

Terörsüz Türkiye oylamasında Özel, Yeni Parti yönetiminin kendilerine yapılan haksızlıklara rağmen “Barışın önünde durmayıp” evet oyu kullanacağını, ama grubu serbest bıraktıklarını açıkladı.
Terörsüz Türkiye çerçeve yasası 10 Ağustos’ta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye geçilmeden önce, tüm bu süreci başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli oylama aşamasına 18 saat sonra geçilebileceği tahmininde bulundu; yasa teklifinin Adalet Komisyonu’nda görüşüldüğü süreyi esas alıyordu.
Sürenin bu kadar uzamasının nedeni, sürece baştan itibaren karşı olan ve çalışmalarına katılmayan İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun ay-yıldızlı atkılarla donanmış grubuyla birlikte Meclis İçtüzüğü’nün bütün imkânlarını ortaya koyarak sergilediği direnişti. Aslında AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler de önlemini almış, 12 maddelik yasa teklifini Meclis Başkanlığına “Temel yasa” olarak sunarak madde madde görüşülmesini engellemiş, iki bölüm halinde görüşülmesini sağlamıştı. Madde madde görüşülse, bir de Yeni Parti grubu da “hayır” kararıyla direnişe geçse, yasa AK Parti, DEM ve MHP oylarıyla geçebilir ama günler sürerdi.
Mahkeme kararıyla CHP yönetimine gelmiş Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi zaten “Evet” oyu açıklamıştı. Gözler mutlak butlan darbesini yedikten sonra CHP’den kopanlarca kurulan Yeni Parti’deydi.
“Barışın önünde durmayacağız”
Özel Yeni Parti içinden ve dışından çevrelerin “Hayır” demesi yönündeki baskısı altındaydı.
Yargıdan gelen mutlak butlan darbesinden önce de Ekrem İmamoğlu ve belediyeler davalarıyla en fazla hasar gören siyasi aktör, şimdi henüz kuruluş aşamasındaki Yeni Parti idi.
Genel Kurul görüşmelerine geçmeden önce basına kapalı olarak topladığı bir buçuk saatlik Yeni Parti Meclis grubu toplantısının ardından yaptığı Genel Kurul konuşmasında, seçmen tabanının “Size bütün bunları yapan bir iktidarın getirdiği yasaya nasıl “evet” diyeceksiniz?” baskısı altında olduğunu söyledi. “Bu yasaya en çok “hayır” deme hakkına sahip olduklarını” söyledi.
Ama “Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık,” dedi, “Barışın önünde durmayacağız,” diye ekledi.
Bulduğu çözümü de Meclis kürsüsünden ilan etti. Yeni Parti yönetimini yasa taslağına “evet” diyecekti, ama TBMM grubu seçmenlerinin talebine göre oy kullanmakta serbest olacaktı.
Böylelikle sadece hem Komisyon Raporu’na attıkları imzadan dönmemiş hem AK Parti’ye tepkilerini göstermiş hem milletvekillerini seçmenlerine karşı rahatlatmış hem de Kürt seçmenle, o arada DEM Parti’yle köprüleri atmamış oluyorlardı.
Özel’in zor kararı
Özel daha önce YetkinReport’a, yasa teklifinin Komisyon raporundaki PKK’nın silah bırakması yoluyla Kürt sorununa siyasi çözüm arayışına dair 6’ncı maddesiyle alakalı olduğunu ama demokratik ve hukuki haklarla ilgili 7’nci maddesini es geçtiğini söylemişti.
Öncelik önce barış, sonra demokratik çözüm olacaksa ve yasa MGK’nin PKK’nın silah bıraktığını doğrulamasıyla 6 aylık uygulama süresi verilecekse o süre içinde Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmasından belediyelere kayyım atamasının durdurulmasına, tutuksuz yargılama esaslarının uygulanmasına dek demokratikleşme adımları da atılabilirdi.
Özel bu nedenle AK Parti, MHP ve DEM’e “Biz imzamızın gereğini yapıyoruz, sıra sizde” dedi.
Özel ve Yeni Parti’ye “hayır” baskısı yapan kamuoyunun endişeleri ise şimdiye kadarki aldatılmışlık deneyimlerinden kaynaklanıyor.
Bunu en net şekilde 9 Ağustos’ta Mansur Yavaş önemli siyasi çıkışında söyledi: Kürt meselesinin çözümü Erdoğan’ın bir dönem daha iktidarda kalmasına endekslenmemeliydi.
AK Parti, MHP ve DEM, attıkları imzanın arkasında duracaklar mı? Yoksa yine “Atı alan Üsküdar’a geçecek” mi?


