Avatar

Gazeteci-Yazar

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Erdoğan’ın Baş Danışmanı İbrahim Kalın ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’i dinlerken, fotoğrafın sol arka köşesinde MİT Başkanı Hakan Fidan halinden memnun görünüyor.

Libya’nın geleceği üzerine Almanya’nın girişimiyle Berlin’de toplanan uluslararası konferanstan ateşkes olmasa dahi siyasi çözüm ve silah ambargosuna devam kararı çıkması, üst düzey bir yetkiliye göre Türkiye’nin onayını aldı. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkiliye göre, Türkiye, katılımcı diğer on bir ülke, BM, AB, Afrika Birliği ve Arap Ligi ile ortak açıklamadaki 55 maddenin tamamıyla “mutabık kaldı”. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın (Libya toplantılarının tamamına katılan) Baş Danışmanı ve Sözcüsü İbrahim kalın, 20 Ocak’taki Twitter mesajında “Berlin Zirvesi, Libya’da çatışmaların durması ve siyasi çözüm için önemli bir fırsattır” dedi; “Cumhurbaşkanımızın etkin ve çok yönlü diplomasisi, Türkiye’yi sürecin kilit aktörlerinden biri yapmıştır. Türkiye, vekalet savaşlarına karşı yapıcı ve barışçıl politikasını sürdürecektir”. (*) Alman Şansöylesi Angela Merkel’in geçen Ekim ayında ortaya attığı Libya konferansı süreci, Türkiye’nin Libya ile iki anlaşma imzalayıp gerekirse BM tarafından tanınan hükümete asker desteği göndereceği kararıyla hızlanmış, Türiye-Rusya ateşkes çağrısını takiben konferans mümkün olmuştu.
Yetkinreport’un sorularını yanıtlayan yetkili, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Berlin Konferansından neden planlanandan iki saat önce ayrıldığı yolundaki soruyu, “Hiçbir sorun yok. Sadece yemeğe kalmadık. Dışişleri Bakanımız [Mevlüt Çavuşoğlu] sonuna kadar oradaydı” şeklinde yanıtladı. Yetkili Cumhurbaşkanının yemeğe kalmama nedenini “yoğun programı” olarak izah etti. Ancak Mısır Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi, ya da onun desteklediği Libya’daki isyancı güçlerin komutanı Halife Hafter ile aynı masaya oturmak istememesine mi bağlı olduğu yolundaki soruya, “Hafter liderlerin olduğu hiçbir yerde olmadı” yanıtını vermekle yetindi. Erdoğan, geçen Eylül ayında BM Genel Kurulu sırasında ABD Başkanı Donald Trump’ın verdiği yemeğe de, Mısır’ın seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirip yerine geçmiş olması gerekçesiyle katılmamıştı.

Ateşkes çıkmadı ama…

Konferanstan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’taki yaptığı türden bir ateşkes çağrısı çıkmadı. BM Genel Sekreteri António Guterres, katılımcıların ateşin kesilmesi üzerinde mutabakat sağladıklarını, ancak “gerçek bir ateşkesin” sağlanabilmesi için bütün ülkelerin çatışan taraflara daha çok baskı uygulaması gerektiğini söyledi. Erdoğan ve Putin’in çağrısı, Libya’nın BM tarafından tanınan hükümetinin başı Feyiz El Serrac tarafından kabul edilmiş, ancak Hafter tarafından imzalanmamıştı.
Almanya Şansölyesi Angela Merkel ise, Konferansın Libya’da siyasi çözüme çabalarına “yeni bir ivme” kazandırdığını, BM silah ambargosuna tam uyulması için “destekçilerin” çabalarının siyasi çözüm getireceğini düşündüğünü söyledi. Katılımcı ülkeler, Cenevre’de BM gözetiminde görüşmeler için Serrac ve Hafter güçlerinden beşer temsilci istedi.
Konferansa ev sahibi Almanya’nın yanı sıra BM Güvenlik Konseyinin beş daimi üyesi ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere, Türkiye, Libya’nın doğu ve batı komşuları Mısır ve (Türkiye’nin ısrarıyla) Cezayir, Libya’nın Akdeniz komşusu İtalya, Afrika Birliği’ni temsilen Kongo, Hafter’i Mısır’a jet uçakları göndererek destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri katıldı. Yunanistan’ın son anda Hafter’i Atina’ya davet ederek onun üzerinden Konferansa katılma çabaları sonuçsuz kaldı.

Asker gönderme şimdilik rafta

Görülebileceği gibi, aslında hiçbir ülke istediğini tam olarak alamadı ancak Libya’nın geleceği üzerine söz söyleyecek ülkeler tescil edilmiş, deyim yerindeyse masa kurulmuş oldu.
Berlin mutabakatı sonrasında hükümetin 2 Ocak’ta Meclis’ten alınan yetkiye dayanarak Libya’ya asker gönderme ihtimali daha da azaldı. Hafter’in askeri çözümde ısrar edip başkent Trablus’u ele geçirme çabalarını durdurmak uluslararası taahhüt altına girmiş oldu. Ancak bunlar sonuç vermezse, yetki yine de Erdoğan’ın elinde olacak.
Türkiye’nin Berlin’de taahhüt altına girdiği konulardan birisi de dış müdahalelere karşı olmak idi. Bu tabii Türkiye gibi bütün katılımcıları bağlaması gereken bir madde. Konferans sürerken Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Erdoğan’a Suriye’den Libya’ya militan gidişine izin vermemesini söylediği basınla paylaşıldı. Öte yandan Fransız paralı askerlerinin de (tıpkı Rus paralı askerler gibi) Hafter saflarında savaştığı da uluslararası medyaya yansımış vaziyette. Berlin mutabakatı, katılımcı ülkelerin birbirlerini suçlamak yerine iğneyi kendilerine batırmalarını sağlayacak mı? Bunu zaman gösterecek, ancak Türkiye açısından siyasi riski yüksek bir hamlenin büyük oranda sonuç getirdiği söylenebilir.

(*) 20 Ocak 2020 saat 10.30’da güncellendi.

Yeni ayrıntılarla devam edecek…

Comments

  1. Libya zirvesi, savaşı körükleyen ve destekleyenlerin bir araya gelerek taleplerini dile getirdiği bir zirve olmuş sanırım. Sarrac ve Hafter nihayetinde tek başına ayakta durabilecek güçler değil ve ağababaları olmadan imza atamazlar.

    Kaleminize sağlık Murat bey, sayenizde siyasetin satıraralarını objektif bir şekilde okuyabiliyoruz. 👍

Bir Cevap Yazın