Kılıçdaroğlu’dan Akkuyu tepkisi: Rusya’ya bağımlı haldeyiz

Akkuyu nükleer santralinde Türk şirketin sözleşmesinin feshedilip yerine Rus şirketin konmasına tepki gösteren CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Enerjide Rusya’ya bağımlı hale geldik. Erdoğan hemen her alanda teslim alınmış” dedi. (Foto: CHP)

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Akkuyu Nükleer Güç Enerji Santrali’nde Türk şirketi sözleşmesinin feshedilip yerine Türk şirketi görünümlü Rus şirketinin getirilmesini konuşurken henüz İçtaş açıklaması yapılmamıştı. İYİ Parti lideri Meral Akşener’in Enerji Bakanlığına “Millileştirin” çağrısı da yapılmamıştı. Kılıçdaroğlu’nun Akkuyu’ hakkında ilk tepkisi “Türkiye enerji açısından bir ülkeye bağımlı hale geldi, Rusya’ya bağımlı hale geldi” oldu.
“Enerji politikasında bağımlı hale gelirseniz, bağımsız bir ekonomi politikası izlemeniz de mümkün olmaz” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:
• “Akkuyu’ yap-işlet-sahip ol” yöntemiyle dünya üzerinde ikinci örneği olmayan bir modelle inşa ediliyor. Akkuyu’nun yapımı, işletimi ve sahipliği yüzde 99,2 oranında Rusya devlet şirketi Rosatom’a ait.

• “Bittiğinde Türkiye’nin elektriğinin yüzde 10’unu karşılaması bekleniyor. Türkiye ithal ettiği doğal gazın yüzde 35’ini de Rusya’dan alıyor. Doğalgazla birlikte Türkiye’nin enerjide büyük ölçüde Rusya’ya bağımlı hale geldiği görülüyor.

Pahalı elektriğe 2040’a dek garanti

• “Dünyanın en pahalı elektriğini alacağız; 15 yıl boyunca kilovatsaat başına 12,25 dolar- ki bu tutar 15,83 dolar-sente çıkabilecek. Çok yüksek bir fiyat garantisi. Deniyor ki, şimdi kriz var, Avrupa’da 14 sent olacak. Akkuyu’ya verilen garanti 2040’a kadar sürüyor. 2040’a kadar yenilenebilir enerjide büyük bir dönüşüm yaşanacak. Yenilenebilir enerjide maliyetlerin sürekli düştüğü de bir gerçek. Bunu dahi öngöremeyen bir yönetim var.

•  “Dolayısıyla 12,35 sent üzerinden verilen garanti, yıllar içinde katlanarak artan büyük bir külfete neden olacak. Kaldı ki bugün bile kamuya ait EÜAŞ santrallerinde üretilen elektrik fiyatının çok üzerinde. Şu da bir gerçek: bugün Türkiye’de  elektrik maliyetinin yüksek olmasının başlıca nedeni iktidarın uyguladığı yanlış para politikası.

• “Türkiye’de elektriğin yarısı ithal girdili, doğal gaz ve ithal kömür girdili santallerde üretiliyor.  Dolayısıyla Türk Lirası değer kaybettikçe elektrik üretim maliyeti de artıyor. Ve bu süreç 2040’a kadar devam edecek.

Elektriği Rusya’dan alsak daha ucuza gelirdi

• “Nükleer teknolojisi verseler, hadi neyse diye kabul edeceğiz. Meclis’te görüşülürken ısrar ettik, teklif verdik nükleer enerji üretimi teknolojisi koşulu eklensin diye. Ama AK Parti kabul etmedi. İnşaat teknolojisi tamam, ama nükleer teknoloji paylaşılmıyor. Tesiste Türk mühendislerini, teknisyen ve işçilerin alınmadığı bölümler var.
• “Bir de atık sorunu var. Enerji üretimi başladığında nükleer atıklar ne olacak? Nasıl saklanacak? Onu da bilmiyoruz. Bu konuda da kamuoyuna açıklama yapılması gerekir.
• “Rusların bu yeni nesil santrali, ilk defa yapılıyor. Aynı santral Rusya’da yapılsa, teknoloji transferi de olmadığına göre ve biz elektriği doğrudan Rusya’dan alsak kilovatsaati 12,35 sentten ucuza gelirdi. Çünkü o süreç uluslararası rekabete açık olurdu. Bugün böyle bir şansımız yok.
• “Düşünün ki sizin ülkenizde nükleer santral yapılıyor, sahibi başkası, işleticisi başkası, üstelik bir süre sonra size de devretmeyecek, tamamen onun malı. Dünyada ilk ve tek. Kendi ülkenizdeki elektrik santralinde sözünüz geçmiyor gibi bir durum yaşanıyor.

