Nuri Çolakoğlu

Gazeteci, televizyoncu

Trump gitmemekte dirense de Trump döneminin bittiği kesinleşti ama geriye Trumpizm kavramı kalıyor. (Foto: Beyaz Saray)

Kendisi kabul etmemekte hâlâ dirense de Amerika’da Donald Trump döneminin sona erdiği artık kesinleşti. Geriye formalitelerin tamamlanması ve 20 Ocak’taki yemin törene kadar Trump’ın saçmalıklarına tanık olacağımız 8-9 haftalık bir süre kaldı. Ama ABD’deki bu seçim sonucu 20 yıldır dünyayı saran popülizm, yani halk dalkavukluğu akımının sonuna geldiğimizin güçlü bir işareti.
1990’larda komünizmin CIA’in bile beklemediği bir anda ve hızda çöküşü ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ardından zaferini ilan eden globalizm bütün dünyada güzel ümitler yaratmıştı: Savaş ve kutuplaşma bitiyor, sınırlar kalkıyor, bütün dünyada insanlar, mal ve hizmetler serbestçe dolaşmaya başlıyor ve yeni bir refah döneminin kapıları açılıyordu.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla dünya iki süper devletli dünyadan tek süper devletli yapıya geçti. Dünyanın tek efendisi kalan Amerika, Ortadoğu’da hemen başlattığı saldırganlıkla bunun uzun sürmeyeceği işaretini verdi. Ortadoğu bataklığına gömülen Amerika’nın manevra alanı daraldı, hareket kabiliyeti azaldı, kaynakları Ortadoğu ve Afganistan maceraları ile çarçur oldu. Dünyayı giderek bir kaos sardı.

Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar

Herkese ulaşacağı ve adilce dağılacağı umulan artan toplam global servetin yarısı Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’in açıkladığına göre 8 (yazıyla sekiz) kişinin elinde toplandı. Garibanlar gene avuçlarını yaladılar. Bizim ünlü atasözümüzdeki gibi biri yer biri bakar durumunun yarattığı hoşnutsuzluk, Brezilya’dan Rusya’ya, Macaristan’dan Amerika’ya, Filipinler’den İngiltere’ye, Polonya’dan Hindistan’a halkın kulağına hoş gelen sözler söyleyen, halkın bu hoşnutsuzluğunu kendi politikalarına dayanak yapan bir dizi popülist liderin doğuşuna yol açtı.
Ve Bolsonaro’dan, Orban’a, Putin’den Modi’ye, Kaczyinski’den Duterte’ye kadar bu politikacılar iktidarda olmalarına ve neredeyse istedikleri her şeyi yapabilecek oldukları halde güçlerini halkın günlük sorunlarını çözermiş gibi yapıp, demokrasi, özgürlük gibi değerleri ayaklar altına alıp muhalefeti ezmek ve gittikçe daha otoriter bir rejim kurmak için kullandılar.
Bunun en beklenmedik en trajikomik örneği bütün dünyaya demokrasi dersi veren ABD’de yaşandı.

Trumpizm ve restorasyon

Ne kadar başarılı bir iş adamı olduğu tartışmalı olsa da “gayrimenkul imparatoru” olarak tanıtılan Trump, şöhretini sunuculuğunu yaptığı “Çırak” programında yarışmacıları aşağılayarak “Kovuldun/You are fired” lafı ile işten atmasıyla yapmıştı. Trump aklı başında Amerikalıların hayret dolu bakışları ile, seçmenin çoğunun oyunu alamamasına rağmen, Amerikan seçim sistemindeki garabet ve karşısındaki rakibin pek de sevilmeyen kişiliği sayesinde geldi Beyaz Saray’a oturdu.
Daha önce hiçbir kamu yönetimi deneyimi olmayan Trump, yakın çevresinden seçtiği ve yeterliliği kaygılar uyandıran yöneticileri ile dört sene dünyayı serseme çevirdi. Amerika’nın bilinci en düşük seçmen kitlesini “Amerika’yı tekrar büyük yapalım” sloganın peşine taktı. İklim Antlaşmasından, İran Nükleer Mutabakatı’ndan Dünya Sağlık Örgütüne ve NATO’ya kadar uluslararası anlaşma ve kurumları hiçe saydı. Dünyadaki en baskıcı yönetimlere destek vererek ya da onlarla garip ilişkilere girdi. “Trumpizm” adı verilen ve sadece Amerika’nın kıyısı olmayan orta bölgelerinde büyük destek bulan popülist politikaları Amerika’nın kalan itibarını ve Amerikan ekonomisini de yerle bir etti.

Biden’ın işi hiç kolay değil

Seçimi kazanan Joe Biden görevi devralacağı 20 Ocak 2021’den sonra yeni bir restorasyon dönemi başlayacak gibi görünüyor. Biden öncelikle Avrupa ve diğer müttefikleri ve dostları ile ilişkileri toparlamaya sonra da Rusya, Çin ve İran gibi muarızları ile kabul edilebilir bir tamirata girişecek. Sonra da sıra Ortadoğu ve Latin Amerika gibi bölgelere gelebilir.
Bunu ne kadar başarabilecek, bunu yapacak kalite ve kalibrede uygulamacılar bulacak mı, muhatapları buna nasıl bir karşılık verecek önümüzdeki dört yılda göreceğiz.
Tabii öncelikle de kendi evini toparlamak, Trump’ın hatalı yaklaşımları nedeniyle gemi azıya almış korona salgını ile başa çıkmak, büyük bir sarsıntı geçiren Amerikan ekonomisini ayağa kaldırmak, işini kaybetmiş milyonlarca Amerikalıya iş bulmak gibi çok zor bazı görevleri var.
Heyecanlı ve ilginç bir dört sene geçireceğimiz kesin. Tabi bütün bunların bize yansımaları da bize üzerinde çok konuşulacak konu ve yapılacak iş bırakacağı da bir o kadar kesin.