Yetkin Report

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Stratejik Tercih: Brüksel’e Yazılan Mektuplar Neden Etkili Olamıyor?

Yazar: Mehmet Öğütçü / 01 Şubat 2026, Pazar / Oda: Ekonomi, Siyaset

Türkiye-AB ilişkisinin yeni bir hikâyeye ihtiyacı var. AB’nin Türkiye’yi stratejik kaldıraç gibi görmesi gerekiyor. Brüksel’deki AB Komisyonu binası. (Foto: Wikipedia)

Başlığın daha uzun şekli şu: Stratejik tercih ve Brüksel’e yazılan mektuplar neden etkili olamıyor? Avrupa Birliğinin neden Türkiye’yle yeni bir hikâyeye ihtiyacı var?

Türk iş dünyası adına DEİK tarafından Avrupa Birliği liderlerine hitaben kaleme alınan ve 31 Ocak’ta Financial Times gazetesinde paralı ilan olarak yayımlanan açık mektubu ilk gördüğümde aklımdan geçen cümle şuydu:

İyi niyetli, yapıcı, diplomatik, ama etkisi ne yazık ki hedeflenin çok altında.

Bu tespit, mektubu yazanlara haksızlık değil; aksine, meselenin derinliğini teslim etmek anlamına geliyor. Çünkü bugün Türkiye–AB ilişkileri, açık mektuplarla, teknik çağrılarla ya da nezaket diliyle ilerletilebilecek bir aşamada değil. Bu ilişki artık stratejik bir karar eşiğinde.

Mektup Sorunu Değil, Yöntem Sorunu

Doğrusu, böyle bir ilan için ödenen bütçenin çok daha sınırlı bir kısmıyla, etkili bir Avrupalı kanaat önderine ya da eski bir lider figürüne yazdırılacak güçlü bir editoryal yazı, Brüksel’de çok daha fazla yankı yaratabilirdi. Çünkü ortaya çıkan metin, bir iş dünyası çağrısından ziyade, diplomatik nota tonundaydı.

Burada kritik bir ayrım var: Diplomatlar nezaket diliyle konuşur. İş insanları ise çıkar, risk ve kazan–kazan üzerinden konuşur.

Bugün Avrupa’yı harekete geçiren dil, iltifat değil; zorunluluk hissi yaratan, gecikmenin bedelini hatırlatan dildir.

AB bugün tarihinin en zorlu dönemlerinden birinden geçiyor.

Sanayinin rekabet gücü aşınıyor.

Nüfus hızla yaşlanıyor, işgücü daralıyor.

Enerji, gıda ve tedarik zinciri güvenliği kırılgan.

Savunma ve güvenlik mimarisi baskı altında.

ABD–Çin rekabeti ise Avrupa’yı iki dev arasında stratejik sıkışmışlığa itiyor.

Brüksel’de karar alıcıların sorduğu temel soru şudur: “Neden şimdi?”

Aday Değil, Stratejik Kaldıraç

Yayımlanan mektup bu soruya güçlü bir cevap veremiyor.

Oysa cevaplar ortada. Avrupa küresel bir aktör olarak kalmak istiyorsa, sadece kuralları korumakla yetinemez; ölçeğini büyütmek, çevresini sağlamlaştırmak ve stratejik ortaklarını yeniden tanımlamak zorundadır.

Bugün hâlâ Türkiye’yi “aday ülke” başlığı altında konuşmak, meselenin özünü kaçırmaktır.

İran’dan Rusya’ya, Ukrayna’dan Kafkaslara; Batı Balkanlar’dan Doğu Akdeniz’e, Suriye’den Karadeniz’e uzanan tüm sıcak dosyaların merkezinde Türkiye yer alıyor. Bu sadece coğrafi bir tesadüf değil; jeopolitik bir gerçekliktir.

Türkiye aynı anda:

  • Avrupa’nın güney ve doğu güvenlik kuşağında kilit bir askerî aktör,
  • Kriz bölgelerinde derinliği olan bir istihbarat ve güvenlik ortağı,
  • Milyonlarca sığınmacıyı barındırarak Avrupa’nın sosyal ve siyasi istikrarına katkı sağlayan bir göç dengeleyicisi,
  • Enerji, elektrik, yenilenebilirler ve gelecekte hidrojen için stratejik bir koridor,
  • Gıda üretimi ve lojistikte kritik bir tampon,
  • Çin’e aşırı bağımlılığı azaltmak isteyen Avrupa için vazgeçilmez bir tedarik zinciri ve üretim üssü,
  • Yaşlanan Avrupa karşısında genç, eğitimli ve ölçeklenebilir insan gücü kaynağıdır.

Bu tablo, Türkiye’yi “bekleme odasındaki aday” olmaktan çoktan çıkarmış, Avrupa’nın stratejik mimarisinin doğal bir parçası hâline getirmiştir.

Teknik Doğrular, Stratejik Körlük

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, serbest dolaşım engelleri, müzakere başlıkları…

Bunların tamamı doğrudur; ama tekniktir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey teknik ilerleme değil, siyasi vizyondur.

Bu da ancak AB’nin lokomotif ülkelerinin liderleriyle, cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde kurulacak doğrudan bir diyalogla mümkündür. Çünkü konuşulan konu, sıradan bir genişleme dosyası değil; Avrupa’nın gelecekte nasıl bir küresel aktör olacağına dair bir tercihtir.

Büyük Resim Görülmeli

Açık mektup iyi niyetlidir; ancak tek başına ciddi bir mesafe katetmesi mümkün değildir. Ancak daha geniş bir stratejinin küçük bir ayağıysa anlam kazanır.

Gerçek ihtiyaç şudur:

  • Avrupa kamuoyuna yönelik güçlü, net ve tutarlı bir stratejik iletişim dili,
  • En üst düzeyde zirve diplomasisi,
  • İş dünyasıyla “Business Europe” benzeri platformlar üzerinden kurumsallaşmış diyalog,
  • Güvenlik, savunma, istihbarat, göç, enerji ve gıda boyutlarını içeren bütüncül bir entegrasyon çerçevesi.

Bu büyük resim ortaya konmadıkça, iyi niyetli girişimler ne yazık ki cılız kalır. Harcanan para, emek ve zaman da karşılığını bulmaz.

Yeni Bir Hikâye İhtiyacı

Sorun bir mektubun iyi ya da kötü yazılması değil.

Sorun, Türkiye–AB ilişkilerinde hâlâ 1990’ların diliyle konuşulması.

Oysa dünya değişti. Avrupa değişti. Türkiye değişti.

Artık soru “Türkiye AB’ye hazır mı?” sorusu değil.

Asıl soru, AB’nin kendi çıkmazlarını aşmak için Türkiye’yi stratejik entegrasyon mimarisinin merkezine almaya hazır olup olmadığı.

Bu soruya cesaretle cevap verebilen bir Avrupa vizyonu, yalnızca Türkiye’yi değil, Avrupa’nın kendisini de daha güçlü, daha dirençli ve daha etkili kılacaktır.

Aksi taktirde Türkiye kendi yoluna, AB de kendi yoluna gidecektir.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: DEİK, mektup, strateji, Türkiye-AB

OKUMAYA DEVAM EDİN

Enflasyon, Merkez Bankası güvenilirliği, bağımsızlık
Beyin göçü ve Türk doktorlar: bir Almanya gözlemi
Devlet ve halk bütçe açığı içindeyken Şimşek’in valilere TOGG çıkışı
  • Stratejik Tercih: Brüksel’e Yazılan Mektuplar Neden Etkili Olamıyor?1 Şubat 2026
  • İş Dünyası AB İle Her İhtimali Deniyor Ama Çözüm Ankara’da1 Şubat 2026
  • CHP’nin Kürt Sorunu Eşiği: Türkiye İç Barışını Sağlamak Zorundadır1 Şubat 2026
  • Marmara Denizi’ne Hayat Öpücüğü: Pina31 Ocak 2026
  • SDG Anlaşma Bozdukça Şam’la Biraz Daha Azına Uzlaşıyor. Ankara Memnun30 Ocak 2026
  • Türkiye, İran-ABD geriliminde aktif diplomatik rol üstlenmeye hazır30 Ocak 2026
  • Çin: Xi Jinping’in Gücü Sarsıldı mı, Yeniden mi İnşa Ediliyor?30 Ocak 2026
  • Enerji Politikaları: Davos’tan Çıkan Mesajlar Ve Türkiye30 Ocak 2026
  • Türkiye, ABD’nin İran Saldırısını Önleyebilir mi? Olmaz mı?29 Ocak 2026
  • 14 Yaşında bir  Büyükusta: Yağız Kaan Erdoğmuş29 Ocak 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP