Kuruyan göllerimiz “taşıma su” ile kurtulur mu?

Kuruyan Eber Gölü’nün tabanı. (Foto: Wikipedia)

Anadolu gibi doğal zenginliğin yüksek olduğu bir yerde, kendi doğamıza o kadar yabancıyız ki, tarihte yaptığımız yanlışları tekrar edip duruyoruz. Bu durumun örnekleri basına geçmişte yansıyordu, bugün de yansımaya devam ediyor. Mesela, 2016 yılında basında “yaban hayatı için göle su taşıdılar” başlıklı bir haber çıkmıştı. “Bekilli Belediyesi, yaban hayatının korunması için önemli bir çalışmaya imza attı.” cümlesiyle verilmişti haber. Evet, “önemli bir çalışma” projeyi net bir şekilde niteliyordu: “taşıma suyla” kuruyan gölü doldurmaya çalışmak. Bu faaliyet, sadece o anı kurtarmaktan öte bir şey değildi esasında, taşınan suyla ortamın kimyasal yapısının değişerek su kalitesinin bozulması da ayrı bir problemdi.

Gelgelelim, bunu düşünmeye pek gerek olmadan, popülist yaklaşımlarla gerçeklerin farkına varmadan, ucuz koruma çalışmaları yapmak adetten olmuştu. Çünkü amaç park ya da piknik alanı oluşturmaktan öteye gitmiyordu. 2020 yılında çıkan bir haber bunun en güzel örneği; Sivas’taki sulak alanlardan Ulaş Gölü, bölgede 1970’li yıllarda yaşanan kuraklık nedeniyle tamamen kurumuştu. Yaklaşık 30 yıl sonra Ulaş Belediyesi ve Devlet Su İşlerinin (DSİ) imkanlarıyla Tecer Irmağı’ndan yapılan 10 kilometre uzunluğundaki kanalla göle su taşındı. Sonuç, sulak alan tanımından uzak, yapay bir göl ve mesire alanı oluşturmak oldu.

Kuruyan Tuz Gölü “taşıma su” ile canlanır mı?

2022 yılına geldiğimizde, ucuz, popülist yaklaşımlar bu defa çok önemli bir alan için gerçekleştirildi. Yerel ve ana akım medyada yer alan benzer haberler, “taşıma su” ile kuruyan göllerimizin hayata dönebileceğini söylüyordu. Bu habere göre Tuz Gölü’ne kamyonlarla kar taşınıyordu. 2500 kamyon kar, gölü besleyen kanallara boşaltılıyor, bu karın kuraklıkla mücadele eden ve hayatta kalmaya çalışan Tuz Gölü’ne can suyu olması bekleniyordu. Fakat, bir ayrıntı gözden kaçmıştı, Tuz Gölü özellikle yeraltı suyuyla beslenen bir göl. Kanallara yapacağımız su takviyesi, kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olan gölü iyiye götürmekten öte, daha da kötü duruma getirebilir. Çünkü, taşınan kar, kent ortamından alındıysa ağır metal deposu olarak hizmet görür ve ağır metal kirliliği ile göldeki biyoçeşitliliği tehdit edebilir. Yani, göl canlanmaktan öte çok daha ciddi bir durumla karşı karşıya kalabilir.

Kuruyan Tuz Gölü’nün son hali. (Foto: euronews.com)

Bu durum uluslararası bilimsel çalışmalara konu olmuş bir gerçek.1 Taşınan karla, kirleticilerin göl sistemine girmesinin yanı sıra bölgenin su kalitesi parametreleri de değişebilir. Tuzluluk göl için sınırlayıcı bir faktör olduğu için tuzlu suda yaşayan birçok omurgasız için vahim bir durum söz konusu olabilir. Mesela, nesli bölgesel ölçekte tehlike altında olduğu bildirilen Pseudophoxinus crassus adında bir içsubalığının mevcut durumu çok daha tehlikeli bir düzeye gelebilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün, ama somut olarak söylenebilecek tek bir şey var: “taşıma su” ile göl kurtulmaz, bilakis bilimsel verilerden ve bilimsellikten uzak her bir çözüm önerisi günü kurtarmaktan öteye gitmez, geleceği ise bambaşka bir noktaya getirebilir.

Tuz Gölü, sahip olduğu biyoçeşitlilikle ender alanlardan biri

Tuz Gölü biyoçeşitliliği tuzcul ortam biyoçeşitliliği olarak tanımlandığı için endemikleri ve önemli omurgalı türlerini içeren bir yaşam ortamı. Bir çok tür bu eylem sonrası tehlikeyle karşı karşıya kalabilir. Bugün ülkemizde nadir görülen bir kuş türü olan Toy için Tuz Gölü çok önemli bir alan. Özellikle içinde olduğumuz kış mevsiminde, alan kazlar için çok önemli bir barınak. Öte yandan, turnalar başta olmak üzere binlerce kuş göç sırasında göl ve çevresinde konaklıyor.

Türkiye’de ekilmeyen ve sürülmeyen alanları tanımlayan bozkır habitatındaki türlerinin yaşadığı en önemli alan Tuz Gölü. Türkiye’de suçulluğunun bilinen tek üreme alanı aynı zamanda. Ayrıca, flamingoların Türkiye ve dünyadaki en önemli üreme alanlarından biri. Unutmadan, Tuz Gölü sınırları içindeki kayalık adalarda Van Gölü martısı ve ince gagalı martı da ürüyor. Dolayısıyla, Tuz Gölü sahip olduklarıyla Anadolu’da eşsiz bir yer.

Tuz Gölü, suçulluğunun (Gallinago gallinago) Türkiye’de bilenen tek üreme alanı.

Antroposen’den Hakikat Ötesi Çağa

2016 yılında, Oxford İngilizce sözlüğüne “hakikat ötesi (post truth)” diye bir kavram girmişti. Bu, yalanların ve yanlış bilgilerin gerçek gibi sunulduğu bir dünyada hakikatı başka türlü tanımlıyordu. Yaşamın her alanına giren bu kavram, popülizmi de yaşamın her alanında tetikledi. Donald Trump, Amerika Başkanı kimliğiyle Covid-19’a çare olarak damardan dezenfektan enjeksiyonunu savunmuştu. Bugün sosyal medyada yazılanlar, hakikat ötesi kavramına uygun bir şekilde, enflasyon üzerine basit bir matematik hesabının bile nasıl çarpıtıldığına güzel bir örnek.

Hal böyle olunca, nesnellikten uzak, içinde olduğumuz gerçeklere yabancı bir şekilde kuruyan göllerimizi kamyon kamyon karla kurtarmak devede kulak gibi kalıyor esasında. Ama ben, her zaman yaptığım gibi tutarlı bir şekilde duruma dikkat çekmek istiyorum; çünkü doğa bizi affetmediğinde bilanço çok ağır oluyor.

Deneyimlediğimiz iklim krizinin farkında olarak, kuraklığın bizi bekleyen bir sonraki pandemi olabileceğini unutmadan, mantıklı adımlar atmak zorundayız. Aksi halde, jeolojik zamanlar çizelgesine Antroposen Çağ sonrası, Hakikat Ötesi Çağ kavramını da sokmak işten bile olmayacak, hem de yüksek bir maliyetle.

1 Kuoppamäki, K., Setälä, H., Rantalainen, A., & Kotze, D. J. (2014). Urban snow indicates pollution originating from road traffic. Environ. Poll., 195, 56–63.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...