Yeni insan hakları paketi açılıyor: dostlar alışverişte görsün

Gazeteci-Yazar

Türkiye iç ve dış kamoyunda eleştiri altında olduğu bir dönemde açıklanacak İnsan Hakları Eylem Planı göstermelik mi kalacak, beklentileri karşılayacak mı? (Grafik: İHD)

Dün, 28 Şubat’ta Ankara Politikalar Merkezi’nin çevirim-içi toplantısında önemli bir konu tartışıldı: “İnsan Hakları ve Diplomasi”. Türkiye’de bu konuda en çok söz söylemeyi hakkedenlerden üç de konuşmacı vardı, gazeteci Özlem Akarsu Çelik yönetiminde. Oğuz Demiralp, Dışişlerinde Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler dahil, AB Genel Sekreterliği dahil insan hakları ve demokratikleşmeyi ilgilendiren pek çok konuda sorumluluk almış diplomatlardan, şimdi emekli. Demiralp, Bakanlıkta Rıza Türmen’in yanında yetişmiş. Türmen, devlet sisteminde hak ve özgürlükler deyince ilk akla gelen isim. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) Türkiye’yi temsilen yargıçlık da yaptı, TBMM üyeliği de. Geçenlerde “Türkiye’de Demokrasi Arayışı” diye yeni bir kitabı çıktı. O da konuşmacıydı. Üçüncü konuşmacı ise Prof. Dr. Rona Aybay idi. Hepsinin hocası. İnsan hakları hukukunun Türkiye’deki en önemli isimlerinden.
Tam zihne gıda bir toplantıydı, APM iyi başladı. Demiralp’in şu sözü işin özetiydi:
“Türk diplomatlar dışarda insan hakları eleştirilerini göğüsleyip ülkeyi savunurken, içerde de reform yapılması çağrısında bulunurlar.”

Törende kalabalık yapma davetiyesi

Üçüne de aynı soruyu sordum: Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 2 Mart Salı günü Beştepe’de yeni İnsan Hakları Eylem Planını açıklayacaktı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yüksek katılımlarıyla yapılacak bu “tanıtım törenine” İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi kuruluşlar davet edilmemişlerdi.
Diyeceksiniz ki, Erdoğan’ın açtığı Türk sineması müzesinde Yılmaz Güney’in, Metin Akpınar’ın ismi anılmazken, onlar da elbette davet edilmezdi. İHD’yi, TİHV’yi eleştirebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, hakkınızdır, ama insan hakları mücadelesinde katkısı olanlara hakkını vereceksiniz. Böyle böyle kanıksıyoruz her şeyi.
Yine de Demiralp’e de Türmen’e de, Aybay’a da sordum: Törene davet edilmişler miydi?
Sizce davet edilmişler miydi?
Bildiniz.
Hayır.
Edilmemişlerdi. Hatta Türmen gülerek “Ne münasebet” yanıtı verdi.
Bu soruya başka yanıtlar da geliyor bugünlerde. Örneğin, adını vermeyeyim, başı derde girmesin bağımsız Türk yargısıyla, bir üniversitemizin hukuk fakültesi dekanı. “Ben davet edildim” dedi. Geçen Cuma günü gelmişti davet. “Daha önce hiçbir toplantıya çağırılmadım, katkım da istenmedi” dedi, “Herhalde törende kalabalık yapalım diye çağırıyorlar.”

Dostlar alışverişte görsün

Adalet Bakanlığı internet sitesinde 11 ilke, 9 amaç ve “çok sayıda hedeften” oluştuğu bildirilen Eylem Planının yeniden ağırlaşmaya başlayan insan hakları ihlallerini engelleyecek mi?
Bakanlık tarafında verilen ipuçları arasında öne çıkarılan Terörle Mücadele Yasasının 7’inci maddesinin değiştirileceği olmuş. “Haber verme sınırları içerisinde yer alan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”
Hem Terörle Mücadele Yasası hem de basın özgürlüğü alanında Batıdan eleştiriler var, malum. Bu değişiklikle “İşte ilerleme” denilecek belki de.
Bir yandan da ABD’nin Ortadoğu’nun en karanlık diktatörlüğü Suudi Arabistan ile Cemal Kaşıkcı cinayeti üzerinden insan hakları nedeniyle külahları değişip herkese ibret vermesi girişimi var. Doğrusu ona da gayet ihtiyatla yaklaşıyorum.
Adalet Bakanlığına göre “reformların” çoğu insan hakları ve özgürlüklerden çok idari düzenlemelere dair. Yargıç güvencesi, atamalar gibi konularda ilerleme sağlayacaksa, o da kabul elbette. Ama öyle bir durumdayız ki, umutlanmaya dahi cesaret edemiyoruz, hayal kırıklığından bıktık artık.
Bakalım ne çıkacak altından?

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...