

Trump-Şara görüşmesi yalnız Suriye değil Ortadoğu denklemişni değiştirebilir. Bir noktada Fidan’ın da görüşmeye alınması Türkiye’nin etkisini gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 10 Kasım’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Beyaz Saray’daki görüşmesi hem Suriye hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından yeni gelişmelere gebe. Bu görüşmenin bir aşamasına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılması uluslararası ilişkilerde pek rastlanan bir durum değil ve Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin ağırlığını koruduğunu ve Suriye’nin yeniden kuruluşunda Türkiye’nin etkisini artıracağını gösteriyor.
Fidan’ın Beyaz Saray görüşmeleri sırasında Washington’da bulunması Dışişleri Bakanlığı kaynaklarınca “denk gelme” olarak açıklansa da Trump ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasındaki trafik sonucu önceden kararlaştırıldığı ama gizli tutulduğu anlaşılıyor.
Trump-Şara: İlk Sonuçlar
Bir Suriye Toplantının şimdiye dek açıklandığı kadarıyla birkaç önemli sonucu var:
• ABD, Suriye’de yönelik Sezar Yaptırımlarını (Rusya ve İran’a karşı olan kısımları dışında) “geçici” kaydıyla da olsa kaldırması. Görüşme öncesi BM Güvenlik Konseyi de Suriye yaptırımlarını kaldırmıştı.
• ABD, Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi arasında imzalanan 10 Mart anlaşmasına destek verdi. Bu anlaşma SDG’nin Suriye ordusuyla bütünleşmesini ve elinde tuttuğu havaalanı, petrol sahası gibi kritik tesisleri devretmesini öngörüyordu. Ancak PKK bağlantılı SDG, İsrail destekli Dürzi ayaklanması ardından buna uymayacağını açıklamıştı. Bu desteğin karşılığı ABD’ye ülkenin hem doğusunda hem batısında verilecek üsler olacağa benziyor.
• Suriye’nin DEAŞ’a (IŞİD) karşı uluslararası koalisyona katılma niyetini beyan etmesi. Bu önemli, çünkü 8 Aralık 2024’de Suriye yönetimine gelene dek, Şara, “Golani” takma adıyla El Kaide’den kopmuş (gerçi o zaman da DEAŞ ile savaşan) Heyet Tahrir üş Şam (HTŞ) örgütünün, ABD’nin terör kara listesinde başına 10 milyon dolar ödül konmuş lideriydi.
Bu üç sonuç da Türkiye’nin beklentilerine uygun.
Fidan’ın Mesajları
Dışişleri kaynaklarına göre Fidan, Trump-Şara görüşmesinin bir noktasında Trump tarafından Oval Ofisteki görüşmeye davet edildi ve önce Trump’a Erdoğan’ın selamlarını ileterek (ki bu diplomaside bir güven göstergesi olarak da okunabilir) “Türkiye’nin Suriye’ye dair görüşlerini paylaştı; ayrıca, Suriye’de Türkiye ile ABD arasında iş birliği alanlarını değerlendirdi.”
Aynı kaynaklara göre; Fidan’ın, Beyaz Saray’da ABD Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la yaptığı ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in de bir noktada katılım sağladığı toplantıda, Suriye’deki sorun alanları ile Sezar Yasası’yla ilgili gelişmrler gözden geçirildi.
Suriye, Gazze, Rusya-Ukrayna
Ziyaret sırasında Fidan, Rubio ve Şeybani ile Türkiye-ABD-Suriye üçlü toplantısına da katıldı. Kaynaklar, ilki Mayıs ayında Antalya’da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı sırasında düzenlenen bu toplantının ikincisinde, “Suriye sahasındaki gelişmeler ve üç ülke arasındaki iş birliği imkanlarının” görüşüldüğünü belirtiyor.
Trump-Şara görüşmesi ardından Fidan’ın Witkoff ve Barrack ile “Suriye’deki durum, Filistin meselesi, Rusya-Ukrayna savaşı ile İran nükleer meselesini de görüştüğü bildiriliyor.
Trump-Şara görüşmesinin ayrıntılarının önümüzdeki günlerde netleşmesiyle birlikte, “Terörsüz Türkiye” sürecini de yakından ilgilendiren Suriye’deki SDG varlığının silahlı güçlerini hükümetin komutasına verip vermeyeceği de şekillenecektir. Türkiye-ABD-Suriye işbirliğinin Suriye’nin yeniden inşasında Ankara’nın oynayacağı rolü de artırması muhtemel.


