

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Iraklı Kürt lider Mesud Barzani’yle telefon görüşmesinde, Irak’ta hükümet kuruluşuyla birlikte Kobani’deki durum konusu da görüşüldü. Fotoğraf, SDG’li Mazlum Abdi’nin de katıldığı 17 Ocak, Erbil toplantısından. (Foto: KDP)
Rivayete göre, Halife ordularının Kürt komutanı Selahaddin Eyyubi, Türk yardımcısı Nureddin Zengi ile Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarmaya giderken ordularının atlarını burada suvarmış. Suriye’nin, bizim Akçakale’nin tam karşısındaki Ayn el Arab, “Arap Pınarı” şehri, Birinci Dünya savaşından bu yana Kobani diye de anılıyor. Savaşın gerekçeleri arasındaki Berlin-Bağdat demiryolunu inşa eden Almanlar burayı (aynı zamanda Cerablus’ta üslenmiş İngilizlere karşı istihbarat üssü olarak da kullandıkları) lojistik merkezi yapmış. Kobani adı, demiryolu şirketinden, “kumpanya”dan bozma. (*)
ABD Devreye Girince
Kobani’deki son durum, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın 26 Ocak akşam saatlerinde Irak Kürdistan Demokratik Parti (KDP) lideri Mesud Barzani ile yaptığı önemli bir telefon görüşmesinin –açıkladığı kadarıyla– iki önemli maddesinden biriydi.
İkinci madde, Irak’ta kurulma aşamasındaki yeni hükümete ilişkindi. Barrack, bir gün önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Irak Başbakanı Şiya el Sudani ile telefon görüşmesindeki mesajını tekrarlıyordu. Mesaj, İran’a yönelik askeri yığınağını artıran ABD’nin Irak’ta İran yanlısı bir başbakan görmek istemediği idi. Tercümesi, ABD’nin, seçimlerden birinci çıkmasına rağmen koalisyon kuramayan Sudani’nin görevden ayrılmasını, yerini önceki Başbakan Nuri el Maliki’ye bırakmasını istememesiydi. Barrack’ın bu konuyu Barzani’ye açması, KDP’yi Sudani ile koalisyona teşvik etme amacını taşıyor olabilir, göreceğiz.
Peki, Sudani’nin Irak’ta başta kalmasının Kobani ile, Kobani’ye insani yardım ulaştırılmasıyla ne ilgisi vardı?
Kobani’ye İnsani Yardım
Kobani şehrinin kuzeyi Türkiye sınırı; Suruç’a Mürşitpınar sınır kapısıyla bağlı. Güneyi ise çepeçevre Suriye ordusuyla kuşatılmış vaziyette. Suriye’deki Ahmed Şara yönetimi, SDG’yi 20 Ocak’ta varılan ateşkes anlaşmasına uymaya zorluyor.
24 Ocak’ta biten ateşkes süresine 15 gün daha eklenmişti. Bunun gerekçesi, 20 Ocak’ta SDG ile DEAŞ’a (IŞİD) karşı ittifak ilişkisini bitirdiğini açıklayan ABD’nin, ertesi gün de SDG’nin elindeki en büyük kozu alarak, onların koruduğu hapishaneleri Irak’a, ABD koruması altına almasıydı. 7000 kadar DEAŞ militanının nakli bitene kadar Suriye hükümetinden süre istemişti.
Kobani ve Haseki kuşatma altındaydı. İnsani yardım ihtiyacı vardı. Su, elektrik, yakıt, ilaç, gıda sıkıntısından çocuk ölümlerinin başladığı haberleri geliyordu.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, AK Parti hükümetinden sınır kapılarını açıp Kobani’ye acil yardım ulaştırılmasını istiyordu.
Ancak Barrack’ın Barzani’yle Kobani ve hükümet kuruluşunu konuşmasından önceki saatlerde birden Kobani ve Haseki’ye insani yardım ulaştırıldığı haberleri gelmeye başladı. Diplomasi, belki de pazarlık demek lazım işlemeye başlamıştı.
DEM değil KDP Yardım Etmiş Oldu
Kızılay, Kobani’ye 50 ton un, battaniye, bebek bezi ve gıda taşıyan 11 kamyon ulaştırdıklarını açıkladı.
Sadece Kızılay’ın Kobani’ye yardımı değil, AFAD, İHH, Hüda-Par’ın Birleşmiş Milletler koordinasyonuyla hem Kobani hem Haseki’ye, Suriye ordusunun açtığı koridordan insani yardım ulaştırıldığına dair en ayrıntılı haberleri KDP’ye yakın Rudaw TV yayınladı.
Günlerdir Kobani’ye insani yardım isteyen DEM Parti’ydi, ama ABD’nin İran ve Irak bağlantılı diplomasisiyle insani yardım KDP, BM ve Türk hükümeti olarak kayda geçti.
Bu görünümün Terörsüz Türkiye projesiyle de ilgisi var. DEM Parti, Suriye’de SDG’nin (ki Arap aşiterler saf değiştirdiğine göre sadece PKK/YPG demek de mümkün) kısa sürede kaydettiği bozgun düzeyinde gerilemeye karşı “Rojava” siyasetini öne çıkarıyor. Ama öte yandan doğrusunu yaparak, en azında şimdiye dek, TBMM’deki Komisyon çalışmalarına devam ediyor, çekilmiyor.
Kobani meselesinin Türk siyasetinde gerilim meselesi olmaktan çıkması, aslında TBMM süreçlerinde DEM Parti’nin de elini rahatlatacak bir gelişme ama olayların sıcaklığı içinde şu anda görünen o değil.
Kobani’de Başlamıştı, Orada Bitebilir.
Suriye iç savaşının 2011’de başlamasından kısa süre sonra, 2012’de -o zaman- Başbakan Tayyip Erdoğan, -o zaman- MİT Müsteşarı Fidan aracılığıyla PKK ile diyalog süreci başlatmıştı.
DEAŞ’ın (IŞİD) 2013’te kurulması, Irak ve Suriye’deki dengeleri kökten değiştirdi. Savaşın erken aşamalarında PKK’nın Suriye kolu PYD ve silahlı gücü YPG kontrolüne geçen Kobani, Ayn el Arab da 2014’te DEAŞ tarafından kuşatıldı. Türkiye’den yardım istediler.
Erdoğan, Kobani’nin her an DEAŞ kontrolüne düşebileceğini söylemesine rağmen yardımdan kaçındı. ABD Başkanı Barack Obama ile bir telefon görüşmesi sonrası, KDP peşmergelerinin Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmesine ve Türk hava sahasının, direnen YPG güçlerine silah ve cephane indirilmesi için kullanılmasına izin verdi. ABD bunun üzerine DEAŞ’la mücadele ortağı olarak PKK’yı seçti ama PKK ve türevlerini terörist saydığı için 2015’te YPG’ye SDG’yi kurdurdu.
Türkiye ve ABD’nin Suriye’de yollarının ayrılması Kobani’de olmuştu. Şimdi o dönemin sonu da Kobani ile geliyor gibi.
Şimdi dikkatlerimiz İran ve Irak’a da çevrildi.
Not
(*) Kobani hikayesini tarihsel perspektifi içinde okumak isteyenler, “Meraklısı İçin Ortadoğu Kitabı”nda ayrıntılı bilgiler bulabilir.


