Suudi Prensi, “dolar ve riyal için” mi Erdoğan’a geliyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bazı ülke yönetimlerini “dolar ve riyal kurbanı” olup Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki rolünü görmezden gelmekle suçlamıştı. Fotoğraf Erdoğan’ın Nisan 2022’de Suud ziyaretinde Selman ile karşılaşmasından.

Suudi Prensi’nin Türkiye’ye “dolar ve riyal” aşkına gelip gelmeyeceği konusuna başka yerden girelim.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 20 Haziran akşamı TBMM’den 880,5 milyar liralık ek bütçe istedi. Yıl başında kabul edilen bütçe 1 trilyon 750,9 milyar liraydı. Hükümet, daha yılın yarısı dolmadan bütçenin yarısı kadar daha bütçe talep ediyor. CHP TBMM Grup Başkan Vekili Özgür Özel, ek bütçede Erdoğan’a yüzde 40 maaş zammı öngörüldüğünü duyurdu. Ek bütçenin gerekçesi “fiyat artışları” olduğuna göre Cumhurbaşkanı da geçim sıkıntısı çekiyor herhalde diye işi şakaya vurmayacağım. AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edilecektir.
AK Parti Grubu aynı gün TBMM’ye yoklama kaçağı ve bakaya durumundaki 550 bin gençten -parası olanların- askerliklerini bedelli yapması teklifini getirdi. Yine 20 Haziran günü Enerji Bakanı Fatih Dönmez, elektrik şirketleriyle en az yüzde 30 elektrik zammı üzerinde anlaştı. Geçen yıl bu zamanlar mazotun litresine verdiğimiz 6,5 lirayı bugün sadece ÖTV’si olarak ödüyoruz; fiyat artışı üç katından fazla.

Dolar ve riyal için mi?

Erdoğan hükümeti ihracatı emeği ucuzlatarak artırma saplantısıyla Türk lirasının değerini düşürmekle övünedursun, Katar Dışişleri Bakanının Türkiye’nin ekonomik varlıklarını satın almak için değerlerinin biraz daha düşmesini beklediklerini söylemesi akıllarda.
Dolayısıyla Cumhurbaşkanı geçen hafta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın 23 Haziran’da Türkiye’ye geleceği müjdesini verince akla daha çok Erdoğan’ın bu ziyareti “dolar ve riyal için” mi bu kadar önemsediği sorusu takıldı.
“Dolar ve riyal” kalıbını özellikle bu kalıbı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığını hatırlatmak için kullanıyorum.
Tarih 14 Aralık 2018. Cumhurbaşkanı Erdoğan Kudüs Forumunda konuşuyor. Konuyu 2 Ekim 2018’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra öldürülen ve cansız bedeni dahi bulunamayan rejim muhalifi Cemal Kaşıkçıya getiriyor. Şunları söylüyor: “Veliaht Prensin (Muhammed bin Selman) en yakınında bulunanlar bu işin içinde. Sonuna kadar elbette kovalayacağız. İslam dünyasından bazı kesimler ve ülkeler ne yazık ki doların ve riyalin kurbanı olanlar bu olaylar karşısında hakkı ve hakikati söylemediler. İnsanları enayi, ahmak zannediyorlar.”

Kaşıkçı cinayeti aile içi sorun mu?

Yine dün bir şey daha oldu. Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gideceği haberi ardından Kaşıkçı cinayeti davasının kapatılıp dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesi kararına şerh koyan İstanbul 12. Ağır Ceza Hâkimi Nimet Demir, Kahramanmaraş’a atanmasını “kıdemine uygun bulmayarak” mesleği bırakacağını açıkladı. Demir muhalefet şerhinde davanın Suudi Arabistan’a devrini “sanıkların kendi davalarının yargıcı olma” sonucunu doğuracağını söylemişti.
Erdoğan’ın bir zamanlar dolar ve riyal için bırakanlar olmasına rağmen peşini bırakmayacağını söylediği Kaşıkçı davası, böylece yine Erdoğan tarafından suçlanan Muhammed bin Salman’a emanet edilmiş oldu. Erdoğan şimdi bu sorunu “aile içi” diyerek önemsizleştirme gayretinde.
Muhammed bin Salman ise, iş başına gelir gelmez aynı Kaşıkçı cinayeti nedeniyle kendisini suçlayıp uluslararası toplumdan dışlayacağını söyleyen ABD Başkanı Joe Biden’ın Temmuz’da kendisini ziyaretini beklerken bölgeyi turluyor. Önce -sırasıyla- Mısır, Ürdün ve Türkiye seyahati var; o çerçevede geliyor. Sonra da Cezayir, Yunanistan ve Kıbrıs Rum hükümetlerini ziyarete gidecek.

Para gelsin, gerisi önemli değil

Rusya-Ukrayna krizinin yükselttiği petrol ve gaz fiyatları, ABD ve AB’nin Rusya’ya uyguladığı petrol yaptırımı, ülkenin gerçek hâkimi Suudi Veliaht Prensini yakın zamana dek onu katil görenlerin baş tacı yaptı.
Suudi Arabistan Türkiye’ye yatırım yapar mı? Örneğin Erdoğan’ın rüya projesi Kanal İstanbul’a yatırım yapar mı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başa gelirlerse o ihaleleri iptal edecekleri uyarısına rağmen? Yoksa savunma sanayii gibi, liman ve havalimanları, tarım, telekomünikasyon ve enerji gibi daha stratejik sektörleri mi tercih eder ekselansları? Ya da Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar yönetimleri gibi, Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Türkiye Varlık Fonu yönetimindeki kamu şirketlerinden çok, sorun çıkarmayacak özel şirketleri almak için Türk lirasının biraz daha değer kaybetmesini mi bekliyor o da?
Peki, bütün bu manzara dururken, Cumhurbaşkanı, bakanlar ve Beştepe başkanları kendilerini maaş zammı dışında tutamazlar mıydı, en azından krizi aşma sözlerini yerine getirene dek? Asgari ücret 5 bin mi olsun 5004 lira mı tartışması sürerken bu kadar mı geçim sıkıntısı içindeler? Gerçekten güle güle mi harcayacaklar maaş zamlarını?
Gerçekten hiç şaka kaldıracak bir halde değiliz.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...