
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Güney Kore seyahati dönüş yolunda uçaktaki gazetecilere fon krizi konusunda şimdiye dek en köşeli sözlerini sarf etti. (Foto: AA)
Bunun AK Parti dünyasında yaklaşan bir fırtınanın işaret, mi, yoksa tepkileri yumuşatma hamlesi mi olduğunu zaman gösterecek ama Cumhurbaşkanı şunları söylemiş:
- “Bu konuda gerekli yol haritasını oluşturduk, gerekli talimatları verdik. Yol haritasına göre her kurum kendi görevini yerine getiriyor.
- “Yani buradan daha önce yaptığım açıklamalarda da söylediğim gibi herhangi bir taviz vermemiz mümkün değil. Gerek mevzuat gerek idari tedbirler gerek yargı süreçleri hepsi yakın takibimizde. Rüşvet, usulsüzlük, suistimal, bütün bunlar tek tek ortaya çıkartılıyor.
- “Tabii bir gerçek var? Nedir bu gerçek? Bakıyorsunuz hiç ummadığınız insanlar, bu işlerin içerisine girmişler. Yargı bunları tespit ediyor ve gerekeni yapıyor.
- “Biliyorsunuz Devlet Denetleme Kurulu’nu görevlendirdim. Onlar da kendi incelemelerini yürütüyor. Oradan çıkacak netice de çok çok önemli.”
Gürlek ve Erdoğan’ın kabul ettikleri
Adalet Bakanı Akın Gürlek 3 Kasım günü yaptığı açıklamalarda daha önce hükümet ve AK Parti yetkililerince ifade edilmeyen bazı unsurları kabul etmişti. Fon krizi, başta küçümsendi, önemsiz gösterilmeye çalışıldı. Şeytana uymuş birkaç sahtekârın işiydi. Bırakın ekonomiyi, bırakın borsayı, mali piyasaların çok küçük bir kısmını ilgilendiren arızî bir adlî vakaydı. Oysa Gürlek;
- Krizin bürokrasinin üst kademelerine, devletin denetim katmanlarına sızmış, organize ve kapsamlı bir suç örgütü olduğunu,
- Ülkenin mali piyasalarını ele geçirmeye hedefleyen, devletin bütün kurumlarıyla “teyakkuza” geçirecek ölçüde ve içeriden destekli bir yapının söz konusu olduğunu ve,
- Ekonomiye zarar verdiğini kabul etti.
Gürlek, hemen ardından açıklamalarına ekleme yapma gereği duyup, “Cumhurbaşkanımızın talimatı nettir” vurgusuyla, “Hiç kimse, sahip olduğu makamın, kurduğu ilişkilerin veya arkasına aldığı gücün kendisini hukuktan koruyacağını düşünmesin” demişti.
İki gün sonra, 5 Kasım’da ise Erdoğan, ilk kez bu suç yapılanmasında, kendi çevresinden insanların da yer aldığını söylüyor; “Hiç ummadığınız insanlar bu işlerin içerisine girmişler” ifadesi bunu gösteriyor.
Kimler bu “ummadığımız insanlar”?
Erdoğan’ın bu sözleri henüz yayınlanmamışken, 4 Kasım’da Yeni Parti’nin ifşa etmesiyle durumu açığa çıkan eski bakan ve AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın ve görevden alınan SPK eski Başkanı Ömer Gönül’ün ikinci defa ifadelerinin alınacağı duyuruldu.
Demek ki kendilerine daha önce sorulmamış sorular vardı; şimdi sorulacaktı.
Hayır, şafak vakti evleri basılmadı ama bu defa adliyeye gizlice getirilmediler; kameralar onları bekliyordu.
Sayan Kaya’nın Erdoğan’ın “ummadığımız insanlar” kategorisine girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendisine önce bakan, sonra da AK Parti’de genel başkan yardımcısı olarak güvenmişti. Fon krizi patladığı sırada Erdoğan BM Genel Kurul çalışmaları için Nev York’ta idi ve Türk resmi heyetinde (Emine Erdoğan’a eşlik edenler arasında da olsa) Sayan Kaya da bulunuyordu. “Nereye giderse gitsin” diyen Adalet Bakanı Gürlek de Nev York heyetindeydi örneğin.
Acaba Erdoğan’ın “ummadığımız insanlar” sınıfına girenler arasında son Nev York temaslarında heyetinde yer verdiği başka isimler de var mıydı?
Gerçekten nereye, kime giderse mi?
Erdoğan’ın söylediklerinden Devlet Denetleme Kurulu (DDK) soruşturmasının henüz sonuçlanmadığı anlıyoruz.
Cumhurbaşkanı DDK’yı fon krizini araştırmakla görevlendirince Başkanı Salih Tanrıkulu, Yönetim Kurulu Başkanlığını (aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu Başkan Vekili olan) Erişah Arıcan’ın yaptığı Borsa İstanbul yönetim kurulundan istifa etmişti.
DDK’nın 2015-2024 yılları arasındaki başkanı ise fon krizi nedeniyle sorgulandığı için soruşturma sürecinde Takasbank Genel Müdürlüğünden istifa etmek zorunda kalıp adli kontrolle serbest bırakılan Yunus Arıncı idi.
Evet, çözdükçe dolaşan bir düğüme benziyor ama bir noktada birinin İskender gibi kılıcı vurup kesmesi gerekiyor.
Erdoğan’ın son açıklaması bakalım o kılıç darbesi olacak mı?


