’nin geçmişi, Mart 2018’den bu yana İran üzerine Türkiye’den yayın yapıyor olması ve öldürülmesiyle İran’daki olayların tırmanmaya başlaması, cinayetin arkasında İran gizli servisinin (VAJA) bulunabileceği kuşkusunun dile getirilmesine yol açıyor.
Daha önce 30 Nisan 2017’de İstanbul’dan Farsça yayın yapan GEM TV sahibi İranlı Saeed Kerimian, ortağı Kuveytli Muhammed al-Mukhtar ile birlikte Maslak’ta araçlarının önünü kesek, çarşaflı kadın kılığındaki saldırganlarca öldürülmüştü. Cinayetle ilgili olarak İran’da rejim muhalifi Halkın Mücahitleri örgütü İran istihbaratını, İran hükümeti ise, örgütten ayrılan Kerimian’dan intikam almak isteyen Halkın Mücahitlerini suçlamıştı.
Kerimian aynı zamanda İngiltere vatandaşıydı; Vardanjani de aynı zamanda ABD vatandaşı.
Vardanjani’nin “rejim muhalifi gazeteci” mi, İran istihbaratından ABD istihbaratına geçen bir siber-casus mu, ya da hem İran, hem ABD istihbaratına çalışan bir çifte ajan mı olduğu soruları şimdilik belirsiz.
Daha 11 Kasım’da İstanbul’da ölü bulunan ve Suriye’deki Beyaz Bereliler grubunun başı sayılıp İngiliz istihbaratı MI6’in eski elemanı olduğu öne sürülen James Le Mesurier’in durumu belirsizliğini koruyorken…
İran ise kaynamaya devam ediyor.

Comments

Bir Cevap Yazın