

Trump ABD-İran anlaşmasına varıldığını açıkladı ama İsrail daha imzalanmadan mutabakata uymayacağını söyledi. (Foto: Beyaz Saray)
ABD Başkanı Donald Trump tarafından 80’inci doğum günü olan 14 Haziran’da duyurulan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından da Türkiye ve Katar’a teşekkürleriyle doğrulanan ABD-İran barış anlaşmasına daha imzalanmadan İsrail’den “Bizi bağlamaz” açıklaması geldi.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran’ın durdurulmasında ısrarlı olduğu, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının devam edeceğini açıkladı. İsrail basını da Başbakan Netanyahu’nun Trump’a İran’la anlaşmasının kendilerini bağlamayacağını söylediğini bildirdi.
İşin bu noktaya geleceği aslında kestirilebilirdi. Nitekim Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da anlaşmadan memnuniyet duyduğunu bildirdiği açıklamasında “sabotajlara” karşı uyarmıştı. Sabotajların tek kaynağı İsrail olmayabilir; örneğin, İran’ın anlaşmasını istemeyen radikal gruplar biliniyor, ama ilk oyunbozanlık İsrail’den geldi.
Baştan itibaren sürecin içinde olan MİT Başkanı İbrahim Kalın da Türkiye’nin “Temkinli bir bekleyiş” içinde olduğunu söyledi.
Vance imzalamak istemiyor mu?
Anlaşmanın, ki aslında tam bir anlaşma da değil, bir Mutabakat Muhtırasının 19 Haziran’da Cenevre’de imzalanacağı duyuruldu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance imza törenine Trump’ın da katılabileceğini bildirdi. Belki Trump’ın İran savaşında kendisini İsrail’in taleplerine fazla kaptırdığını düşünen Vance, kalıcı olup olmayacağı bilinmeyen bu ABD-İran mutabakat metninin altına imza atmak istemiyordur.
İsrail basını son olarak Trump’ın aslında silahlı Kürt grupları mollalar rejimini devirmekte kullanmak yanlısı olduğunu (Trump’ın “silah verdik ama kullanmadılar” sözlerini hatırlayalım) ama Vance’ın bunu Erdoğan’a sızdırarak engellediğini öne sürmüştü. Sanki silahlandırılan Kürt grupların Tahran’a yürümesi toplu imhaları dışında bir sonuç getirecekmiş gibi…
Trump, Vaşington’daki İsrail lobisinin etkisiyle, İslâm Cumhuriyeti rejimin 2-3 haftada değişeceği yolundaki İsrail dolduruşuna gelip girdiği İran savaşından Kasım 2026 ara seçimleri öncesinde çıkmak istiyor ama her çıkmak istediğinde karşısında İsrail Başbakanı Netanyahu dikiliyor.
İsrail yönetimi, İran’da istediklerini tamamen alamadı. Bunun yayılmacı öfkesiyle, Lübnan’ı bırakmam, gerekirse Kudüs’ü de alırın saldırganlığı içinde, karşı çıkan herkesi de antisemit diye damgalıyor.
ABD-İran mutabakatının maddeleri
Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD-İran arasındaki mutabakatın tam metni henüz açıklanmadı ama şu maddelerin olabileceği uluslararası medyaya sızdı:
• Mevcut kırılgan ateşkes 60 gün daha uzatılarak İran ve Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilip barış müzakerelerine geçilmesi. (İsrail’in Lübnan itirazı bu konuda.)
• Hürmüz Boğazı’nın boğazın geçiş ücreti olmaksızın engelsiz gemi trafiğine açılması. İran mayınları temizleyecek, ABD ise İran limanlarındaki deniz ablukasını kaldıracak.
• ABD petrol ihracatına izin verilmesi ve dondurulan İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması gibi yaptırımları kademeli olarak (silahlı vekil gruplara verilen destek ve nükleer program gibi) “performansa bağlı” hafifletecek.
• İran’ın nükleer silah edinmeyeceğini taahhüt edecek, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının seyreltilmesi, imhası ya da başka ülkelere nakledilmesi konuları 60 gün içinde karara bağlanacak
• İran’ın balistik füze programına dair ayrıntıların da 60 gün içinde karara bağlanması öngörülüyor. Ancak İran füze programını tümden sonlandırmayacağını söylüyor.
ABD-İran mutabakatı zaten bu haliyle “geçici” nitelikte. Trump’ın seçim kampanyası öncesi, görüntüde de olsa bir zafere ihtiyaç duyması, Şerif’in de ona uyumlu davranmasıyla ilan edilen bu mutabakatın, 19 Haziran’da imzalansa dahi ne kadar kalıcı olacağı kuşkulu.


