Ali Kayalar - 

Gazeteci

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Milli Uzay Programı’nı açıklarken. (Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iletişim kadrosunda çok sıkı bir evrimci var. Hatta en az bir. Ve evrimciliğini bilim kurgu kisvesi altında saklıyor takiyyeciler. Tehlikeli bir evrim sızmasıyla karşı karşıyayız.

Bugüne kadar bir komplo teorisiydi bu fakat Erdoğan dün “Milli Uzay Programı”nı açıklarken gerçek gün gibi ortaya çıktı!

Adnan Hoca’nın yokluğunu fırsat bilen evrimciler her yere sızmışlar, her yere. Hatta, sağ olsa can düşmanı Şeyh Abdülkerim el-Kıbrısi’den de şüphelenirdik ama Adnan Hoca’yı içeri tıktıranlar da evrimciler olabilir.

Komplo teorimiz biraz karışık, bu yüzden bir “spoiler” vermek zorundayız. Yine de Stanley Kubrick’in “2001: Uzay Yolu Macerası” (2001: A Space Odyssey) filmini izleyenler ve/veya Arthur C. Clarke okurları, sıradaki bölümü atlayabilir. Zamanda yolculuğu tartıştığımız şu günlerde arzın olmasa bile “yazının merkezine seyahat” zaman tasarrufu için caizdir.

2001: Uzay Yolu Macerası filminden ikonik alet kullanma ve monolit sahneleri.

İnsanlığın şafağı

Çölün ortasında, bir su birikintisinin etrafında, hayvanlarla beraber ve affedersiniz hayvan gibi yaşayan insanımsı maymunlar… Bir sabah duyulan uğultuyla vızıltı arası sese irkilip uyandıklarında karşılarında buldukları monolit…

Maymunlar geometrik açıdan doğayla bağdaşmayacak düzgünlükteki cisim karşısında dehşete düşer. Doğanın ortasına atılmış “şey” in midir, cin midir? Adı nedir? Hatta bizim adımız nedir?

Devamının uzayda geçeceğini afişinden bile anladığımız film, maalesef bu sahnelerle başlıyor. Kubrick’in ve aslında evrene monolitler yayma fikrinin sahibi yazar Arthur C. Clarke’ın neyi anlatmak istediği halen sinema eleştirmenlerinin kafasını yoruyor ama teoriler hep evrime dair. İnsan nasıl alet kullandı? Maymundan nasıl başkalaştı? Bunlar da devam soruları. Ama görüyoruz ki bu temastan sonra alet kullanan maymun avlanıyor, suyun başını tutuyor ve ayağa kalkıyor. Alet kullanmayanlarsa maymun maymun yaşamaya devam ediyor. Bildiğiniz evrim propagandası!

Aklımız filmin başındaki ortak atalarda kalmışken filmde monolit bir kez daha karşımıza çıkıyor; bu kez maymun değil, astronot şaşırtmak üzere Jüpiter’de. Uzayla evrimin ne alakası var? “Yazılar filmatik” yazının sonunda. Spoiler burada bitiyor.

Göbeklitepe’ye o taşı kim koydu? İnsan mı?

Velhasıl bizim de esaslı uzay yolculuğumuz Göbeklitepe’de başlamış oldu. Hoş, daha evvel, uzay umutlarımız yokken, uydularımız pırtlak gibi semaya fırlatılmıyorken, Cem Yılmaz “Gora” filmini çekmezden evvel, ABD’li astronot Jim Reilly bizi kırmayıp uzaya bir Türk bayrağı çıkarmıştı ama geçin bu eski Türkiye hikayelerini. (Reilly’nin Marmaris’in göbeğinde bir heykeli var, çolak. Rahmi Aydın’ın eseri 1998’de dikildi. 2009’da faili meçhul bir olayda denize atıldı. Günler sonra yaralı olarak kurtarıldı.)

