Yetkin Report

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Maduro Operasyonu: Trump’ın Güç Gösterisi ve Küresel Etkileri

Yazar: Özdem Sanberk / 06 Ocak 2026, Salı / Oda: Siyaset

Venezeula Cumhurbaşkanı Maduro’nun kötü bir yönetici olması ABD’nin onu eşiyle birlikte askeri operasyonla kaçırmasını haklı kılmaz; uluslararası hukukun, dünyayı yeni belirsizliklere sürütleyebilecek ihlalidir. Maduro ve eşi ABD’nin Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) ajanları tarafından canlı TV yayınlarıyla teşhir edilerek mahkemeye götürülürken görülüyor. (Foto: Ekran Görüntüsü)

 ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri güç kullanarak Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ve eşini, başkent Karakas’taki evlerinden zorla alarak Nev York’a götürmesi ve orada hapsetmesi, nereden bakılırsa bakılsın, mevcut uluslararası düzenin açık ihlalini oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı Maduro, yüzde 200 enflasyon ile petrol zengini bir ülkede halkını fakirliğe mahkûm etmiş olan, ülkesinde halefi Chavez tarafından zayıflatılan demokrasiyi tamamen yok eden, 2024 yılında yapılan son seçimlerde koltuğunu hile ile koruyan başarısız bir lider. Dolayısıyla Venezuela halkının hatırı sayılır bir bölümünün Maduro’nun gitmesine üzüldüğünü söylemek mümkün değil.

Ancak nihai tahlilde bütün bunlar ABD’nin askeri müdahalesini haklı kılmıyor. Bu tip hamleler, kuralların hâkim olduğu uluslararası düzenin bozulmasını hızlandıracak ve dünyayı yeni belirsizlikler sürükleyecek sorunlu bir müdahaleler olma vasfını taşımaktan kurtulamıyor.

Uzaktan Kumandayla Ülke Yönetmek

Öte yandan Başkan Trump’ın bu operasyonu  ABD Kongresinden yetki almadan ve hatta Kongre’ye bilgi vermeden yürütmesi de sorunlu. ABD başkanının bu konuda Kongreden ve hatta kendi partisinden eleştirilere maruz kalması muhtemel. Trump’ın bu tavrı aslında Cumhuriyetçi çoğunluğun egemen olduğu Kongre ile arasındaki makasın ne kadar açıldığını da ortaya koymakta.

ABD’nin daha önce benzer müdahalelerde bulunduğu Irak ve Afganistan’daki rejim devirme operasyonlarının, sadece lideri ele geçirmekle söz konusu ülkelerde istikrarlı ve başarılı bir yönetim kurmak için yeterli koşul olabileceği anlamına gelmediğini gösteriyor. Kaldı ki Başkan Trump bu defa Venezuela’da bu süreci tam bir işgalden kaçınarak yürütmek istiyor. Başka deyişle Trump bu ülkeleri bir nevi uzaktan kumanda ile yönetmeye çalışacağı anlaşılıyor.

Petrol ve yer altı kaynakları

Başkan Trump işgalin ekonomik amacının ülkenin zengin petrol üretimini potansiyelini ayağa kaldırmak olduğunu açıklıyor. Buna ilaveten ülkenin öteki yeraltı zenginliklerinin nemalandırılmasının gündeminde olduğunu saklamıyor.

Şu anda tablodaki görünüm, ülkede geçiş sürecini ve belki sonrasını Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’in yürüteceği bir tabloyu ortaya koyuyor. Bn. Rodriguez’in, meşruiyetini kaybetmemek için büyük olasılıkla önce ABD’yi protesto etmesi ve fakat temelde ABD taleplerini yerine getirmesi beklenebilir. Ancak ülkedeki kurumsal yapının, Maduro dışında, aynen kaldığı düşünülecek olursa, ABD ile çatışmalı bir yaklaşıma yeniden girmeyeceğinin garantisi bulunmuyor.

Trump’ın Önceliği İç Politika mı?

ABD başkanları, şimdiye kadar birçok defa iç politikada sıkıştıkları zaman dışarıda askeri güç kullanarak bu havayı dağıtma girişimlerinde bulundular.  Maduro operasyonunun tam da tartışmaların odağında olan ABD Adalet Bakanlığını merkeze alan bir çerçevede ilerleyecek olması altının çizilmesi gereken konulardan.

Venezuela Cumhurbaşkanının Nev York’a getirilip narko-terörden yargılanması ABD başkanının önemli motivasyonlarından birinin iç politika olduğunu düşündürüyor. Maduro’nun yargılanması bir şova dönüştürülerek uzun süre dikkatleri dağıtabilir. Medya bu konu ile ilgilenecek ve bir süreliğine de olsa “Epstein dosyasının tam olarak paylaşılmaması meselesi” konuşulmamış olacak. Öte yandan bu meseleyi İran içerisindeki protestolar da takip edecek gibi görünmekte. Dolayısıyla mesele Trump’ın bir günlük güç gösterisinin ötesine geçecek gibi duruyor.