Türkiye adeta sömürge zannedilmemelidir

• “Erdoğan hemen hemen her alanda teslim alınmış durumda. Mal varlığı açısından öyle. Devlet kasası tamtakır. Merkez Bankasının 54-55 milyar dolar açığı var. Düne kadar hakaret ettiği yabancı liderler önünde bugün önünde eğiliyor.

• “Rusya ya da herhangi bir ülke bu durumdan cesaret alıp Türkiye’yi adeta bir sömürge ülkesi zannetmemelidir. İktidarımızda zaten bu tür hukuksuzluklara izin vermeyeceğiz. Bu ülke en kötü günlerini Kurtuluş Savaşı sırasında yaşadı. Cumhuriyet kurulduğunda yumurta satıp çimento fabrikası kurduk ama kimseye el açmadık, bağımlı olmadık.
• “Bütün bunları iktidarda kalmak için yapıyor. Etrafında nasıl olsa gideceğiz, bari geleceklere bir şey bırakmayalım diyen yandaşlar olduğunu da duyuyoruz. Bu durumda tabii Erdoğan üzerinden Türkiye’de at koşturanlar Erdoğan’ın gitmesini istemezler.”

Ankara’da spekülasyonlar

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 5 Ağustos’ta Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesi öncesinde Rus devlet atom enerjisi şirketi Rosatom’dan gelen bu hamlenin arka planındaki etkenlerden birisi de işin Hazine boyutu. Önce “Rusya’dan 210 milyar dolar geliyor” diye şişirilen balon çabuk söndü. Şimdi 9,1 milyar doların, Gazprombank’tan Akkuyu’da yönetimi elinde bulunduran Rosatom’a aktarılması söz konusu. Hepsi devlet şirketi olduğu için Moskova’nın parayı bir cebinden diğerine aktardığı söylenebilir. Peki, bunun devlet kasasına girişi nasıl olacak?
İsminin açıklanmaması bilgi veren bir kaynak şunları aktardı: “BBDK verilerine göre, 27 Temmuz’da Rosatom’dan Akkuyu için 2 milyar dolar bankacılık sistemine girmiş görünüyor. 28 Temmuz’da da bankacılık sisteminin Merkez Bankası (TCMB) ile yaptığı SWAP tutarı 2 milyar dolar arttı. Rosatom’dan gelen paranın Merkez Bankasına aktarıldığı sonucu ortaya çıkıyor.”
Bu bilgiler çerçevesinde acaba Rosatom’dan gelen para da döviz kurlarının daha da artmasını önlemek için piyasaya mı sürülecek? Sorular artıyor.

Akkuyu’daki durum ve İçtaş

Ancak 27 ve 28 Temmuz’da ilk ödemenin Türk bankacılık sistemine girişinin hemen ertesinde 29 Temmuz’da Rosatom’un Akkuyu’daki mühendislik-müteahhitlik ortağı İÇTAŞ’ın sözleşmesini feshedip, Türk görünümlü Rus şirketi TSM Enerji, İnşaat Limited Şirketiyle anlaşma açıkladığı gerçeği ortada.
IC İçtaş 1 Ağustos’ta yazılı bir açıklama yaparak, Rosatom’un hamlesinin hukuksuz olduğunu söyledi. Türkiye ve Rusya arasında 2010 yılında imzalanan Hükümetler Arası Anlaşmanın 5’inci maddesinin beşinci fıkrasına göre Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mutabakatı alınması gerektiğini vurgulayan İÇTAŞ, bu oldubittiyi kabul etmeyeceğini ve her türlü yasal yola baş vuracağını duyurdu.
Bu durumda geriye iki seçenek kalıyor.
Birincisi, Rosatom, Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetine başvurdu, Enerji Bakanlığından İçtaş’ın sözleşmesinin feshi onayını aldı, ama hükümet bunu açıklamıyor. İkincisi ise Rusya, “Nasıl olsa istediğimizi yaptırırız” mantığıyla hükümetten onay almaya bile gerek duymadan bir oldubitti peşinde. Belki de “Nasıl olsa Suriye gibi, Ukrayna gibi konular var Erdoğan ve Putin’in gündeminde” buna sıra gelmez diye düşünüyorlardır.
Her iki durum da birbirinden kötü.

close

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bunları da beğenebilirsiniz...