Zeynep Miraç

Gazeteci-Yazar miraczeynep@gmail.com

Tiyatrocu Sumru Yavrucuk, 13 Eylül günü bu fotoğrafı sosyal medya hesabından yayınlayarak üzerine “Oyun izleme mesafesi budur! Neden bu yasak?Mesafeniz bize anlaşılan” yazdı.

Pandemi başladığından bu yana kültür sektöründe çalışanlar dayanışma ve destek çağrısında bulunuyor. Salonlar kapatılıp etkinlikler yasaklandığında başlayan çağrılara hâlâ bir cevap alabilmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir destek görebilmiş değiller.
Perde kapama zorunluluğu ve aylarca sıfır gelirle yaşamak dünyanın her yerinde sanatçıları, kültür kurumlarını ve çalışanları benzer şekilde etkilendi. Farklı olan ise hükümetlerin tavırları oldu.
Avrupa Birliği, “Avrupa’yı Avrupa yapan değerlerin, zengin ve üretken kültür alanının” korunması gerektiğine karar verdi, özel önlemler aldı. Almanya “Yeni bir başlangıç” başlığı altında bir milyar euroluk bir fon hazırladı. Birleşik Krallık ise kültür sektörüne 1,57 milyar poundluk bir destek vereceğini söyledi.
İtalya 245 milyon Euro, Yeni Zelanda 120 bin dolar, Kanada 380 milyon dolar, Fransa 7 milyar dolarlık destek açıkladılar. Dünyanın en yoksul ülkelerinden Madagaskar ise pirinç çuvallarıyla destek oldu sanatçılara. (1)

Türkiye listenin neresinde?

Türkiye bu listenin neresinde sorusu kaçınılmaz. Şu ana kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı ya da başka bir kamu kurumundan herhangi bir fon açıklaması gelmiş değil.
Farklı önlem ve destekler var mı diye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın web sitesine girdim. Ana sayfada karşıma “Dünyanın En İyi Turizm Filmleri Kapadokya’da yarışıyor” haberi, Bakan Ersoy’un 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı, Devlet Türk Sanatları Yarışması’nın 2. bölümünün sonuçlandığı haberi, Alman siyasetçi Friedhelm Ost’un Türkiye’deki güvenli turizm uygulamalarını övdüğü haberi, Türkiye Alman sporcuları bekliyor haberi ve Bakan Ersoy’dan “2021 Patara yılı olsun” çağrısı çıktı. Bir de Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı tanıtımı…
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un turizmci olduğu bir sır değil. Ancak bakanlığın adında bir de “Kültür” sözcüğü bulunduğunu hatırlamak ve hatırlatmak da yanlış olmasa gerek.
Bir de Anayasa’nın 64. maddesini: “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”

Kara bulut gibi bir karar

Bugüne dek kamu desteği açıklanmadı, gösteri sanatları alanında çalışanlar da kendi çabalarıyla ayakta durmaya çabaladılar. Aylarca süren duraklamadan sonra Temmuz ayından bu yana açık hava etkinlikleriyle nefes almaya gayret ettiler.
İstanbul Caz Festivali, Küçükçiftlik Bahçe Tiyatrosu, UNIQ İstanbul Sahnede Yeniden Buluşuyoruz projesi sanatçıları seyircilerle yeniden bir araya getirdi. Sosyal mesafe, maske ve hijyen kuralları sıkı sıkıya uygulandı.
Ancak 11 Eylül’de İstanbul Hıfzısıhha Kurulu tarafından yapılan açıklamayla bu seçenek de ellerinden alındı. Kurul, açık alanlarda yapılacak konser, gösteri, festival vb. etkinliklere izin verilmeyeceğini söylüyordu. Başlangıç tarihi olarak verilen 12 Eylül değiştirilip 14 Eylül’e çekildi. 12 Eylül akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla AK Parti 100 Bin Yeni Üye Programı düzenlenmesi kararın sorgulanmasına yol açtı.
Açık alanlardaki her türlü etkinliğin yasaklanması, çıkış yolu arayan kültür sektörünün üzerine kara bir bulut gibi çöktü.

Zararı kim karşılayacak?