Astronot Reilly, heykeline zarar verilmesinin ardından Hürriyet Daily News’a mektup yazarak, bu münferit olaydan etkilenmediğini söylemiş, “İstikbal göklerdedir” demişti

Konu dağılmasın, Göbeklitepe diyorduk. Şu din ile toplum ilişkileri anlatısını altüst ettiği söylenen Göbeklitepe. O taşları nasıl dikmişler ya!

Bir yandan komplo teorimiz şıkır şıkır işliyor, evrimci sızmanın Göbeklitepe’ye selam vererek kendisini “yaradılışçı” göstermeye çalıştığı aşamadayız.

“Şanlıurfalılar karşılarında birden bir monolit görünce çok şaşırdı” haberini okuduk önce. Bildiğiniz medya planlaması bu, teaser… Bir kısmımız o şeyin adını da bu haberlerden öğrendik. Üzerinde Göktürk (bakın daha o zamandan akıllar göklerde) alfabesiyle “Gökyüzüne bak, Ay’ı gör” yazar imiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “En önemli hedefimiz 100’üncü yılda Ay’a ilk teması gerçekleştirmek. Gökyüzüne bak, Ay’ı gör” deyince çaktık köfteyi. Aya gidiyoruz! Belki filmdeki gibi sonra da Jüpiter. Nihai hedef uzaya vatandaş, “hatta belki de bayan” yollamak. Vatandaş mı bayan mı, vakti gelince ulema karar verir.  

Uzay yolculuğumuzun başladığı yıl!

Kubrick’in filmi “Menşei ve amacı bugün hâlâ gizemini koruyor” cümlesiyle bitiyordu.

Bu “yaratıcı” uzay yolculuğu-monolit tanıtım kampanyası da bizim için gizemini koruyor. Bu iş MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 40. yıl konuşmasından biraz daha kompleks çünkü. (Aritmetiği zayıf olanlar için Bahçeli’nin 40. yıl cebrini yazının altına not olarak bırakıyoruz ama siz yine de videosunu izleyin, daha zevkli).

Anlayamıyoruz, neden bir evrim güzellemesi yerli-milli uzay planlarımıza bulaştırılır? Tekrar soruyoruz, evrim ile uzaya gitmenin ne ilgisi var? Kim bunu masum bir kampanya gibi gösterenler? Çek nifak sakalını feza planlarımızdan Darwin! Şimdi sorsanız, “Ne alakası var, Utah’ta da monolit çıktı, Romanya’da. Moda bu” derler ama artık kül yutmayız.

2021 Uzay Yolu Macerası. AKP’nin kuruluş yılı 2001. Uzaya çıkışımızın başladığı yıl. Mesaj bu mudur? Böyle basit ifade edilse cumhur anlamaz mı?

Gerçekten anlamıyoruz bu iletişimcilerin ne yaptıklarını, bu yüzden de bir iletişim fakültesine daha ihtiyaç duyduk. O da monolit gibi Boğaziçi Üniversitesi’nin ortasına dikildi.

Uzay planları sosyal medyada da heyecan yarattı. Gazeteci yazar Melis Alphan, profil fotoğrafını değiştirerek bu heyacana katıldı.

Şanlıurfa monolitimizin başına gelenler, uluslararası ajansların da ilgisini çekti:

NOT:
Bahçeli’nin 2009’daki 40. yıl hesabı:
2009 yazarken iki 0 var. 9’unun solundaki sıfırı sildiniz, kaldı mı 9? 2’nin yanında da bir 0 var, onu da sildiniz, kaldı mı 2? Toplayın, ne yapar? 11 yapar.
2009’un içerisindeki iki 0’ı da sıfırı da sildiniz (Tasarrufa dikkat, bu kez iki sıfır birden atılıyor!) Ne kaldı? 29.
11 ile 29’u toplayın, 40 yapar. Ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin 40. yıldönümü.

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.