Siyaset

Zaman Her Yarayı İyileştirir mi? CHP Krizine David Easton’un Cevabı

CHP’de bugün yaşanan kriz yalnızca kimin genel başkan olacağıyla ilgili değildir. Asıl mesele tabanın kime siyasi temsil yetkisi verdiğidir. Kılıçdaroğlu’nun karşı karşıya olduğu sorun da tam burada ortaya çıkıyor.

CHP’de yaşanan son kriz üzerine yapılan tartışmaların büyük bölümü hukuk, kurultay süreçleri ve liderlik hesapları etrafında dönüyor. Ancak bazen siyaset bilimi bize günlük siyasi tartışmaların göremediği şeyleri gösterir.

Bugün CHP’de yaşananları anlamaya çalışırken aklıma Amerikalı siyaset bilimci David Easton’ın yarım asır önce geliştirdiği önemli bir kavram geliyor: “spesifik destek” ve “yaygın destek” (specific support ve diffuse support).

İlk bakışta teknik görünen bu ayrım, aslında CHP’de bugün yaşanan krizin merkezindeki soruya ışık tutuyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve yakın çevresi gerçekten neyi yanlış okuyor olabilir?

Belki de asıl yanılgı, bugün yaşanan tepkinin geçici olduğunu düşünmeleridir. Belki de temel varsayım şudur:

“İnsanlar bugün öfkeli olabilir. Sosyal medyada tepki gösterebilirler. Parti örgütleri rahatsız olabilir. Ancak zamanla bu tepki azalacak ve taban yeni durumu kabullenecektir.”

Siyaset tarihinde bu düşünceye sıkça rastlanır. Bazen de doğru çıkar. Ama her zaman değil.

İki Tür Destek

Easton’a göre siyasi liderler ve kurumlar iki farklı tür destekten beslenir.

Birincisi, spesifik destektir. Bu, insanların belirli bir karar, politika veya lider hakkındaki güncel değerlendirmeleridir. Ekonomik kriz olur, destek düşer. Başarılı bir seçim sonucu gelir, destek yükselir. Bir lider hata yapar, insanlar kızar. Sonra zaman geçer ve öfke azalır. Spesifik destek doğası gereği değişkendir.

Siyaset bununla yaşamayı öğrenmiştir.

Ancak Easton’ın asıl önemli katkısı ikinci destek türüdür: Yaygın destek.

Bu, insanların bir lideri ya da kurumu kendi kimliklerinin, değerlerinin ve siyasi aidiyetlerinin doğal temsilcisi olarak görmesidir. Bu destek günlük gelişmelerden çok daha derindir. İnsanlar bazen hoşlanmadıkları liderlere bile yaygın destek vermeye devam edebilirler. Çünkü o liderin hala “kendilerinden biri” olduğuna inanırlar.

İşte siyasetin görünmeyen sermayesi budur.

CHP’de Kaybedilen Ne?

Bugün CHP’deki tartışmanın merkezinde aslında bu soru bulunuyor.

Kaybedilen şey yalnızca anlık destek mi? Yoksa daha derin bir meşruiyet rezervi mi?

Sosyal medyaya, il ve ilçe örgütlerinden gelen açıklamalara, belediye başkanlarının tavırlarına ve parti tabanındaki genel havaya bakıldığında dikkat çeken şey yalnızca eleştiri değildir.

Daha derin bir kırgınlık ve kızgınlık hissedilmektedir. Tepkinin tonu önemlidir. Çünkü insanlar yalnızca “yanlış yapıyorsunuz” demiyor. Giderek artan biçimde “bizi temsil etmiyorsunuz” diyor.

İşte bu ayrım kritik önemdedir.

Bir lider hakkında olumsuz düşünmek başka şeydir. O liderin artık sizi temsil etmediğine inanmak başka şey. Birincisi, zamanla değişebilir. İkincisi çok daha zordur.

Siyasi Meşruiyetin Sessiz Çöküşü

Demokratik siyasette meşruiyet yalnızca hukuki yetkiden ibaret değildir. Mahkemeler görev verebilir. Parti tüzükleri yetki tanıyabilir. Ancak siyasi meşruiyet başka bir yerden gelir. Temsil edilenlerin rızasından.

Bu nedenle CHP’de bugün yaşanan kriz yalnızca kimin genel başkan olacağıyla ilgili değildir. Asıl mesele tabanın kime siyasi temsil yetkisi verdiğidir. Kılıçdaroğlu’nun karşı karşıya olduğu sorun da tam burada ortaya çıkıyor.

Yaklaşık on üç seçim boyunca partiyi yöneten bir lider olarak, seçim kazanamayan bir dönemin sembolü haline geldi. Buna karşılık CHP, onun ayrılmasının ardından tarihinin son yıllardaki en güçlü siyasi yükselişlerinden birini yaşadı. Bu nedenle birçok seçmen yaşananları yalnızca bir liderlik değişimi olarak değil, geçmişe dönüş girişimi olarak görüyor.

Ve siyaset psikolojisinde geçmişe dönüş duygusu çoğu zaman gelecek umudundan daha zayıf bir mobilizasyon üretir.

Asıl Soru

Bu nedenle CHP’de bugün sorulması gereken asıl soru hukuki değildir.

Soru şudur: Siyasi meşruiyet, yalnızca zamanın geçmesiyle yeniden üretilebilir mi? Yoksa bir noktadan sonra kaybedilen rıza geri döndürülemez hale mi gelir?

Belki de burada sorulması gereken başka bir soru daha vardır: Kılıçdaroğlu ve yakın çevresi bu tabloyu neden farklı okuyor olabilir?

Easton’un yaklaşımı bu konuda da önemli bir ipucu sunuyor. Siyasi liderler bazen karşı karşıya oldukları tepkinin niteliğini yanlış okuyabilirler. İnsanların temsil ilişkisini sorguladığını değil, yalnızca öfkelendiğini düşünebilirler. Ortaya çıkan reaksiyonu kalıcı bir meşruiyet sorunu olarak değil, zamanla yatışacak bir hoşnutsuzluk olarak değerlendirebilirler.

Oysa bugün CHP’de dikkat çeken nokta, tepkinin yalnızca sosyal medyada ortaya çıkmaması ya da belirli gruplarla sınırlı kalmamasıdır. Parti örgütlerinin önemli bir bölümü, belediye başkanlarının büyük çoğunluğu, milletvekillerinin önemli kısmı ve parti tabanının geniş kesimleri benzer bir pozisyon almış görünmektedir.

Bu nedenle mesele yalnızca insanların kızgın olup olmaması değildir. Mesele, insanların kendilerini kimin temsil ettiğine dair kanaatlerinin değişip değişmediğidir. Siyasette en kritik kırılma noktası da budur. Çünkü insanlar bir lideri artık yanlış yaptığı için değil, kendilerini temsil etmediği için reddetmeye başladığında, sorun geçici bir destek kaybının ötesine geçmiş demektir.

David Easton’un teorisi ikinci ihtimal konusunda bizi uyarıyor. Çünkü siyasi sistemler ve liderler yalnızca yetkiyle ayakta kalmazlar. Onları ayakta tutan şey, temsil ettikleri insanların gözündeki meşruiyetleridir. Belki de CHP’de bugün yaşanan tartışmanın özü budur.

Sadece tepkinin büyüklüğü değil, niteliği de.

Yetki yeniden kazanılabilir. Makam yeniden elde edilebilir. Ancak insanlar artık sizi kendi siyasi hikayelerinin ve gelecek tahayyüllerinin temsilcisi olarak görmüyorsa, kaybedilen meşruiyeti geri kazanmak çoğu zaman kaybedilen makamı geri kazanmaktan çok daha zordur.

Alpaslan Özerdem

Prof. Dr. George Mason Üniversitesi, Barış ve Çatışma Çözümleri Carter Okulu Dekanı

Recent Posts

Kılıçdaroğlu televizyonda, Özel mahalle kahvesinde: hangisi daha güçlü?

Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Sözcü TV yerine spekülasyon yapıldığı gibi TGRT’ye çıksa kendisi ve yol arkadaşları…

1 saat ago

Tehlikeli ve Büyüleyici Bir Uğraş: Sualtı Mağara Dalışı

Dünyaya başka gözlerle bakmak için seyahat etmekle yetinmeyenler klasik gezginlerden ya da turistlerden farklı olarak…

4 saat ago

Pervin Buldan: 5 günlük işi var. Yasayı Meclis tatile girmeden çıkaralım

TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Terörsüz Türkiye sürecinin aksamaması niçin…

24 saat ago

Türkiye’nin Jeopolitik Primi ve Güven Açığı

Türkiye son dönemde uluslararası siyasetin birden fazla kriz hattında yeniden görünür hale geldi. Avrupa Parlamentosu’nun…

1 gün ago

Orta Güç Türkiye G7 Zirvesine Neden Davet Edilmedi?

G7 Liderler Zirvesi Fransa'nın Evian kentinde sona erdi. Zirvenin ardından yayımlanan bildirilerde Ukrayna, Rusya, enerji…

2 gün ago

Avrupa Parlamentosu “davalar siyasi” dedi Akın Gürlek’e yaptırım istedi

Avrupa Parlamentosu (AP), 17 Haziran’da yaptığı oylamayla kabul ettiği 2025 raporunda Türkiye’ye sert eleştiriler yönelterek,…

2 gün ago