Caz Festivali’nin kapanış konseri yapılamadı, Zorlu PSM yeni başladığı etkinliklerinin tamamını iptal etmek zorunda kaldı. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda planlanan tiyatro temsilleri ve konserler iptal edildi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 20 Eylül’de gerçekleştirilecek ve bilet satış gelirlerinin ÇYDD’ye bağışlanacağı Kavuk Devir Teslim Töreni’nin iptal edildiğini açıkladı.
Sahneden Yeniden Buluşuyoruz projesinin başındaki E. Feza Soysal, Tiyatro dergisine verdiği söyleşide sponsor bulamadan başladıklarını, şimdi ise zararı nasıl karşılayacaklarını düşündüklerini anlattı:
“Organizasyona başlamadan önce birçok kurum ve kuruluşla sponsorluk görüşmesi yaptık. Buna birkaç belediye de dahil. Kimse destek olmadı. Hatta bir belediye bize tamam dedi, 1 ay oyaladı ve vazgeçti. Sıfır lira destek alarak bu projeyi hayata geçirdik. Projenin sonlanması nedeniyle oluşacak olan zararı Avrupa Birliği fonu destekler mi araştırıyoruz ama ülkemizde böyle bir kaynak yok. Şimdi biz para istersek IBAN verip para isterler diye de korkmuyor değilim.”

Tiyatro salt eğlence mi?

İstanbul’daki 60 tiyatronun oluşturduğu Tiyatro Kooperatifi bu yasaklamaların sonucunda “Özel tiyatrolar çöküşte!” başlıklı bir çağrı yayınladı; Mart ayında alınan tedbir kararlarıyla salonların Temmuz’a kadar kapatıldığını, geçen sürede çalışanların gelir elde edemediklerini ve ekonomik bir çöküşün içinde olduklarını söyledi.
“Seyircimizin, oyuncularımızın ve emekçilerimizin sağlığı bizler için her şeyden önemli” diyordu Kooperatif, “Bu süreçte yapılan uygulamalarda bu hassasiyetimiz açıkça görülmektedir. Lakin Temmuz ayı itibarıyla, kontrollü serbestlik kapsamında Sağlık Bakanlığı’nca belirtilen tüm tedbir koşullarına uyulmasına rağmen; yayınlanan genelgeyle yasaklanan düğün, kına gecesi, nişan, nikah, sünnet düğünü vb. eğlencelere, ‘tiyatro’ etkinliklerinin de salt eğlence olarak görülüp dahil edilmesi bizleri derinden yaralamıştır.”
Genco Erkal da sosyal medya hesaplarından şöyle sesleniyordu seyircilere:
“Sosyal mesafe ve hijyen kurallarına titizlikle uyan açık hava tiyatro gösterilerine gelen yasağa karşı çıkalım. Sizlerden ne kadar çok destek gelirse sesimiz o kadar güçlü çıkar. Ses verin, bu mantıksız kararı yeniden değerlendirsinler.”
Bu ses duyulmuş olacak ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi; tiyatro gösterimleri ile opera ve bale temsillerinin Hıfzısıhha Kurulu kararların kapsamı dışına alınmıştı. Bu karar, iptal edilen gösterimlerin geri gelmesine yeter mi bilmem. Sanatçılara göre sorun daha büyük, daha derin.

Çözüm önerisi: Kopyalama harcı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi’nin açıkladığı çözüm önerisi belki can suyu olur şu aşamada: “Yeni kaynağa gerek yok. Bakanlığın bünyesinde bulunan ve 2017 yılı itibarıyla 320 milyon TL’yi bulan kopyalama harcındaki para kullanılsın”. Bakanlık bu öneriye henüz bir cevap vermedi.Yapılacak destek beklenedursun, korkulan haberlerin ilki geldi bile. Toy İstanbul kapılarını tamamen kapadığını ilan etti. Ne yazık ki başka tiyatrolar, başka kuruluşlar da benzer bir tehlikeyle karşı karşıya. “Artık dayanamıyorum” diyen, kepenk indirmek üzere olanlar… Kaçı kalacak geriye?
Tiyatro Kooperatifi’nin sözlerini hatırlamakta yarar var: “İki seçenek var: Sektörün çöküşüne şahitlik etmek ya da yıllara dayalı kültürel mirasa sahip çıkmak!”

(1) Kaynak: https://www.theguardian.com/culture/2020/jun/18/world-spends-to-protect-culture-from-economic-ruin )