Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

AK Parti’den 19 Mart İmamoğlu itirafı Erdoğan’ın yolundan döndürür mü?

Yazar: Murat Yetkin / 22 Mayıs 2025, Perşembe / Oda: Ekonomi, Siyaset

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınması Türk siyaset ve ekonomisinin kod tarihlerinden biri oldu. AK Parti yönetiminden Zeybekçi’nin 19 Mart vakasının ekonomiye zarar verdiğini kabulü Erdoğan’ın İmamoğlu vakası tutumunu değiştirebilir mi?

Daha itirafın ne olduğunu bilmeden çoğunuzun “Hayır” dediğini duyar gibiyim. AK Parti’den gelen üst düzey İmamoğlu itirafı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CHP’nin 19 Mart’ta gözaltına alınıp Silivri Cezaevinde tutulan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu siyaseten devre dışı bırakma kararlılığından döndüreceğini ben de sanmıyorum. Tersine kabak bu itirafı yapanın başında patlayabilir.
İtirafın sahibi Nihat Zeybekçi. AK Parti’nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Daha önce Ekonomi Bakanı olarak da AK Parti hükümetlerinde görev aldı.
Zeybekçi, Ekol TV’de Armağan Çağlayan’ın sorusu üzerine “19 Mart süreci tabii ki ekonomiye zarar verdi” dedi; “Vermedi demek söz konusu olamaz. Ekonomiye zarar vermek süreç ister. Bugün olan bir vakanın ekonomideki sonuçları 6 aylık, 1 yıllık, 2 yıllık süreçlerde ortaya çıkar. Ama finans piyasalarıyla ilgili, o sürecin Türkiye’ye zarar verdiğini tabii ki söyleyebiliriz.”

Zeybekçi de mi sussun?

Zeybekçi, geçenlerde Ekonomim gazetesine söyledikleri de Ankara’da bazı kaşların çatılmasına neden olmuştu. Zeybekçi, “Ben iş insanıyım” diyordu; “Faizler bu kadar yüksekken faize yatırırım. Faizde param yok bu arada, bir genelleme yapıyorum. Faizler yüzde 30’un altına gelirse o zaman insanlar parasını üretime yatırır.” Bunu Merkez Bankasının faizi yüzde 46’ya yükseltmesinin ardından söylemişti.
Merkez Bankasının son aylarda kademeli olarak yüzde 42,5’a düşürdüğü politika faizini yeniden yüzde 46’ya çıkarmasının tek nedeni de 19 Mart İmamoğlu vakasıydı. İlk üç günde 26 Milyar dolar, iki haftalık süreçte 60 milyar dolara yakın kamu kaynağı tüketilmişti yangını söndürmek için.
İmamoğlu etkisi, Mehmet Şimşek’e de soruldu. Konuşmacı olarak katıldığı bir ekonomi forumu vesilesiyle Türkiye’ye yatırım çekmeye çalışırken. Şimşek sustu; yalnızca ekonomi programının başarısına yeniden sıcak para girişini, kredi riskinin (CDS) düşmeye başlamasını kanıt olarak gösterdi. Oysa karşısındakilerin krize 19 Mart İmamoğlu vakasının yol açtığını bildiğini de biliyordu.
“Şimşek ne yapsın?” diyebilirsiniz. Peki, Zeybekçi de mi sussun?

19 Mart ve Erdoğan’ın kararı

Siyasetten sonra ekonomi dünyasında da 19 Mart tarihi bir dönüm noktası olarak görülmeye başladı; İmamoğlu demeden İmamoğlu demenin adeta şifresi 19 Mart.
Peki, Zeybekçi kamuoyuyla paylaşmaktan çekinmediği, İmamoğlu’nun tutuklanmasının finans ve ekonomiye zararını acaba AK Parti yönetim toplantılarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da paylaşıyor mu?
Bir adım daha atalım: Zeybekçi’nin bu sözleri Erdoğan’ı İmamoğlu’nu yargı kararları üzerinden siyasetten saf dışı bırakma kararlılığından döndürür mü?
Zor görünüyor. Erdoğan için halihazırda önemli olan yeniden aday olmanın (ki şu anda DEM Parti’ye güvenmek dışında bir yolu görünmüyor) yeniden seçilmenin bir yolunu bulmak. ‘Ekonomiye sonra bakarız’ anlayışında adeta. Şu anda Türkiye’nin jeopolitik avantajını kullanıyor, Trump-Putin-Şi döneninde yatırımcıların demokrasinin kalitesine değil, daha çok kazanç kapılarının açık tutulmasına baktığına güveniyor.

Karar değişir mi?

Öte yandan CHP lideri Özgür Özel 19 Mart’ta kitleleri Saraçhane’ye çağırmamış, devamını getirmemiş olsaydı bugün hem İstanbul belediyesi hem de muhtemelen CHP’nin başına kayyım atanmış olacağını da herkes görüyor. “Yolsuzluklar yargılanmasın mı?” sorusuna Özel 21 Mayıs Pendik mitinginde taleplerinin “tutuksuz yargılanma” hatta yargılanmanın yayınlanması olduğu yanıtını yineledi.
Yani Erdoğan özellikle de PKK’nın silah bırakmasına bağlı olan Kürt sorununa siyasi çözüm, resmi adıyla “Terörsüz Türkiye” gibi tarihsel iddiası olan bir projenin ortasında elbette kitlesel muhalefeti dikkate almak durumunda.
Türkiye’yi Rusya’dan ayıran da öncelikle halkın demokratik tepkisini doğru liderlikle ortaya koyup, bir daha seçim sandığına serbestçe gidememe ihtimaline karşı durması değil mi zaten?

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: 19 Mart, Ekrem İmamoğlu, faiz, itiraf, Merkez Bankası, Nihat Zeybekçi, Özgür Özel

OKUMAYA DEVAM EDİN

Öcalan tecriti + Kürtçe eğitim = Erdoğan’a ömür boyu başkanlık
HEDEP’in oyları yükseliyor; Kürt seçmen için aday belirleyici olacak
108 miliyon kişinin kişisel verileri çalındı, BTK Google’dan yardım istedi
  • Fon Krizi: Kimler bu Cumhurbaşkanının “hiç ummadığı kişiler”?5 Kasım 2026
  • BM Genel Sekreterliği Adayı Büyükelçi Sinirlioğlu’nun Vizyonu5 Kasım 2026
  • ABD seçimleri: Trump fena kaybetti. Türkiye nasıl etkilenir?4 Kasım 2026
  • Gürlek: Üst bürokrasiye sızılmış. Kimse makamına güvenmesin.3 Kasım 2026
  • Fon krizi üzerine sosyal medyada dolaşan demirden leblebi gibi sorular3 Kasım 2026
  • Volkswagen’in Türkiye’ye dönüş işareti Made-in-Europe umudu olabilir mi?2 Kasım 2026
  • Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterlik rakibi kuzu kılığında kurt mu?2 Kasım 2026
  • Aslan sosyal demokratların Sarıgüller açmazı. Bu da mı ders olmayacak?1 Kasım 2026
  • Savunma sanayi ölçüsü ihracatla sınırlanamaz, milli güvenlik konusudur1 Kasım 2026
  • Türkiye-Azerbaycan: krize mi, yeni bir çözüme mi? Gerçekte neler oluyor?30 Ekim 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP