

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu 19 Mart 2025 sabahı evinden gözaltına alınırken yaptığı video yayınında “Büyük bir zorbalıkla karşı karşıyayız” derken. (Foto: Ekran görüntüsü)
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” olmakla suçlandığı, 105’i tutuklu, 407 sanıklı dava, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart 2025’ten hemen hemen bir yıl sonra 9 Mart’ta görülmeye başlıyor.
Son dönemlerin en önemli siyasi nitelikli davası, İBB Başkanı İmamoğlu’nun CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesi ardından açılması nedeniyle, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan itibaren Türk siyasetini derinden etkiliyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 12 Kasım 2025’te mahkemeye sunulan 3700 sayfalık iddianamede İmamoğlu, “çıkar amaçlı suç örgütü” kurucusu ve lideri olarak gösteriliyor. İmamoğlu hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, kamu malına zarar verme gibi 142 suçlama üzerinden toplam 849 ila 2.430 yıl hapis cezası isteniyor.
İddianamede, gizli ve açık tanık beyanları, tartışma konusu olan HTS kayıtları ve MASAK raporları öne sürülerek, İmamoğlu’nun İBB başkanlığını kazandığı 2019’dan önce Beylikdüzü Belediye Başkanlığından itibaren bu çıkar ilişkileriyle önce CHP sonra da Cumhurbaşkanlığını hedeflemesi suç olarak sunuluyor.
Özel Meydanlarda Erdoğan’la Gürlek’i Kınadı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ilk günden itibaren İmamoğlu’nun tutuklanmasını ve sonra da iddianameyi “siyasete darbe” olmakla suçladı, her fırsatta CHP’nin İmamoğlu’nun ve diğer CHP’li belediye başkanlarının, çalışanlarının arkasında olduğunu vurguladı.
Özel, İmamoğlu’nun gözaltına alındığı akşamdan başlayarak bugüne dek biri İstanbul’un ilçeleri, diğeri Türkiye’nin değişik şehirlerinde olmak üzere “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” adı altında 96 miting düzenledi ve yargılamaların tutuksuz devamı ve duruşmanın TRT’den canlı yayınını talep etti.
CHP lideri İmamoğlu ve diğer CHP’lilere soruşturma ve dava açılmasında AK Partinin siyasi çıkarları doğrultusunda davranma suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e şahsen yüklendi, Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikâyet etti.
Ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 9 Mart’ta görülecek davadan bir süre önce Gürlek’i HSK’nın da başkanı sayılan Adalet Bakanlığı’na atadı.
Gürlek Bakan olduktan sonra İmamoğlu’nun “Siyaset için kullanışlı” sözüne, “O şahsın şahsım, hakkındaki açıklamalarını önemsemiyorum. Ben sadece cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım” dedi.
Silivri’de Özel Cezaevi Düzenlemesi
Davanın Silivri’de görülmesi için Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda özel hazırlıklar yapıldı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık sayısı, güvenlik ve lojistik gerekçelerle duruşma salonunu cezaevi yerleşkesine taşıdı; ilgili kurumlara resmi yazı gönderildi. Bu karar, davanın cezaevi içinde özel bir salonda görülmesini zorunlu kıldı ve kamuoyunda “özel cezaevi” tartışması yarattı.
Yargı-siyaset İlişkilerinin Geleceği
Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük yolsuzluk davası olarak da duyurulan İmamoğlu davasının 9 Mart’taki ilk duruşması, sadece 407 sanığın kaderini değil, Türkiye’de yargı-siyaset ilişkisinin gidişatını da belirleyecek. İmamoğlu’nun tutuklu yargılanması ve olası uzun ceza talepleri, 2028 seçimlerine giden yolda kritik dönüm noktası yaratıyor.
İmamoğlu’nun -hâlâ kesinleşmeyen- üniversite diplomasının iptali davası da Cumhurbaşkanı adayı olması önünde Anayasal engel. İmamoğlu, ilk defa aday yapılmama ihtimalinden söz ettiği son açıklamasında, “Demokrasi kimin adaylığıyla korunacaksa destek olurum” demiş, ancak “Bana yapılan yarın başkasına yapılır” diye eklemişti.
Duruşmaya Türkiye dışından da siyasi çevrelerin ve medyanın ilgisi var.


