Berlin eyalet meclisi seçimini, eyalet başbakanı adayı olarak Türk kökenli Elif Eralp’i (ortada, beyaz gömlekli) gösteren Die Linke (Sol Parti) kazandı.
Almanya’da 20 Eylül’de yapılan Berlin eyalet meclisi seçimlerini, eyalet başbakanı adayı olarak Türk kökenli Elif Eralp’i aday gösteren Sol Parti (Die Linke) kazandı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından siyasi iltica almış sosyalist bir ailenin kızı olarak Almanya’da doğan Elif Eralp, Sol Parti oylarını önceki seçime göre 12,3 puan artırarak yüzde 24,5 ile seçimden birinci sırada çıktı. Bu sonuçla Die Linke 159 üyeli parlamentoya 42 üye verdi. Eralp’in eyalet başbakanı olması için en az 80 üyenin desteği gerekiyor; bu da koalisyon kurmasını gerektiriyor.
Buna karşın, eyalette iktidarın büyük ortağı konumundaki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ağır bir darbe alarak 8,2 puan kaybetti ve yüzde 19,4 seviyesine geriledi. Diğer yandan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) oyunu 6,9 puan artışla yüzde 16-17 bandına yükseltirken, koalisyonun küçük ortağı Sosyaldemokrat Parti (SPD) yüzde 12 seviyesine düşerek tarihinin en ağır yenilgilerinden birini yaşadı. Eralp’in bu başarısı hem Almanya genelindeki sol siyaset hem de göçmen kökenli siyasetçiler açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Nitekim Die Linke’nin seçim propaganda sloganlarından biri de “New York’ta Mamdani kazandı, Berlin’de Elif kazanabilir” olmuştu.
Elif Eralp liderliğindeki Sol Parti’nin bu tarihi başarısının temelinde başkentteki en büyük kriz haline gelen yüksek kira fiyatları ve barınma sorunu yatıyor. Kampanyasını konut fiyatlarının dondurulması ve büyük gayrimenkul şirketlerinin kamulaştırılması vaatleri üzerine kuran Eralp, artan yaşam maliyetleri altında ezilen dar ve orta gelirli Berlinlilerin desteğini bir araya getirmeyi başardı.
Merkez sağ CDU’nun uğradığı hezimetin ardında ise federasyon düzeyinde de hissedilen yönetim krizleri ve ekonomik durgunluk öne çıkıyor. Hükümetin altyapı yetersizliklerine çözüm üretememesi, kamu hizmetlerindeki aksamalar ve seçmene güven veren net bir vizyon sunulamaması CDU’dan büyük oranda kopuşa yol açtı.
Berlin’le aynı gün yapılan Mecklenburg-Vorpommern eyalet meclisi seçimlerindeyse AfD oylarını yüzde 37,1’e yükselterek birinci parti çıktı. Onu yüzde 35,5 alsa da, ikinci sıraya düşen SPD ve ciddi oy kaybına rağmen yüzde 5 barajını aşabilen CDU izledi.
6 Eylül’de yapılan Saksyona-Anhalt eyalet seçimlerinden de AfD birinci parti çıkmıştı.
seçim sonuçları, aşırı sağcı AfD’nin ana akım partilere duyulan tepkiden beslenerek güç kazandığını bir kez daha teyit etti. Göç politikaları ve ekonomik güvensizlik üzerinden oy toplayan AfD’nin yükselişi, merkez siyasetin taban kaybetmeye devam ettiğini gösteriyor.
Berlin’de çıkan bu tablo, federasyon genelindeki siyasi parçalanmayı derinleştirdi. Hiçbir partinin mutlak çoğunluğa ulaşamadığı başkentte, Eralp liderliğinde kurulması muhtemel bir Sol-Yeşiller-SPD koalisyonu konuşulurken, merkez sağ ve sosyal demokrat kanattaki erime Almanya genelinde erken bir siyasi tıkanıklığın habercisi kabul ediliyor.
Cumhurbaşkanı danışmanı Uçum'un yeni Anayasa tasarımı üzerine yazdıklarında hem MHP'yi hem de DEM'i rahatlatmaya yönelik…
Yunanistan, İsrail, AB ve ABD desteğine dayanarak Türkiye'nin ekonomik sıkıntılarını stratejik atalet sanma hatasına düşmemeli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile görüşmesi öncesinde Ankara İran'a yönelik iki ekonomik yaptırım kararı…
Ukrayna savaşının çok yönlü riskleri nedeniyle artan Rusya korkusu Avrupa güvenlik dengelerini de hızla değiştiriyor.
Aydoğan Özcan gerçek bir mucit. Kamu sağlığını ucuz, basit ve herkesin erişebileceği hale getirmek amacında…
Erdoğan ve Bahçeli ittifakının ekonomik kriz sürdükçe seçim kazanamayacağı 2024'te anlaşılınca "Kazanamıyorsan kaybettir" stratejisine geçildi.