
AB’nin Türkiye’yle arası giderek açılırken, Türkiye yeni işbirliği zeminleri arayışında. Kanada Başbakanı Mark Carney 22 Ekim’de Ankara’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la stratejik ortaklık belgesi imzaladı. 23 Ekim’de Avrupa ve Ortadoğu’dan dışişleri bakanları İstanbul’da buluşuyor. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)
Avrupa Birliği’nin Ankara Temsilcisi Avio Orav’ın 22 Ekim’de düzenlediği basın toplantısından ayrılırken zihnimde beliren cümle “Artık ne AB’nin Türkiye’den bir beklentisi var, ne de AB’nin Türkiye’den” idi. Oysa daha önce Estonya Büyükelçisi olarak da görev yapmış deneyimli diplomat toplantıya “Türkiye’nin AB’ye, AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var” diye sözlerine başlamıştı. Ne var ki ne büyükelçinin konuya hakimiyeti ne de iyi niyeti artık durumu “Ne Ankara ne Brüksel ilk hayır diyen olmak istiyor” döngüsünden kurtaracak gibi.
AB-Türkiye: nereye?

Avio Orav, AB’nin Türkiye Temsilcisi.
İş dönüp dolaşıp AB’nin 2004’te stratejik miyopluk sonucu bir sınır ihtilafını bünyesine alması anlamına gelen Kıbrıs sorununda düğümleniyor. Örneğin, gazeteciler Türk sanayicilerini isyan ettiren Made-in-Europe’dan dışlanma konusunu soruyor; yanıt, geçen hafta Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da yer aldığı DEİK toplantılarında, Brüksel’de de dile getirilen Türkiye’nin Kamu İhale Yasası’nı AB girişimcilerine açması gereği. Peki, Türkiye bunu sağlarsa Made-in-Europe’a dahil olacak mı, Gümrük Birliği güncellemesinde Kıbrıs Rum ve Yunan engeli kalkacak mı? Efendim, BM’den ümitliyiz! Hayırlısı!
Türkiye-Libya anlaşmasına AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in verdiği ve pek bir karşılığı bulunmayan tepki soruluyor. Büyükelçi Dışişleri ve Güvenlik Sorumlusu (ve memleketlisi) Kaja Kallas’ı da ekleyerek “Tutumumuz belli, ilkelerimiz belli” gibilerinden bir yanıt veriyor.
Hakikaten, bir gün önce Brüksel’de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la görüşen Kallas, yüzünde oyuncağı alınmış çocuklara benzeyen bir somurtmayla AB’nin Türkiye-Libya anlaşmasına tepkisini vücut diliyle de göstermeye çalışmıştı.
Peki, ya insan hakları, basın özgürlüğü, LGBT operasyonları? Ülke raporunu bekleyin!
Aynı saatlerde Kanada-Türkiye
Türkiye’nin en azından vize serbestisi konularında 2016 anlaşmasından kalan 6 maddeyi hâlâ yerine getirmediği, o çerçevede söz verdiklerini yapmadığı doğru. AB’nin 2004’te BM Kıbrıs planından başlayarak Türkiye’ye verdiği sözlerde durmadığı da doğru.
AB’nin Türkiye üzerindeki siyasi yaptırım potansiyelini, güvenlik ve bağlantısallık beklentilerine rağmen uzun süredir yitirdiği, Türkiye’nin ticaret ve sanayi işbirliği dışında siyasi bir beklentisinin kalmadığı açıkça görülüyor.
Öte yandan, AB Temsilcisi Orav’ın bu açıklamaları yaptığı sırada Kanada Başbakanı Mark Carney Ankara’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşüyordu. Carney 7-8 Temmuz’da NATO Zirvesi için de gelmişti ama bu Kanada Başbakanı’nın Türkiye’ye ilk ziyaretiydi.
Birkaç yıl önce, NATO müttefiki Türkiye’ye askeri malzeme ambargosu uygulayan Kanada ile (enerji ve ulaştırma anlaşmalarına ek olarak) savunma sanayi işbirliği anlaşması ve stratejik ortaklık belgesi imzalandı. Carney basın toplantısındaki sözlerini, Türkçe olarak Cumhuriyet’in kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözleriyle bitirdi.
Yine aynı saatlerde R4 ve E3 dışişleri bakanlarının İstanbul toplantısı açıklandı.
R4+E3: Avrupa’nın kazancı, AB’nin kaybı
R4+E3 şu anlama geliyor:
• R4’teki R, İngilizce “Regional” bölgesel sözcüğünün kısaltması. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır’ın oluşturduğu bir grup. ABD ve İsrail’in İran’a savaşından Gazze’ye, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarındaki enerji sıkışmasından Yemen sorununa dek konuları görüşüyorlar. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ayrıca Mekke Paktı üyeleri ve Mısır’ı da aralarında istiyorlar.
• E3’teki E, İngilizce “Europe”, Avrupa’nın kısaltması. İngiltere, Almanya ve Fransa’dan oluşuyor. 2003’te İran nükleer müzakereleri için kuruldu. Halen Rusya’nın Ukrayna Savaşı’nı da odağına alıp NATO ve özellikle ABD’nin Ukrayna’ya desteği için çalışıyorlar. Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz komşusu Türkiye, NATO üyesi olarak hem Ukrayna hem de Rusya ile diplomatik kanallarını açık tutmaya çalışıyor.
Türkiye’nin girişimiyle 23 Ekim’de İstanbul’da yedi ülkenin katılımıyla yapılacak bu toplantı, Ukrayna ve İran savaşlarını, başka deyişle, Ortadoğu ve Avrupa güvenlik sorunlarını birlikte ele alacağı ilk toplantı olacak.
Son dakika sürprizi ise E3 üyesi olmamasına rağmen İtalya’nın da katılmak istemesi. Avrupa, AB’nin ataletiyle bulamadığı çözümün arayışında, Türkiye boşluğu değerlendiriyor.


