Siyaset

Hüseyin Gün Yalan Söylüyorsa Casusluk Davasına Ayrı Hasar, Doğruysa Ayrı

İddianamede İmamoğlu, Özken ve Yanardağ aleyhine açılan siyasi casusluk davası gerekçeleri arasındaki bu fotoğrafın Hüseyin Gün’ün İmamoğlu’na planlı görüşmelerde bulunmayan kısa ve tek ziyaretinde çekildiği anlaşılıyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde, Ekim 2025’te iddianamesi hazırlanan siyasi casusluk davası, 11 Mayıs’ta Silivri Cezaevinde görülen ilk duruşmasında çatırdamaya başladı. İddianameye göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hedefleriyle Batılı ülkelerin istihbarat örgütleri arasında bağ kurmakla suçlanan Hüseyin Gün iddiaları reddederken, bir dönem devlet tarafından yurt dışı operasyonlarda görevlendirilmiş olduğunu iddia etti.
Mahkemeye de belge olarak, Fuat Oktay’ın Başbakanlık Müsteşarlığı (Haziran 2016-Temmuz 2018) döneminde, kendisinin Londra’da kurulmuş iki şirketinin, 1 Mart 2017’ye kadar “ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda tam yetkili” olduğunu gösteren bir yeminli tercüman çevirisi sundu. Çevirinin üzerine hangi notere ait olduğu, hazırlanma tarihi, orijinal mühür, sayı gibi bir resmî belgede aranan önemli veriler bulunmadığı gibi, Başbakanlık adresi olarak da Ziyaürrahman Caddesi görülmektedir.

Bu “belge” işini ve kendisini ciddiye alan her haber editörünün masasına gelse, bir kenara ayrılır, bu haliyle haber değeri dahi taşımaz.

Hüseyin Gün ve CHP Kurultayı

Ama mesele o değil.

İddianame öncelikle İmamoğlu’nu 2014’te CHP adına Beylikdüzü Belediye Başkanlığını kazandıktan sonra, siyasi danışmanı Necati Özkan’ın kampanya yönetimiyle önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, sonra CHP Genel Başkanlığı, sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanma hedefini odağına alıyor.

Bu yol Tayyip Erdoğan’ı da Cumhurbaşkanlığı’na götüren yoldur ve her siyasetçi için yasal demokratik zeminde meşru yoldur.
Başsavcılık ise bu yolun, İmamoğlu’nun 31 Mart 2019’da kazandığı ama iptal edilip 23 Haziran’da yinelenecek İBB seçimine hazırlanma sürecinde tanıştığı Hüseyin Gün aracılığıyla, kamu bilgilerini dış güçlere verme karşılığında siyasi destek alarak kriminalize edildiği iddiasında.

Özetlersek, Batılı dış güçler, Hüseyin Gün üzerinden kurdukları casusluk şebekesiyle İmamoğlu’nun siyasi emellerini gerçekleştirmesine neden olmuştur diyor iddianame. Devamında, İmamoğlu, Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu yerine CHP Genel Başkanlığı’na seçildiği Kasım 2023 kurultayını parayla manipüle ettiği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının da CHP’ye kapatma davası açmasını öneriyor.

Tele-1’deki muhalif yayınlarıyla öne çıkan gazeteci Merdan Yanardağ’ın da kanalına aldığı maddi destek üzerinden bu “casusluk şebekesine” girmekle suçlanıyor.

Duruşmadaki Yüzleşmeler

Duruşmada Hüseyin Gün, devletin kendisini Avrupa’da “FETÖ’cü avlamakla” görevlendirdiğini, asla casusluk yapmayacağı iddiasının yanı sıra şunu da söylüyor Mahkeme Başkanına: “Milli İstihbarat Teşkilatımızın casusluğa karşı koyma birimi beni bulamamış, hiç haberi yokmuş da biri 112’yi arayıp casusu yakalatmış, öyle mi?”

İhbarda bulunan kişi, Gün’ün “manevi annem” dediği, Özkan ve İmamoğlu ile tanışmasına vesile olan ve artık hayatta olmayan Seher Erçili Alaçam’ın öz oğlu Ümit Deniz Alaçam. Gün’e göre, “şahsi husumet” …

Gün, ifadesinde İmamoğlu ile, Alaçam’ın önerisiyle bir kez tanışıp hatıra fotoğrafı çektirdiğini, başka görüşmesi olmadığını söylüyor. İmamoğlu o günkü randevuları konusunda Mahkeme Başkanına, randevu defterini de sunup ikisinin isminin de randevu defterinde bulunmadığını göstererek “Demek ki son anda, belki işte Necati Bey rica etmiş falan bu şekilde görüştüğümüz bir insanla fotoğraf” diye açıklıyor.

Sorular, Yanıtlar

Necati Özkan bu ilk duruşma öncesinde Hüseyin Gün ile ilişkisini “Bir iş görüşmesinden casusluk icat ediliyor” diye yazmıştı. Özkan, Gün’ün İBB’yle ilgili bir iş teklifiyle gelmiş ama teklifin kabul edilmediğini, devamının gelmediğini söylüyordu. Ayrıca mahkemeye sunulan e-posta mesajları İBB’nin Ak Parti yönetiminde bulunduğu 2008, 2016 yıllarına aitti ve savcılık iddianamede “darkweb” gibi sözcüklerle algı operasyonu yapmaya çalıştığını öne sürüyordu.

T24’te Murat Sabuncu’nun aktardığına göre, duruşma salonunda Özkan ile Gün arasında şu soru-yanıtlar söz konusu olmuştu:
Özkan: “10 Haziran 2019 günü mesajımız var. 11 Haziran’da buluşuyoruz. Daha önce sizinle bir görüşmemiz oldu mu?”
Gün: “Hayır olmadı.”
Özkan: “Size herhangi bir veri verdim mi?”
Gün: “Hayır vermediniz.”
Özkan: “İBB ya da iştirakleriyle ilgili herhangi bir bilgi verdim mi?”
Gün: “Hayır.”
Özkan: “Seçimlerle ilgili manipülasyon yapmanıza ilişkin talebim oldu mu?”
Gün: Hayır.

Doğru Çıksa Ayrı, Yanlış Çıksa Ayrı

Bu soru-yanıt bölümü ardından İmamoğlu Mahkeme Başkanına şunları söylüyor:

 “Ekrem İmamoğlu’ndan, Necati Özkan’dan, Merdan Yanardağ’dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar. Böyle bir şeyi akıl edenler, yazanlar, altına imza atanlar hukukla değil, utançla anılacaktır.”

Başa, Hüseyin Gün’ün devlet adına çalıştığı iddiası ve sunduğu belgeye dönelim. Bana kalırsa Hüseyin Gün’ün devlet hesabına çalıştığını kanıtlamak için mahkemeye verdiği belge, eğer sadece o tercüme metniyse, yargılamak bana düşmez ama zayıftır.

Ola ki Hüseyin Gün doğru söylüyorsa, CHP’nin kapatılması ihtimalini de içeren bu dava AK Parti hükümetinin yetki belgesi verecek denli güvendiği bir insan üzerinden mi başlatıldı?

Yok, yalan söylüyorsa, aylardır iktidar medyasında yazılan makaleler, tartışma programları bir yalancının beyanlarına mı dayandırılıyordu; savcılar bu iddianameyi nasıl yazdılar?

O yüzden diyorum; Hüseyin Gün doğru söylüyorsa casusluk davası iddianamesine ayrı hasar verir, yalan söylüyorsa ayrı.

Murat Yetkin

Gazeteci-Yazar

Recent Posts

Cezaevinden “Küresel İkon” Makamına Mehmet Haberal

Bir süredir, günlerimin büyük bölümü hastanelerde geçiyor. Prof. Dr. Mehmet Haberal ile de geçen gün…

1 gün ago

Erdoğan, Özel’in “Gürlek Seni Dinliyor” İhbarını Duymazdan Gelebilir mi?

Hareketli bir siyaset haftasına ikisi de Adalet Bakanı Akın Gürlek ile ilişkili iki gelişme ile…

1 gün ago

Kıbrıs’ta Anayasal Boşluk: Çözümsüzlük Sadece Türkleri mi Vurdu?

  1963’ten beri fiilen Rumların yönettiği Kıbrıs Cumhuriyeti’nde denge ve denetleme mekanizmasının çöküşü artık Rum…

2 gün ago

“Seks, Yalanlar ve Video” ve CHP’ye Olanların Tek Cümlede Özeti

Türkçeye “Seks Yalanları” diye çevrilen, Steven Soderbergh’in 1989 yapımı “Seks, Yalanlar ve Video”  filmi, yalanlar…

3 gün ago

Tarımın Ve Akışların Yeni Jeopolitiği: Biz Neresindeyiz?

Uzun yıllardır enerjinin jeopolitiğini konuşuyoruz. Petrol boru hatlarını, doğal gaz koridorlarını, Hürmüz Boğazı’nı, Süveyş Kanalı’nı,…

3 gün ago

CHP’ye Çin İşkencesi: Afyon’da İlticacı, Uşak ve Antalya’da İtirafçılar

CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının 7 Mayıs akşamı Balıkesir’de başlayan toplantısına kötü haberler peşpeşe geldi. Önce…

5 gün ago