Nuriye Ortaylı

Doktor, halk sağlığı uzmanı

Koronavirüs salgını nedeniyle ilan edilen sokağa çıkma yasağında bir İstanbul sokağı. Uyum, 10 Nisan gecesi yaşanan panikle bozuldu. (Foto: Ali Kabaş)

Covid-19 salgınıyla mücadele tedbirleri kapsamında geçtiğimiz hafta sonu, 11-12 Nisan’da sokağa çıkma yasağı uygulandı. Kamuoyu bu aralıklı sokağa çıkma yasağından çok, yasağın ilanıyla başlaması arasındaki iki saat arasında yaşanan panik, bu paniğin etkisiyle açık bulunan alışveriş mekanlarında gözlenen kabul edilemez kalabalıklara odaklandı ve onunla sınırlı kaldı. Yasağın etkisi konusunda bir yoruma ben denk gelmedim.
Oysa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 13 Nisan Pazartesi günü bu hafta sonu da (18-19 Nisan) 48 saatlik bir sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu. Daha sonrasını bilmiyoruz ama insan ister istemez hükümetin bu aralıklı hafta sonu yasaklarını, salgınla mücadele paketinin bir parçası olarak gördüğünü düşünüyor.
Yasağın bu kez günler öncesinden ilan edilmiş olması, 10 Nisan Cuma gecesi yaşadığımız paniğin tekrarlanmasını büyük ihtimal önleyecek. Ama en önemli soru önümüzde duruyor: 12 Marttan bu yana tedricen artan, bir araya gelmeleri ve bireylerin hareketliliğini azaltmayı hedefleyen tedbirlerin etkisi ne kadar? Bunlara eklenen ve Türkiye’nin mucidi olduğu aralıklı hafta sonu yasağının katkısı ne olacak?

Tam da sokağa çıkma azalmışken

Google bir süredir cep telefonlarında yer bildirimi özelliğini aktifleştirmiş ve Google hesabı olan kullanıcıların bulunduğu yerleri Ocak-Şubat dönemindeki hareketlilikle karşılaştırarak yayınlıyor.
Bu analize göre Türkiye’de 11 Nisan Cumartesi günü evde kalanların oranı Ocak-Şubat’a göre %34 arttı. Salgın öncesine göre toplu taşıma istasyonlarında bulunanların oranı %90, işyerlerinde bulunanların oranı %78, temel ihtiyaç maddeleri satış alanlarındakilerin oranı %83, restoran, kafe, AVM civarlarındakilerin oranı %92, park ve bahçelerde bulunanların %81 azalmıştı. Bu rakamlar, Türkiye’de vatandaşların tedbirlere salgının daha ağır seyrettiği İtalya ve Fransa’dan bile daha büyük oranlarda uyduğunu gösteriyordu.
11 Nisan verilerinin sokağa çıkma yasağı olmayan 29 Mart Pazar günüyle karşılaştırması da sokağa çıkma yasağının hareketliliği azaltma konusunda etkili olduğunu gösteriyor. Aslında yine Google’un verilerine göre sokağa çıkma yasağından önce bile hafta sonları hareketlilik azalıyor, ama hafta içinde artıyordu. Sokağa çıkma yasağının hafta içi hareketliliği etkileyip etkilemeyeceğini ancak önümüzdeki günlerde anlayabileceğiz.

Virüs de yeniden hızlanır mı?

İnsandan insana bulaşan mikropların özellikle de Koronavirus gibi damlacık yoluyla yayılan etkenlerin yarattığı salgınlarda insanların birbirleriyle ne kadar etkileşime girdikleri, bulaşım hızını belirleyen önemli bir faktör. İnsanlar tıpkı bir silindirin içindeki hareketli toplar gibi ne kadar çok ve ne kadar hızlı hareket ederlerse birbirleriyle çarpışma, yani enfekte olanların diğerlerine enfeksiyonu bulaştırma riski artıyor. Bu konuda görsel bir canlandırmayı şu linkte bulabilirsiniz.
Amaç hareket halindeki topların sayısını azaltmak, hareket edenlerin hızını ve diğerleriyle çarpışma sayısını en aza indirmek. 48 saatlik sokağa çıkma yasakları kuşkusuz bu 48 saat içinde daha büyük sayıda bireyin evlerinde, yani hareketsiz kalmasını sağlayacak, bu anlamda günlük bulaş hızları azalacak, ancak belirli bir süre için olan kısıtlama, ondan önceki ve sonraki zaman dilimlerinde hareketliliği arttıracak.
Bunun panik nedeniyle çığırından çıkmış versiyonunu 10 Nisan akşamı iki saat içinde yaşadık, bu tekrarlanmasa bile yine de benim çevremde gözlediğim Pazartesi’den başlayarak marketlerde, eczanelerde ve trafikte geçen haftaya kıyasla artmış bir hareketlilik. Silindirin içindeki toplar benzetmesini kullanırsak, hafta sonu dar alanlarda birbirinden izole ve kapalı kalmış olan toplar, diğer beş günde, ertelenmiş ihtiyaçları nedeniyle daha hızlı hareket edecekler ve daha çok çarpışacaklar. Umarım yanılıyorumdur.