NATO Ankara Zirvesi, sadece askeri bütçelerin artırılmasına değil, ittifakın Orta Doğu, Karadeniz ve Kafkasya açılımlarına da sahne olacak.
Batı savunma ittifakı NATO 7-8 Temmuz Ankara Zirvesi’nde öncelikle üyelerin askeri harcamalarını artırmasını istiyor, ama bu sadece ABD’nin Avrupa’daki üyeleri Rusya’dan korkuyorlarsa ellerini ceplerine atmaları için gerekmiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 32 liderin buluşacağı Ankara Zirvesi’nde gündemde olan “NATO 3.0” doktrini aynı zamanda NATO’nun etki alanını Orta Doğu, Karadeniz ve Kafkaslar’a genişletme hamlesi anlamına da geliyor.
Bunun en somut göstergelerinden biri de Ankara’ya Erdoğan’a bir “hediyeyle” geleceğini söyleyen ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’daki temasları sırasında görüşeceği, Erdoğan’ın özel davetiyle Ankara’ya gelecek, NATO üyesi olmayan iki liderle görüşmesi olacak. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski zaten 2022’de Rusya’nın başlattığı savaştan bu yana NATO zirvelerinin müdavimi oldu. Bu defa Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da Ankara’da; Trump’ın ikisiyle 8 Temmuz, çarşamba günü görüşmesi planlanıyor. Trump’ın Ankara’da Erdoğan dışında yalnızca Zelenski ve Şara ile görüşeceği bildiriliyor.
Ankara Zirvesi Asya-Pasifik bölgesinden Basra Körfezi ülkelerine, Avrupa Birliği liderliğinden Azerbaycan’a dek dünyanın değişik bölgelerinden liderleri bir araya getirecek
Jeopolitik ayrıntılara girmeden önce NATO Zirvesi’nin Ankara ve Ankaralılara etkilerine değinmek istiyorum, çünkü küresel siyasi ve askeri dengeleri değiştirme iddiasındaki zirve toplantısının yükünü ise Ankaralılar çekiyor.
Üç ay önce başlayan ve İçişleri Bakanlığının “Turkuaz Operasyonu” adını verdiği güvenlik önlemleri bir hafta, on gündür Ankaralıları adeta cendereye sokmuş durumda. 5 milyon nüfuslu başkentte 48 bin 841 polis, 7447 jandarma, 639 siber güvenlik uzmanı ve destek personeliyle yaklaşık 70 bin görevli, özellikle havalimanlarıyla Zirvenin yapılacağı Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi ve Ankara Kongre Merkezi’ne giden ve onlara çıkan yolları kademe kademe kapatıyor.
Sadece o da değil. Örneğin, bu trafiğin merkez noktasındaki Meclis 7, 8, 9 Temmuz günleri toplanmama kararı aldı. Yüzlerce kişi gözaltında, bunlara sivil toplum kuruluşu üyeleri, hatta gazeteciler dahil. Açıklama yapılmıyor ama hükümet NATO karşıtı protesto gösterilerinin yapılmasını istemiyor. 5 Temmuz’da Ankara’daki bir protestoya polis sert müdahale etti; yaralılar ve gözaltılar var.
NATO’nun Orta Doğu açılımı sancısız olmuyor.
Sadece Orta Doğu değil; Karadeniz, Kafkaslar ve ötesi de var.
Erdoğan’ın Ankara’ya davet ettiği NATO-dışı ülke liderlikleri bunu gösteriyor.
Örneğin NATO’nun 2004 İstanbul Zirvesi sırasında yine Türkiye’nin önerisiyle başlatılan İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) çerçevesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar, BAE, Kuveyt ve Bahreyn dışişleri bakanlarıyla buluşacak. Suriye’nin yeniden inşasının NATO etki alanı ve Körfez sermayesiyle ilişkilendirilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede Irak’ta önemli gelişmeler var. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın geçtiğimiz günlerde Irak’ta hem hükümet hem de Kürt özerk yönetimi yetkilileriyle görüşmesinin hemen ardından Erdoğan’ın hukuk başdanışmanı Mehmet Uçum’un PKK’nın silah bırakması yoluyla Kürt sorununa siyasi çözüm için çerçeve yasasının Temmuz sonuna dek Meclis’e geleceğini, tam NATO Zirvesi öncesinde “Geri dönülmez eşik” vurgusuyla açıklaması sadece Türkiye’yi değil tüm Orta Doğuyu ilgilendiren bir gelişme.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Ankara’da olacak. Trump, Türkiye ve Azerbaycan’ı Ermenistan-İran sınırı boyunca, Zengezur koridoruna kendi adını (TRIPP) taşıyacak ulaşım hattıyla Orta Asya’ya Türkiye üzerinden erişim niyetini gizlemiyor.
Bir adım geriye çekilip büyük resmi görmeye çalışınca bu gelişmelerin;
Bu görünümün tam ortasında ve hepsine komşu olan tek NATO üyesi Türkiye’dir.
İstanbul’daki 3’üncü Kolordu karargâhının NATO acil müdahale işlevine ek olarak, Suriye sınırında, Adana’daki 6’ıncı Kolordu’nun da savaş zamanında NATO emir-komuta yapısıyla bütünleşmesi planlanıyor.
Bu gelişmeler Türkiye’nin NATO’daki işlevini çevreden merkeze çekiyor.
Ankara Zirvesi’nin Türkiye’nin NATO bünyesindeki işlevini çevreden merkeze kaydıracağı görülebiliyor.
Zirvenin odaklanacağı konularsa;
Her üç başlıkta da Türkiye’nin ağırlığı son birkaç yılda arttı. Özellikle de Türkiye’nin Suriye’de rejimin değişmesine katkı sağlayan askeri operasyonlarına tepki veren NATO müttefiklerinin yaptırımları sayesinde hızla gelişen savunma sanayisi atılımlarını vurgulamak gerekiyor.
Erdoğan, bu yeni durum karşısında Türkiye’ye Avrupa’nın savunulmasında daha fazla iş düşeceği, Türkiye’nin de bunun karşılığında yeni Avrupa güvenlik sisteminde AB’nin oybirliği sisteminden kaynaklanan yaptırımlarla engellenmeden yer almasını istiyor.
AB Konsey Başkanı Antonio Costa ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen Ankara’ya geliyor. Erdoğan, Türkiye’ye NATO üzerinden AB’de bir yer arıyor.
Hem Türkiye’nin demokratik kalitesindeki açıklar hem de AB’de Türkiye’ye karşı önyargılar nedeniyle üyelik şimdilik hayal, ama daha sıkı ekonomik entegrasyon mümkün olabilecek mi?
NATO Zirvesi sürprizlere gebe.
Dünya Kupaları yalnızca futbolun değil, dünyanın değişen dengelerinin de aynası haline geldi. 2026 Dünya Kupası…
Bizi biz yapan, kişiliğimizi, isteklerimizi, meraklarımızı, hayattaki amaçlarımızı, beklentilerimizi şekillendiren şüphesiz çocukluk yaşantımızdır. İnternet çağı…
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 4 Temmuz 2026’da yalnızca bağımsızlığının 250. Yılını kutlamakla kalmıyor. Aynı zamanda…
Türkiye'den bakınca hâlâ birçok ülkenin ABD Başkanı Donald Trump’ın izinden gittiğini görmek şaşırtıcı oluyor. Trump’ın…
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 7-8 Temmuz NATO Ankara Zirvesi'nden en stratejik beklentilerinden birinin Avrupa’nın savunulması…
2 Temmuz 1993 günü Sivas katliamının 30’uncu yılı. Otuz yıl önce bugün Sivas’a Pir Sultan…