

Eşi Ayşe Buğra ile 2017’den bu yana tutulduğu Silivri Cezaevi’nde bir görüş gününde görülen Osman Kavala hakkında AİHM ikinci kez serbest bırakılması kararı verdi. Uygulanması sürpriz olur, ama bu Terörsüz Türkiye projesiyle de çelişiyor.(Foto: bianet.org)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine dair ikinci başvurusunda da Türkiye’yi haksız buldu. 25 Ağustos’taki duruşmada açıklanan kararla Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) altı maddesini ihlal ettiğine hükmetti.
“İnsan hakları ihlal edildi”
AİHM daha önce 2019’da Gezi Davası nedeniyle mahkûmiyet alan Kavala’nın durumunun AİHS’nin “özgürlük ve güvenlik hakkıyla” ilgili 5’inci maddesi ve “haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlarıyla” ilgili 18’inci maddesinin ihlali kararıyla “derhal” serbest bırakılmasını istemişti. Ancak tutuklu yargılama devam etmiş ve Kavala hakkında Gezi protestolarını hükümete karşı kalkışma sayan mahkeme nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı 2023’te kesinleştirilmişti.
AİHM bu defa kararını 5 ve 18’inci maddelere ek olarak, “işkence yasağına” dair 3’üncü, “adil yargılanma hakkı”na dair 6’ncı, “ifade özgürlüğüne” dair 10’uncu ve “toplanma ve dernek kurma” hakkına dair 11’inci maddelere de dayandırdı. Kararda Türkiye’deki mahkemelerin “kötü niyetli olarak Kavala’yı özgürlüğünden mahrum bıraktığı” söylendi. Mahkeme 2,5 saat süren duruşma sonunda, Gezi Parkı protestolarının barışçıl olduğunu, dolayısıyla düşünce özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlal edildiğine 15-2 oy çokluğuyla hükmetti.
“Kavala serbest bırakılmalı”
25 Ağustos’ta Ekrem İmamoğlu duruşmasını izlemek üzere İstanbul’a, Silivri Cezaevi’ne gelen Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, AİHM kararının Türkiye’deki yargı itibarına vurulmuş bir darbe olduğunu öne sürerek Kavala’nın derhal serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Yargının AİHM kararı uyarınca Kavala’yı serbest bırakacağına dair bir işaret bulunmuyor; uygulanması büyük bir sürpriz olur.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin artık Türkiye’nin politika önceliği olmadığını açıklaması bunu gösteriyor. Bunda AB’nin Türkiye’nin önüne haksız engeller de çıkararak siyasi yaptırım yeteneğini yitirmesinin de payı bulunuyor.
Terörsüz Türkiye ile çelişiyor
Öte yandan Erdoğan yönetimi halen Cumhuriyet’in şimdiye dek en kapsamlı siyasi projelerinden biri olan Terörsüz Türkiye projesi ile PKK’yı silahlı tehdit olmaktan çıkararak Kürt sorununa Meclis çatısı altında siyasi çözüm bulma sürecine girişmiş durumda. Bu proje kapsamlı hukuki düzenlemeleri de gerektiriyor ve TBMM Raporu bunun hukuk devleti ve demokratikleşme boyutları olmasını da öngörüyor.
Bir yandan PKK lideri Abdullah Öcalan’a AİHS’nde yeri olan “umut hakkından” söz edilirken, diğer yandan Osman Kavala, Selahattin Demirtaş gibi siyasi mahkûmlara yönelik AİHM kararlarının uygulanmaması ciddi bir çelişki anlamına geliyor.

