İsveç-Finlandiya: NATO Zirvesine kadar PKK pazarlığı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (Solda) Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çatısı altında ilk kez gerçekleştirilen Uluslararası Göç Gözden Geçirme Forumu’na katılmak üzere 17-19 Mayıs 2022 tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) bir ziyaret gerçekleştirdi. Çavuşoğlu görüşmeler kapsamında ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (Sağda) ile görüştü. (Foto: Dışişleri Bakanlığı)

İsveç ve Finlandiya’nın Ukrayna Savaşı nedeniyle Rusya korkusu gerekçesiyle NATO üyeliğine baş vurması ve Türkiye’nin engeliyle karşılaşmasıyla başlayan kriz yeni bir aşamaya girdi. Görüşmeler ABD odağına kaydı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 18 Mayıs’ta New York’ta ABD’li mevkidaşı Antony Blinken görüştü. Çavuşoğlu, geçen hafta İsveç ve Finlandiyalı mevkidaşları ile Berlin’deki gayrı resmi NATO konferansında üçlü görüşme yapmış, herhangi bir sonuç çıkmamıştı.
Ertesi gün, ABD Başkanı Joe Biden Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinstö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson’u Beyaz Saray’da birlikte ağırladı. İki ülkenin NATO’ya askeri kapasitelerinden çok “güçlü demokrasileriyle” güç kapacağını söyledi. Türkiye üyeliklerini engellese dahi Rusya’ya karşı ABD’nin onların yanında olduğunu söyledi. Soru üzerine de şu sıra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile bu konuyu görüşme ya da Türkiye’ye gitme planı olmadığını söyledi

Bilek güreşi başladı

Biden’ın bu katılığında bir gün önce Cumhurbaşkanının Güvenlik ve Dış Politikaları Baş Danışmanı (ve sözcüsü) İbrahim Kalın’ın ABD’nin yanı sıra İsveç, Finlandiya, İngiltere ve Almanya’daki mevkidaşlarını arayarak, mevcut koşullar altında Ankara’nın Stokholm ve Helsinki’ye PKK-destekçisi tutumlarını değiştirmedikleri sürece NATO vizesi vermeyeceğini, diğer lisanla bloke ettiğini söylemesinin payı vardı.
Buradaki ayrıntı, ABD Özel Kuvvetleri tarafından resmen terörist saydıkları PKK’ya yardım etmiyormuş gibi yapmak için kurdurulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üzerinden kurulan ilişkidir. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın deyişiyle ABD ve AB ülkeleri böylelikle Türkiye’nin “aklıyla alay etmektedir”.
Son iki günde İsveç ve Finlandiya’nın tutumlarındaki hafif de olsa ayrışmayı kaydetmek gerekiyor. Finlandiya, Türkiye’nin bütün kaygılarını konuşmaya ve uzlaşmaya hazır olduğunu açıklarken İsveç geri adım atmıyor, nasıl olsa ABD’nin Türkiye’nin kolunu büküp vetosunu kaldıracağı düşüncesiyle topu Beyaz Saray’a atıyor.
Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ise iki batı komşusunun NATO üyeliği kararını kendisine tehdit sayıyor. Çok taraflı bir bilek güreşi başlamış durumda.

Türkiye veto eder mi?

Bu arada NATO (ve AB) bünyesinde Türkiye’nin kendi ulusal çıkarı için koşullar öne sürmesine ilk destek de ortaya çıktı. Hırvatistan Cumhurbaşkanı Zoran Milanoviç, Türkiye’nin çıkışını haklı bularak, kendisi de Bosna’daki etnik Hırvatlar konusunda ilerleme sağlanması için veto hakkını kullanabileceğini söyledi. Kararların oy birliğiyle alındığı NATO’da özellikle küçük ülkeler, İsveç ve Finlandiya’nın kapılarına gelmesini fırsat bilerek ya bu ülkelerden ya da ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerden taviz isteme fırsatı bulabilir.
Çok sorulan sorulardan birisi, Türkiye’nin veto hakkını kullanıp kullanmayacağı. Ankara’daki bütün göstergeler, belli bir uzlaşma sağlanırsa, özellikle İsveç PKK ve türevleri konusundaki tutumunu yumuşatırsa Türkiye’nin onay vereceği yönünde. ABD’nin tutumu bu alanda belirleyici olacak.
Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini veto etmesi ne NAT ne de Türkiye’nin NATO üyeliğinin sonu. Örneğin, Yunanistan 2008’de Makedonya’nın NATO üyeliğini veto etmiş, çözüm ülkenin isminin Kuzey Makedonya olarak değiştirilmesiyle bulunmuştu.

Gözler NATO Zirvesinde

Ancak bu defa Rusya’nın Ukrayna’da devam eden ilerleyişi, yani zamana karşı, dinamik bir süreç işliyor ve ABD üyeliklerin bir an önce onaylanmasını istiyor. Rusya’nın kritik önemi ortadayken ne Türkiye NATO’dan vaz geçebilir ne ABD ve diğer NATO ülkeleri, Karadeniz, Akdeniz, Basra, Hazar dörtgeninin ortasındaki Türkiye’yi gözden çıkarabilir.
Dolayısıyla görüşmeler, diplomatik pazarlıklar sürecektir. Ankara’daki diplomatik kaynaklara göre 28-29 Haziran’da Madrid’de yapılacak NATO Zirvesi, bütün taraflar açısından bir eşik olarak görülebilir.
O zamana dek uzlaşma sağlanırsa ve Türkiye en azından bir takım somut adımlar görürse, örneğin iki ülke -ortak savunma sözü verecekleri- Türkiye’ye silah ambargosunu kaldırırsa ve en azından silahlı eylemlere karışmış bazı isimlerin iadesini sağlarsa onay gelebilir, yeni stratejinin yürürlüğe gireceği NATO İspanya Zirvesi üzerinden bu gölge kalkmış olur.
Ve tabii giderek sıkıntının arttığı Türkiye ekonomisi üzerinden de…

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...