Yüzde yoktur günah, ört gözünü: 800 yıl önceden 8 Mart’a

Gazeteci-Yazar

Bir 8 Mart Dünya Emekçi kadınlar günü daha ne yazık ki can güvenliği kaygılarıyla anılıyor. 800 küsur yıl önceden 8 Mart’a verilen ses, bilinçli ve vicdanlı erkekların kadınların hak mücadelesinin yanında yar almasının önemini gösteriyor. (Foto: Twitter)

“Görmemekçin bir özgenin yüzünü / Yüzde yoktur günah, ört gözünü”. Bu sözler bundan 800 küsur yıl önce söylendi. Ama bir 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü daha kadınların sosyal ve ekonomik haklarından çok, en temel insan hakkı olan yaşama hakkını tartışarak idrak ettiğimiz şu günlerde her zamankinden daha anlamlı.
Çünkü sadece erkek doğduğu için kendisinde her hakkı gören saldırganlık, kadının toplumda görünür olmasını kaldıramıyor, dizginlenmemiş erkek cinselliğini saldırganlığına kılıf yapıyor.
Çünkü sadece erkek doğduğu için kendisinde her hakkı gören saldırganlık, binlerce yıldır her toplumda görülen hükümdarlar, din adamları, hukuk adamları tarafından kayırılıyor.
Saldırganlığı daim kılmak için eşitlik kavramına da açıkça saldırıldığı günlerden geçiyoruz. Buna dur demek için bilinç ve vicdan sahibi erkeklerin de kadınların (önünde, ya da arkasında değil) yanında olması, dayanışma içinde olması gerekiyor.
Böyle erkekler tarih boyunca kendi koşulları içinde az da rastlansa var olmuş, seslerini duyurmuşlar. Bunlardan birisi de yazının girişinde bir beytini alıntıladığım Genceli Nizâmi.

Nizâmi 800 yıl önceden sesleniyor

Bütün hayatını Azerbaycan’ın Gence şehrinde geçirmiş Nizamî bundan tam 880 yıl önce, 1141’de doğmuş, 1204’te ölmüş. Babası Türk, annesi Kürt. Tıpkı (kendisinden sonra gelen ve kendisinden etkilenen) Mevlâna Celaleddin-i Rûmi ve Fuzuli gibi o da dönemin kültür lisanı olan Farsça yazmış. Bu nedenle dünya edebiyatında İran şairi olarak anılıyor. UNESCO 1991’i, 850. doğum yılı olarak “Nizâmi Yılı” ilan etmiş. Günümüze kalan en önemli eseri “Penci Genç”, Beş Mücehver külliyatı. Beş kitapta toplam 35 bin beyitten oluşuyor: Mahzen-ül Esrâr (Sırlar Mahzeni), Hüsrev ve Şirin, Leyla ve Mecnun, Heft Peyker (Yedi Güzel) ve İskendernâme.
Girişteki beyit İskendernâme’den. İskendernâme bir edebiyat türü. Büyük İskender’in adına, gerçek ya da hayalî büyük hükümdarlar için yazılmış şiirler. Bu beytin yar aldığı şiir “Kıpçak Kadınları” adını taşıyor. Nizâmi’nin kendisine tek çocuğunu doğuran ilk eşi Afak’ın da (Kuman, Kuban olarak da bilinen) Kıpçak Türklerinden olduğunu hatırlatalım.
Şiir, Milli Eğitim Bakanlığı 1951’de Nizâmi’nin doğumunun 800. Yılı dolayısıyla “Azerbaycan Şairi Nizâmi” kitabında yer alıyor. Şimdi 800 küsur, neredeyse dokuz asır öncesinden 2021’in 8 Mart’ına bu seslenişi, Azeri siyasetçi, yazar ve şair Mehmet Emin Resulzade’nin duru Türkçesiyle aktaralım.

Kıpçak Kadınları

Ordusuyla beraber İskender,
Deşt-i Kıpçak’a eyledi sefer.

Kıpçak’ın gördü ak kadınlarını,
Tombul endam, gül yanaklarını.

Yüzlerinde nikaab, yaşmak yok,
Kimseden örtünüp de kaçmak yok.

Koca, kardeşten hiç çekinmezler,
Gezer erkekler ile ürkmezler.

Dolaşırlar açıkça, serbestçe,
Görülür bu tabii herkesçe.

“Böylece bulsa bunları asker”
Diye endişe etti İskender.

“Hepsi gençtir, tahammül etmezler,
Nefsi tutmaz, tecavüz eylerler.”

Bu niyetle düşündü bir tedbir,
Eyliye halka mânevi tesir.

Verdi buyruk, huzura gelsinler,
Aksakal, başbilen bütün erler.

Okşadı Kıpçak’ın o baylarını,
İltifatla yüceltti başlarını.

Gereğinden bahisle askerinin,
Dikkatin çekti Kıpçak erlerinin.

Dedi: “Erkek ne olsa erkektir,
Kadına meyleder, bu gerçektir.

Kadının olmalı yüzünde nikaab,
Etmeli o yabancılardan hicab.

Yapısı olsa ger demir, taştan,
Çün kadındır, kadın çıkar baştan.

Bir kadın ki açık gezer, yüz açar,
Eşinin, kendinin şerefini bozar.”

İşitince bunu kumandandan,
Çöllüler ettiler bu nevi beyan:

“Sana biz tâbiiz, ki and içtik,
Emrine hazırız, ki ahd ettik.

Yüz kapatmak fakat, buna girmez,
Bizim iller bu âdeti bilmez.

Yüz kapatmak usûl ise sizde,
Göz kapatmak esastır bizde.

Görmemekçin bir özgenin yüzünü,
Yüzde yoktur günah, ört gözünü.

Ağamız bize darılmazsa eğer,
Ne için ön değil de arka güder?

Hareminde yabancı yoksa eğer,
Kız, gelinlerimize kifayet eder.

Yüzleri bozma, taktırıp yaşmak,
Gözü örttür, gerekse bu mutlak.

Takılırsa göze bir örtü, nikaab,
Ne güneş görünür ne de mehtab.

Ne diler hükümdâr hep ederiz,
Ölelim emrederse ger, öleriz.

Şâhın emrindeyiz, fakat yalnız,
Millî âdetlere nasıl kıyarız?”

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...