

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sigara yasağının daha sıkı uygulanması için sunacağı yasa teklifine bu konuda hassas olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanlarından Oktay Saral’ın tepki vermesi, beklenmedik bir tartışmaya neden oldu. (Foto: X/Kemalmemişoğlu)
Kamuoyu fon krizinden siyasetçi transferlerine dek ağır gündemle daralmışken, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sigara yasağı konusunda TBMM’ye gönderilecek yeni yasal düzenlemeler üzerine 10 Ekim’de yaptığı açıklamalara Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Oktay Saral’ın gösterdiği tepki, halkın sağlığını ilgilendiren en temel konularda bile ne tür engeller çıkabileceğine yeni bir örnek oldu.
Memişoğlu TRT yayınında düzenlemenin 18 yaşından küçüklere tütün ürünleri satışının engellenmesi için T.C. kimlik numarasıyla satışı da içereceğini söyledi.
Saral’ın bu yayından kısa süre sonra X hesabından yayınladığı tepkisine göre, bu uygulama kişisel mahremiyete halel getirirdi ve Cumhurbaşkanı memleketin önemli meseleleriyle uğraşırken bir de bu konuda vatandaşın tepkisini yüklenmemeliydi.
Saral’ın tepkisi, T.C. numarası soracak esnafla vatandaşı karşı karşıya bırakma ya da karaborsaya yol açma gibi endişelerden kaynaklanıyorsa haklı olabilir, ama asıl sorunun vatandaşın tepkisi odaklı, başka deyişle seçim odaklı olduğu izlenimi veriyor.
Tütüne bağlı ölüm ve ekonomik kayıplar
Memişoğlu, Saral’a 11 Ekim’de X üzerinden sigaradan harap olmuş bir akciğer görseli eşliğinde
Saral’ın “mahremiyet” endişelerini anladığını, bunu dikkate alacaklarını, ama yasanın asıl olarak 18 yaş altını korumayı amaçladığını söyledikten sonra şöyle sürdürdü:
• Sigara içmeyen milyonlarca vatandaşımızın haklı hassasiyetini ve temiz hava hakkını çok iyi biliyoruz; sosyal alanlarda yaşanan mağduriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Amacımız, başta evlatlarımız olmak üzere toplumumuzu tütünün yıkıcı etkilerinden korumaktır.”
Saral bunun üzerine Memişoğlu’nun açıklamasının üzerine gitmemeyi tercih etti, yaklaşımı için teşekkür etti.
Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de tütün alışkanlığına bağlı hastalıklar nedeniyle 2025 verilerine göre bir yılda 125 bin kişi ölmüş. Bunların 25 bini, yani yüzde 20’si “pasif içici”, yani kendi içmese bile sigara içilen ortama maruz kalanlar.
Sağlık ve insan kayıplarının ekonomiye getirdiği yük ise 24 milyar lira olarak tahmin ediliyor. (Karşılaştırmak için, neredeyse son fon krizinin zararı kadar.)
Sigara yasağına rağmen artış sürüyor
Sigara yasağını baştan beri destekliyorum. Eksik uygulanmasını eleştiriyorum. Nüfus artışının gerilemesiyle birlikte, sigara yasağının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın neredeyse çeyrek asırdır hayata geçirilmesinde en başarısız kaldığı hedeflerden biri olduğu kanısındayım.
Kapalı yerlerde sigara içme yasağı ilk olarak toplu taşıma araçlarıyla sağlık ve eğitim kurumlarını kapsayacak şekilde 1996’da başladı. Bunu bütün kapalı alanları kapsayacak şekilde genişleten 5727 sayılı yasa, Erdoğan’ın bu konudaki kararlılığı sayesinde 2008’de çıktı. İlk başlarda tuttu da. Gerisini Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Toker Ergüder’den okuyalım:
• “2013’ten itibaren sigara kullanımı çok hızlı şekilde arttı. 2008-2012 yılları arasında tütün kullanımını yüzde 14’e yakın düşürüp dünya rekoru kırmıştık. Tütün endüstrisi, 2013 yılından sonra saldırılarını çoğalttı.
• “Son 10 yılda Türkiye’de kadınlardaki sigara içme oranı yüzde 40 artmış ; 15-29 yaş grubu kadınlarda yüzde 90’dan fazla yükseliş var. Ölen biz, kazanan yabancı sigara şirketleri olacak. Mevcut trendi yeniden döndürüp, eski başarı hikâyemizi tekrar sağlamalıyız.”
Her taraf dumanaltı
Sigara yasağı fiilen hâlâ etkin olarak 1996’daki gibi toplu taşıma, sağlık ve eğitim kurumlarında uygulanıyor. Aynı şeyi -Erdoğan’ın geçiş süresi tanımasıyla- 2009’dan itibaren uygulamaya başlanan lokanta, kafe, kahvehane gibi yerler için söylemek mümkün değil.
Ya da şöyle uygulanıyor: En önde, en manzaralı, en ferah masalar sigara içenlere ayrılırken, sigara içmeyenlere tuvalete, mutfağa, kasa ve en kuytu köşedeki masalar gösteriliyor. Zaten her taraf dumanaltı.
Yeme-içme mekânları adeta “Sigara içmeyen müşteriye ihtiyacımız yok” tutumu içindeler. Sigara içenler değil, sigara içmeyenler caydırılıyor.
Sigara lobilerinin mi, esnafın gücü mü?
Bu durumu, sigara yasağının uygulanmasından sorumlu makamlardaki bakanlarla yüz yüze konuşmalarımda da iletiyorum. Gelir peşinde, dolaylı vergilerle eli cebimizde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le de, Sağlık Bakanı Memişoğlu ile de, önceki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve şimdiki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da bu konuya el atmaları gerektiğini söyledim. “Aaa, tabii, çok haklısınız, bakalım…” türünden iyi niyet gösterisi niteliğinde yanıtlar aldım. Sonuç ortada. Bakalım Mustafa Çiftçi döneminde
Demek ki lokanta-kafe-kıraathane esnafının oy gücü, Erdoğan’ın sigarayı bıraktırma kararlığına baskın geliyor diye düşünüyorum. Ya da yabancı sigara tekellerinin lobi gücü. Belki ikisi de…