Monroe Doktrini ve Rubio

Konunun dış politikayı ilgilendiren diğer bir yanı, ABD’nin Amerika yarı küresinde hâkim olma düşüncesi. Yani ABD’nin kendi bölgesinde mutlak hakimiyetini hedefleyen yeni Monroe Doktrini veya Trump’ın diliyle “Donroe Doktrini” de olayların arka planda yer alıyor. ABD Başkanının aynı şekilde Amerika kıtasında Kanada ve ayrıca Danimarka’ya ait Grönland gibi topraklara ABD’nin duyduğu ilgiye oldukça sık değinmesi de anılan ülkeleri rahatsız ediyor.

Trump yönetiminde Venezuela ile ilişkilerde, yeni dönemde Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun tam yetkili olacağı anlaşılıyor. Kendisinin Küba kökenli olması bu gündemdeki profilini güçlendiriyor. Rubio’nun bu görevinde başarılı olması halinde yeni Venezuela süreci ile birlikte 2028’e daha güçlü bir başkan adayı olarak girme olasılığına sahip olacağı düşünülebilir.

Dünya değişim ve dönüşüm

Venezuela krizi ve Trump’ın Maduro’ya uyguladığı operasyon bu değişim ve dönüşümü hızlandıracak. Kural temelli uluslararası ilişkilerden bahsetmek artık pek kolay olmayabilir. Bu gününün birçok bölgesel siyasi ve ekonomik kuruluşların üzerinde bulunduğu zemin kayganlaşmakta. Dünya güçler dengesinin hangi istikamete doğru yöneleceği konusunda henüz kestirilemeyen büyük istikrarsızlıklar sezilmekte.

Rusya- Ukrayna savaşı devam ederken uluslararası ilişkilerde belirsizlikler had safhada. Fransa ve Almanya gibi ülkelerde zorunlu askerlik konuşuluyor. Orta Doğu, Doğu Akdeniz, İsrail, İran, Suriye bize yakın sıcak bölgeler.

Her ikisi de birer teknolojik dev olan ABD ve Çin’in yeryüzünde ve uzaydaki askeri ve teknolojik rekabeti dünya gündemindeki önemli ve tehlikeli yerlerini koruyor.

Türkiye’nin Konumu

Halen ciddi iç siyasi, ekonomik, güvenlik, sosyal ve stratejik sorunları ile meşgul ülkemiz dünyada şimdilerde başlangıcına tanık olduğumuz bu büyük değişime göre pozisyon almak durumunda. Gelişmeleri süratle okuma ve buna karşı önlemleri alma konusunda zengin tarihi deneyimlere sahip Cumhuriyetimiz gerekli refleksleri gösterecektir.

Unutmayalım ki son yüz yılda ne Orta Doğu’da ne Avrupa’da alt üst olmayan ve topraklarını kısmen veya tamamen kaybetmeyen hiçbir ülke yokken, Cumhuriyetimiz kuruluşundan bu yana geçen 103 yıllık dönemde, çeşitli istikrarsızlıklar ve iç karışıklıklara rağmen çok partili serbest seçimler temelinde, bir karış toprak kaybetmeyen tek Avrupa ülkesidir. Cumhuriyetimiz kurucu ilkelerine içerde ve dışarıda sahip çıktığı ölçüde bu başarısını “ilelebet” sürdürecektir.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: ABD, DEA, Maduro, Marco Rubio, Monroe Doktrini, Trump, Venezuela

OKUMAYA DEVAM EDİN

ABD’nin Ukrayna toplantısında Türkiye neden yok?
İktidarın inşaat telaşı uluslararası destekler için kaygı yaratıyor
Kadın hakları örgütleri alarmda: “9. Yargı Paketini geri çekin”
  • ABD-İsrail-Suriye İstihbarat Ağı Kuruldu, Türkiye’ye de Bilgilendirildi7 Ocak 2026
  • Özel: Erdoğan Normalleşse, Biz de Normalleşiriz. Toplumu Germemek Lazım7 Ocak 2026
  • Trump’ın Grönland’a Göz Dikmesi, NATO, AB, Çin, Rusya, İsrail ve Türkiye6 Ocak 2026
  • Maduro Operasyonu: Trump’ın Güç Gösterisi ve Küresel Etkileri6 Ocak 2026
  • Ankara’nın Venezuela Sessizliği: Erdoğan ABD Demekten Neden Çekiniyor?5 Ocak 2026
  • Venezuela’dan İran’a: Sadece Petrol Değil Güç. Şayet Değil, Ne Zaman?4 Ocak 2026
  • ABD Venezuela Başkanını Kaçırdı, Ülkeye El Koydu. Darbe 3.0: İşgal3 Ocak 2026
  • Askeri Teknolojilerin Sivil Alanda Kullanılması: ASELSAN Örneği2 Ocak 2026
  • Avrupa 2026’da Dünyaya Hâlâ Demokrasi Dersi Verebilir mi?2 Ocak 2026
  • 2026’da 2025’ten Devraldığımız 6 Ağır, 2 İyi Yük: Sıfırdan Başlamıyoruz1 Ocak 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP