

DEM Parti heyeti Terörsüz Türkiye sürecinde henüz geri dönüşü olmayan noktaya gelinmediğini, ama o noktaya gelinmesine çalıştıklarını söylüyor. Soldan sağa, Çetin Arkaş, Mithat Sancar, Gültan Kışanak. (Foto: T24)
DEM Parti İmralı heyeti 26 Ağustos’ta Ankara’da Starton Otel’de bir basın toplantısı düzenledi. İmralı heyetinden Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, önceki BDP Eş Genel Başkanı ve görevden alınmış Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’la tutulmuş, 34 yıl hapis yattıktan sonra serbest kalan Çetin Arkaş konuştular. Son yıllarda bu kadar geniş yelpazede gazetecilerin ilgi gösterdiği ve kabul edildiği bir basın toplantısına katılmamıştım. Kendisi de gazeteci kökenli olan Gülten Kışanak, basın toplantısına hemen her kesimden 40 kadar gazetecinin gösterdiği ilgiyi, çözüm sürecine gösterilen ilgiye bağladı ve Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının TBMM’de 467 oy gibi yüksek bir çoğunlukla kabulü arasında bağ kurdu.
DEM: Kandil-İmralı görüşmesi olmadı
Basın toplantısının soru-yanıt şeklinde tam metnini T24’te Gökçer Tahincioğlu gayet güzel toplamış; uzun ve ayrıntılı okumak isteyenler için bağlantıyı buraya bırakıyorum.
Ama kamuoyunun iki sıcak merak konusunda aldığımız yanıtları aktarıp, öyle biraz derine dalalım:
- Son günlerde sosyal medyada yayılan ve iddiaya göre Kandil’den bir PKK heyetinin 1-2 Şubat tarihlerinde İmralı’da Öcalan’la görüştürülmesine dair tutanaklar… Sancar net olarak “Böyle bir görüşme olmadı,” dedi, “ama ileride ihtiyaca göre olabilir.”
- Öcalan yasanın çıkmasının ardından yeni bir silah bırakma çağrısı yapacak mı? Sancar “İmralı’dan yeni bir silahsızlanma çağrısı konusunda alınmış bir karar yok” dedi.
Karşılıklı beklentiler devam ediyor.
Geri dönüşü olmayan noktada mıyız?
Karşılıklı güvensizliklerin aşılması basın toplantısının öncesindeki iki güncel gelişmeye rağmen kolay değil.
- Çerçeve yasa uyarınca oluşturulan koordinasyon kurulunun ilk toplantısını 24 Ağustos’ta yapması ve
- SDG lideri Mazlum Abdi’nin örgütünü dağıtıp Suriye devletiyle bütünleşme kararını ilan etmesi DEM heyetinde bardağın yarısı dolu bakışının ötesine henüz geçemiyor; bu da doğal. de geri dönüşü olmayan noktaya ulaşılmış değil.
Arkaş şöyle ifade etti:
- “Geri dönüşsüz bir noktaya geldik mi? Çok isterdim bunu söylemeyi: Artık hiçbir tehlike kalmadı. Bütün çabamız bunu söyleyebilmek içindir. Tarihsel olarak bu süreci istemeyen iç ve dış odaklar olabilir. O nedenle bu sürecin yürütücüleri ellerini çabuk tutmalı.”
“200 yıllık defteri kapatalım”
Az önce söz ettiğimiz iki gelişme sadece aynı 26 Ağustos günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Malazgirt konuşmasında ikisine de değinip “Ortadoğu tarihi yeniden yazılıyor” dediği için bağlantılı değil; basın toplantısında Mithat Sancar da Türkiye’de bu süreç ilerlemeseydi, Suriye’deki gelişmelerin mümkün olamayacağını ifade etti.
Kışanak’ın bu konuda verdiği örnek de ilginçti. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in Şam’ın Kasyun Dağı’ndan seyrettikleri bir fotoğraftan söz etti. Bunu bir mücadelenin kazanımı olarak yorumladı. İlginç olan, Şara’nın 8 Aralık 2024’te Şam’da iktidarı almasının ardından kendisini 22 Aralık’ta ziyaret eden Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile de Kasyun Dağı’nda çay keyfi fotoğrafı vermiş olmasıydı.
Kışanak buradan hareketle Osmanlı döneminin son yüzyılından itibaren baş gösteren ve PKK’nın kurulmasından itibaren, yaklaşık son 50 yılı çok kanlı geçen Türk-Kürt çatışma ortamına değindi:
- “200 yıldır çözemediğimiz bir sorunu isyan ve bastırma retoriği içerisinde yeniden, yeniden yaşadık. Şimdi arzu ediyoruz ki bu defteri tümden kapatalım. 200 yıllık çatışmayı bitirecek tarihi dönüm noktasındayız.”
İki yıldır kan dönülmedi, can yitmedi
DEM Parti’nin “süreci kolaylaştıracak iki talebi var:
– Öcalan’a açık ve ilan edilmiş merkezi görev verilsin,
– Alt kurullar sadece devlet görevlilerinden oluşmasın, hukukçulara, akademisyenlere, siyasilere de yer verilsin, her kurulda mutlaka kadın üye olsun.
DEM Partililer bu “tarihi dönüşüm noktasında” sadece iktidar ya da muhalefetteki siyasi partilerin değil, medyanın kullandığı lisanın da yapıcı olması çağrısında bulunuyor.
Sancar, “Dört ülkede doğrudan faaliyet gösteren, dünyanın birçok ülkesinde de ayrıca örgütlenmiş örgütün şiddet ve silahtan hukuk ve siyaset alanına geçiş süreci, tek başına bu bile gerçekten muazzam büyüklükte bir dönüşüm ve çok yoğun çaba, planlama ve değerlendirme gerektiriyor” hatırlatmasının ardından “Sanki bir barış sürecinde değilmişiz gibi” eski söylemlerin devamından yakınıyor:
- “İki yıldır kanın akmadığı, canın yitmediği gerçeği yokmuş gibi davranılıyor.”
Aslında AK Parti ve MHP gibi, DEM Parti de geri dönüşü olmayan noktaya hâlâ ulaşılmadığını, yolun başında olduğumuzu ve “iç ve dış” engelleme girişimleri olduğunda birleşiyor. Bu çerçevede hem Yeni Parti’den hem CHP’den gelen son destek mesajları önemli.
DEM Parti’nin bu endişelere rağmen “200 yıllık çatışmaya son vermek” amacıyla bardağın dolu tarafına bakmaya devam etmesi de öyle.


