Filenin Sultanlarını çok seviyorum, çünkü…

Gazeteci-Yazar

Onlar Türkiye’nin aydınlık, şıkır şıkır, şatafatsız, sakin ve çalışkan yüzünü, geleceğini gösteriyorlar bana. (Foto: Twitter / Voleybol Federasyonu)

Kadın Voleybol Milli Takımımızın Tokyo Olimpiyatlarının açılış maçında son olimpiyat şampiyonu Çin’i set vermeden 3-0 yenmesine çok sevindim. Müthiş bir maçtı. Eda, Hande, Simge, Meliha, Zehra Cansu, Ebrar ve isimlerini sayamadığım takım arkadaşları harikaydılar. “Antrenörümüz Giovanni Guidetti’nin dediklerini yerine getirmeye çalıştık” alçak gönüllülüğü içindeydi takım kaptanı Eda Erdem Dündar maçtan sonra TRT Spor’a konuşurken. Futbolcuların her sıradan galibiyetle boş böbürlenmelerinden ve her hezimette sessizce araziye uymalarından çok farklıydı. O sözlerle maçı izlerken aklımda dolaşıp duran cümleyi sözcüklere dökebildim. Filenin Sultanlarını çok seviyorum, çünkü onlar silinmek istenen bir Türkiye’nin sakin ve sessiz direnişinin, yok edilemeyeceğinin simgesi aslında.
Şıkır şıkır aydınlık bir Türkiye’nin, kadınların var olma mücadelesinin hak ve özgürlüklerin ve işte bu şatafatsız, sakin, çalışkan ve yüzünü çağdaş değerlere dönük tutan Türkiye’nin simgesi onlar. Onları yetiştiren, onlar gibileri, bizler gibileri artık ortalarda görmek istemeyen karanlık düşüncelilere rağmen onları pırıl pırıl Cumhuriyet çocukları olarak yetiştiren aileler de kutlamak gerekiyor. İşte onlar sayesinde Şanlıurfa’da akraba ve mahalle baskısına karşı hentbol oynamak isteyen 13 yaşındaki Merve Akpınar, babası Ali Akpınar’ın desteğiyle sesini duyurabiliyor. O sayede, o 13 yaşındaki kız çocuğumuz “Ben artık sadece Merve değilim” bilinciyle konuşuyor; “”Ben Sultandağı’nda kiraz toplayan Berfin’im, sulama yapan Tuğba’yım, Malatya’da kayısı toplayan Beyza’yım. Ben artık sadece Merve değilim, herkesim.”
İşte bütün bunlar yüzünden hoşlarına gitmiyor Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Haydi Kızlar Okula kampanyaları, bu yüzden istemediler kadına şiddete karşı İstanbul Sözleşmesini. Bu yüzden şimdiki taktik amaçları 6284 sayılı yasa, stratejik amaçları Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün laiklikle birlikte getirdiği en temel ilkelerden olan Medeni Kanundur. Bunu söylediğime sinirlenenler olacaktır. Olsunlar.

Sultan sıfatını asıl onlar hak ediyor

Türkiye’de olumlu anlamda “sultan” sıfatını gerçekten hak edenlerin, yüzümüzü yense de yenilse de güldüren kadın voleybol takımınız olduğu için seviyorum onları. Kadın yüzücüler, basketbolcular, okçular diğer spor dallarında kendilerini var etme mücadelesinde olanlar için de aynıdır. Voleybolcularımız simgedir, bizim Türkiye’mizin. Sultan sıfatı sizi rahatsız ediyorsa “filenin harika kadınları” da diyebilirsiniz.
Filenin harika kadınlarını sadece maç kazandıklarından dolayı değil, asıl bu yüzden seviyorum.
Önlerinde zor maçlar var; İtalya, ABD, Rusya. Dünya markaları ama artık onlar da dünya markası.
Sanmayın ki sadece kadın voleybol takımıdır kastım.
Jimnastikte Ferhat, İbrahim, Âdem ve Ahmet, ilk defa bu temel spor dalında finallerde mücadele etme hakkı kazandılar. Belki de ilk defa bu dalda olimpiyat madalyası getirecekler. Yüz ifadelerine bir bakın lütfen: ne demek istediğimi anlayacaksınız. Onları da çok seviyorum. Kürekte, tek çiftede Onat çeyrek finale kaldı. İlk iki olimpik madalta tekvandoda Hakan ve Haticeden geldi, Rukiye bronzu kaçırdı ama olsun. Okçulukta Yasemin ve Mete bronz madalyayı kıl payı kaçırdılar, ama canla başla çalıştılar. Onları da hep aynı nedenden seviyorum. Herkesi sayamıyorum, kusuruma bakmasınlar. Benim için hepsi milyon dolarlarla oynayıp sonra bin bir bahane bulan ama hala medya ve spor endüstrisi tarafından baş tacı edilen futbolculardan ayrı yerde duruyor örneğin.
Ne demek istediğim anlaşıldı sanırım.
Yenseniz de yenilseniz de sizleri seviyorum çocuklar, durmayın, asıl sizin için söylenmeli “yola devam”.

close

Yeni yazılardan haberdar olun!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...