Utku Perktaş

Prof. Dr. Utku Perktaş, Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesidir ve biyocoğrafya dersleri vermektedir.

Küresel ısınma ve buna bağlı iklim değişimi hayatın birçok alanında farklı etkilere neden oluyor. Örneğin, iklim değişimi insan sağlığını tehdit eden mikropların neden olduğu salgınların ortaya çıkmasını sağladığı gibi, biyolojik çeşitliliğin bileşenleri olan türlerin hayatta kalma becerilerini etkileyen diğer olumsuz süreçlerin gözlenmesine de sebep oluyor. Bu gözlemlerin de çok uzun yıllara yayılmasına gerek yok artık. Olumsuz süreçler etkilerini o kadar hızlı gösteriyor ki, türlerin buna uyum sağlaması, bu değişim hızına yetişebilmesi deneyimledikleri uzun evrimsel süreçleri düşündüğümüzde pek mümkün görünmüyor. Bu bahsettiğim durumun en güzel örneğini kuşlardan verebiliriz, hem de çok zengin bir ötüş çeşitliliğine sahip olan bülbüllerden. Geride bıraktığımız nisan ayının ilk günleri Amerikan Ornitologlar Birliği’nin bilimsel dergisi olan The Auk’da bir çalışma yayınlandı. Çalışma, Akdeniz Bölgesi’nde üreyen göçmen bülbüller üzerineydi. Sonuçlar o kadar çarpıcıydı ki, kısa sürede yabancı haber kanallarında ve farklı internet sayfalarında en çok okunan iklim değişimi haberleri arasına girdi.

Bülbül, (Luscinia megarhynchos)
Foto: Prof. Dr. Mustafa Sözen
Bülbülün sesini buradan dinleyebilirsiniz. Bu güzel ötüşün küresel ısınmaya kurban gitmemesi umuduyla…

Bu çalışma ne anlatıyor?

Konuyla ilgilenen araştırmacılar, 20 yıllık bir süre boyunca devam ettirdikleri çalışma ile bülbüllerin kanat açıklığı ile ilgili veriler topladılar. Bu verilerin ortaya koyduğu sonuçlar bülbüllerin son 20 yıl içinde vücut büyüklüklerine oranla daha küçük kanat açıklığı geliştirdiğini gösterdi. Araştırmacılar, bu durumu, ilkbaharın başlangıç tarihinin erkene kaymasına ve Akdeniz Bölgesi’ndeki artan kuraklığa bağlıyorlardı. Yani, küresel ısınmaya bağlı olarak değişen iklim koşulları Akdeniz Bölgesi’ndeki bülbüllerin kanat açıklığının daralmasına neden olmuştu.

Araştırmacılar, bu durumun türün kış aylarında gerçekleştireceği göç etme yeteneğini de olumsuz etkileyebileceğinden bahsediyorlar. Bu aslında tür için önemli bir endişe, çünkü kısa bir süre içinde, örneğin sadece bir göç döneminde türün popülasyon değerlerinde şiddetli bir düşüşe neden olabilir. Genelde bülbül gibi göçmen kuşlar vücut büyüklüklerine oranla daha uzun kanatlara sahip, göç sırasında hızlı yol alabilen türlerdir. Ancak ömür uzunlukları daha kısadır. Hızlı göç ederek kısa ömür uzunluğu içinde başarılı üreme davranışları sergileyerek verimli döller vermeye çalışırlar. Gelgelelim, araştırma ekibinden Dr. Carolina Remacha, “Sonuçlarımız baharın ertelendiğini ve yaz kuraklığının yoğunluğunun daha yüksek olduğunu gösteriyor, bu da kuşlar için daha kısa bir üreme dönemi anlamına geliyor.” diyor. Yani, küresel ısınma bülbüllerin başarısız ve verimsiz yuvalara sahip olması durumuyla da yüzleşmesine neden oluyor. Evrimsel sürecin uzun bir geçmiş sonucunda bu türe sunduğu birçok olanak çok kısa bir sürede gerçekleşen küresel ısınma problemi ile türün elinden alınıyor. Durum böyle olunca tür ne yapabilir ki?

Peki, bülbüller azalıyor mu?

Bülbüller Avrupa ile Asya genelinde ve ülkemizde üreyen, Avrupa’nın en zengin ötüş çeşitliliğine sahip kuş türüdür. Özellikle geceleri öterler, bu nedenle de İngilizce yaygın ismi “Common Nightingale” olarak verilmiştir; sözlüklerde de şöyle tanımlanır “özellikle erkeklerinin güzel gece ötüşleriyle bilinen eski dünya ardıç kuşu”. Güçlü ve güzel şarkıları ile tanınan bu küçük ötücü kuş türünün ötüş çeşitliliği içinde 1000’den fazla farklı ses bulunur. Ülkemizin hemen hemen her yerinde görülen bu tür, Avrupa ve Asya’nın pek çok bölgesinde yaygın bir dağılıma sahiptir. Ancak, bu kuş güney İngiltere’de çok iyi bilinir. 

İngiltere’deki popülasyon değerlerinin geçtiğimiz 50 yıl içinde keskin bir düşüş yaşadığı da rapor edilmiştir. Sayılardaki düşüşün en önemli nedeni yuvalama alanlarındaki gözlenen habitat bozulması ve değişen iklim koşulları olarak belirtiliyor ve son 50 yıl içinde yaklaşık %90’lık bir azalma yaşandığı bildiriliyor. İngiltere’de böyle bir düşüş söz konusuysa, ülkemiz içinde de önemli düşüşleri görmek bizler için şaşırtıcı olmaz. Tür üzerine planlanacak çalışmalara acil ihtiyaç var. Sadece bu tür için mi? Elbette hayır! Bir tür çevresel değişimlere bu derece hızla cevap veriyorsa, diğer türlerde veriyor olmalı.

Altıncı yok oluş senaryolarını unutmayalım!

Geçtiğimiz 20 yıl içinde yaşadığımız iklim değişimi problemi bir bülbül türünün geleceğini net bir şekilde tehlikeye sürüklemiş durumda. Antroposen, yani İnsan Çağı, etkisini Akdeniz Bölgesi’nde üreyen bu kuş türleri çoktan göstermeye başlamış. Peki, tehlike altında olan sadece bülbüller mi? Elbette hayır! Yapmamız gereken bu tür haberlere daha duyarlı olmak. Yakın geçmişe bakarak elde ettiğimiz bu sonuçlardan doğru dersler çıkarmak ve böylece geleceği öngörebilmek; sonuç olarak da bilinçli adımlar atabilmek. Bülbüllerin bir türünden alacağımız bu dersle hem bülbülleri hem de geriye kalan 10 bin kuş türünü koruyacak adımlar atabilir, biyolojik çeşitliliğin deneyimlediği bu zor zamanlara yavaş yavaş son verebiliriz. Çok mu iyimserim? Bence denemeye değer…