Hafıza Kartı

İlber Ortaylı, İran Savaşı Konuşunda Ne Düşünüyordu?

İlber Ortaylı, hastanedeki son günlerinde İran’a ABD-İsrail saldırısına çok tepkiliydi.

İlber Ortaylı “Hocayı” 16 Mart 2026 günü uğurladık. O’na “Türkiye’nin Hocası” unvanı yakıştırılıyor. Çok yerinde bir sıfat. Vefatının ülke çapında yarattığı üzüntü onun bu mertebesini teyit etti. Evrensel düzeydeki üstün akademik başarısının ötesinde, kendi şahsında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir fikir ve duygu sentezini ifade ve temsil ediyordu. Toplumsal bilinç ve vicdanımıza sevecen ve bir o kadar da sevilip sayılan bir bilge olarak yerleşti.

Edebiyatımızın en değerli şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca bir mısraında “Uluslar büyük oğullarıyla nefes alırlar” der.

İlber Ortaylı Türkiye’nin nefes almasına büyük katkıda bulunanlardandı.

Hocanın vefatı sonrasında çok değerli makaleler yazıldı, görüşler açıklandı. Yayınlanmış kitaplarının Türkiye tarih çalışmalarına katkısı hakkında Taha Akyol’un Karar Gazetesi’ndeki tam isabet yazısını, asistanı olarak yetişmiş Prof. Dr. Taşansu Türker’in Galatasaray Üniversitesi’ndeki törende hocasının düşünce gücünü ve kültürel duyarlılıklarını bütüncül şekilde açıklayan kusursuz konuşmasını özellikle belirtmek istiyorum. Ben son günlerine ait bir anıyı aktarmakla yetineceğim.

İlber Hoca güncele ve Türkiye’ye angaje bir entelektüeldi. Sağlığı elverseydi, İran’a karşı ABD-İsrail saldırısı konusunu kamuoyunda enine boyuna işleyip, görüşlerini kapsamlı tarzda açıklardı.

İlber Hoca’nın İran Tepkisi

Vefatından 10 gün öncesine kadar Hoca’yla hastanede yüz yüze veya telefonla görüşülebiliyordu. Birkaç kez hastanede ziyaret ettim, bazen telefonda konuştuk.

Türkiye’de ve dünyada olup bitene ilgisi çok canlıydı. İran savaşı öncesindeki kriz dönemine çok eleştirel yaklaşıyordu. İran yönetiminin hem ülke içinde hem uluslararası düzlemde hatalar yaptığını kabul ediyor, ancak planlanan saldırının hiçbir meşru gerekçesi olamayacağını söylüyordu. ABD ve İsrail’in İran’ı mağlup edip teslim almaları ihtimalinin çok zayıf olduğundan söz ediyorduk. Bu durumda mağlup etme hedefli bir savaştan imha etme maksatlı bir savaşa gidilebilir miydi?

Son telefon görüşmemizi 1 Mart günü yaptık. ABD-İsrail saldırısına çok öfkeliydi ve bir aktivist tepkisi vermek istiyordu. Sonuçta hastane yatağından İran Büyükelçisini arayarak üzüntülerini dile getirmesi, birkaç gün sonra hastaneden taburcu olduğunda İstanbul’daki ABD Başkonsolosunu bir grup arkadaşıyla ziyaret ederek kişisel infialini aktarması konusunda anlaştık. İlber Hocanın hiddeti haksızlığa, hukuksuzluğa, İran halkının göreceği zarara, kültürel mirasın uğrayacağı tahribata, kendi lügatından tercüme edebileceğim kadarıyla cahil ve azgın zalimlerin ortada tahrik yokken koca bir medeniyete saldırmasınaydı. Saldırının bölge ve elbette Türkiye açısından oluşturduğu tehlikelerden büyük endişe duyuyordu. Binlerce yıllık İran medeniyeti ve coğrafyası İlber Ortaylı’nın kitabında hem insanlık mirası hem Osmanlı ve Türkiye tarihini anlamanın anahtarlarından biriydi.

ABD-İsrail ikilisinin bu pek haksız ve pek akılsız savaşına karşı tüm birikimiyle mücadele edecekti. Maalesef zamanı yetmedi.

Ruhu şad olsun.

Aydın Sezgin

Diplomat, (E) Büyükelçi

Recent Posts

Hak ve özgürlükler mücadelesi ABD ve AB’ye güvenilerek yürütülemez

NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, 30 Haziran’da Türkiye’ye geleceği bildirilen Avrupa Birliği Komisyonu heyetinin oluşumu ve…

6 saat ago

NATO Ankara Zirvesi: Askeri harcamalar, Ukrayna ve Türkiye’nin rolü

NATO’nun 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde düzenlenecek.…

14 saat ago

Deryalar, Kaptanlar ve 64 Gün 19 Saatte Bir Devr-i Alem

18 Mart 1969 günü MV Vega gemisi Ümit Burnu açıklarından geçerken güvertesine bir siyah silindirik…

3 gün ago

Güney Kıbrıs’ta Gazze toplantısı. Türkiye katılmıyor. İsrail katılabilir

Türkiye 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor. Beklentiler yüksek. Gündemde sadece Rusya’nın Ukrayna savaşı, ABD ve…

3 gün ago

CHP dağınık ama ortalık gül bahçesi olmadı: NATO telaşı neyi gösteriyor?

Son iki gündür dünyanın, Batı dünyasının NATO’nun Ankara Zirvesiyle ilgili neyi konuştuğunu izliyor musunuz? -…

3 gün ago

Ankara’nın Jeopolitikası Batıyla Normalleşme mi, Çok Yönlü Pazarlık mı?

NATO’nun 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi yaklaşırken Türkiye dış politikasında eski sorular yeniden dolaşıma sokuluyor. Misal;…

3 gün ago