Yetkin Report

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

Suriye’de Aşılan Eşik Türkiye’de Barış Zeminini Güçlendirecek mi?

Yazar: Alpaslan Özerdem / 20 Ocak 2026, Salı / Oda: Siyaset

TBMM’de “Terörsüz Türkiye” hedefiyle kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 2025 Ağustos- Aralık aylarında toplam 20 kere toplandı. Ortak Rapor için ilk toplantı ise 19 Ocak 2026’da yapıldı.(Foto: TBBM)

Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG ile Şam arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşması, yalnızca Suriye iç savaşı açısından değil, Türkiye’de barış tartışmaları bakımından da yeni bir eşiğe işaret ediyor. Uzun süredir Türkiye’de barış ihtimalini ertelemenin en güçlü gerekçelerinden biri olarak sunulan “Suriye belirsizliği”, bu gelişmeyle birlikte zayıflamış durumda. Jeopolitik riskler ortadan kalkmadı; ancak barış ihtimalini sürekli ileriye öteleyen argümanların alanı daraldı. Bu, barışı daha zor değil, tam tersine daha mümkün kılan bir tabloya işaret ediyor.

Bugüne kadar hâkim olan yaklaşım şuydu: Suriye’deki denklem netleşmeden, PYD/SDG’nin statüsü belirginleşmeden Türkiye’de kalıcı bir barış mümkün değildir. Bu argüman belli bir dönem için ikna ediciydi. Ancak bugün sahadaki gelişmeler, bu okumanın artık aynı ağırlığı taşımadığını gösteriyor. SDG’nin askeri olarak tutunamaması, ABD’nin “tek Kürt temsilcisi” anlatısından fiilen geri adım atması ve “tek devlet, tek ordu” ilkesinin masaya gelmesi, jeopolitiğin yön değiştirdiğini ortaya koyuyor.

Jeopolitiğin Sınırları

Suriye’de yaşananlar, jeopolitiğin kalıcı kazanımlar değil, sınırlar ürettiğini bir kez daha gösterdi. SDG’nin kısa sürede gerilemesi ve Arap aşiretlerinin sahadaki tutumu, askeri ve siyasi kapasiteye dair abartılı anlatıların ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardı. “100 bin kişilik ordu” söyleminin birkaç gün içinde buharlaşması, yalnızca bir askeri tabloyu değil, bir stratejik yanılgıyı da görünür kıldı.

Bu gelişmeler, PKK ve türevleri açısından önemli bir gerçekle yüzleşmeyi zorunlu kılıyor: Suriye jeopolitiği, sınırsız bir manevra alanı sunmuyor. Aksine, bekledikçe güçleneceği varsayımı, bugün yerini bekledikçe daralan bir alana bırakmış durumda. Bu durum, barışı ertelemeyi kolaylaştıran değil, barışı daha gerçekçi bir seçenek haline getiren bir sonuç üretiyor.

PKK’nin Tercihleri ve Yeni Denklem

Türkiye’de barışın gecikmesinde yalnızca devletin güvenlikçi reflekslerinin değil, PKK’nin stratejik tercihlerinin de belirleyici olduğu artık daha net görülüyor. PKK’nin PYD ile arasına açık ve inandırıcı bir mesafe koymaması, Suriye’deki silahlı varlığı Türkiye’deki barış ihtimalinin önünde kalıcı bir risk olarak konumlandırdı. Bu tercih, Ankara’da barışı savunmayı değil, barışı ertelemeyi kolaylaştıran bir zemin yarattı.

Suriye’deki son anlaşma, bu stratejik okumanın sınırlarına gelindiğini gösteriyor. Suriyeli olmayan PKK kadrolarının sınır dışı edilmesinin yazılı taahhüt haline gelmesi, uzun süredir dile getirilen güvenlik kaygılarının sahada karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Böyle zorunlu bir rekalibrasyon sürecinde PKK’nın barış için atacağı adımlar yeni bir güven ortamının oluşması için olmalıdır.

Türkiye Açısından Değişen Zemin

Bu yeni tablo, Türkiye açısından önemli bir sonucu beraberinde getiriyor: Suriye gerekçesiyle barışı sürekli ileriye ertelemenin zemini daralmıştır. Elbette Suriye hâlâ istikrarlı bir ülke değildir; riskler ve belirsizlikler sürmektedir. Ancak Türkiye’nin güvenlik kaygılarının önemli bir kısmı artık askeri ve diplomatik olarak karşılık bulmuş durumdadır.

Bu, devleti otomatik olarak haklı kılmaz. Ancak barışı ertelemenin maliyetini daha görünür, gerekçelerini ise daha zayıf hale getirir. Jeopolitiğin sunduğu yeni denge, yalnızca güvenlikçi politikaların sürdürülmesi için değil, siyasal çözümler üretmek için de bir alan açmaktadır.

Gerçek Bir Fırsat Penceresi

Barış için açılan pencereler doğaları gereği kalıcı değildir. Jeopolitik dengeler yeniden değişir, öncelikler dönüşür, ittifaklar çözülür. Bugün mümkün görünen adımlar, yarın çok daha zor hale gelebilir. Suriye’deki bu yeni denklem, Türkiye’de barış için belki de kısa ama gerçek bir fırsat penceresi yaratmıştır.

Bu pencereyi değerlendirmemek, yalnızca bugünün değil, yarının maliyetlerini de artırır. Barış ertelendikçe güven daha zor inşa edilir; toplumsal yorgunluk derinleşir ve siyasal alan daralır. Bugün atılmayan adımlar, yarın çok daha ağır bedellerle geri döner.

Barış Bir Normalleşme Sürecidir

Bu nedenle, meselenin yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisi zeminine taşınması gerekmektedir. Barışın geleceğini, kapalı güvenlik bürokrasisi içinde değil; meşru, şeffaf ve çoğulcu bir siyasal alanda ele alınmak zorundadır. Bu, barışı kişilere ya da geçici siyasi konjonktürlere değil, kurumsal sürekliliğe bağlamanın da yoludur.

Buna eşlik edecek şekilde, siyasal dilin yumuşatılması, kriminalize edici söylemlerden bilinçli olarak uzak durulması ve sivil alanın yeniden nefes almasına izin verilmesi gerekir. Barış, bir “nihai anlaşma” anı değil; güven inşası, yeniden temas ve kademeli normalleşme sürecidir. Bugün atılabilecek en gerçekçi adımlar da tam olarak bu alanlarda bulunmaktadır.

Şartlar Değil, Tercihler

Bugün Türkiye’de barış meselesi artık “şartlar olgunlaştı mı?” sorusuyla ertelenemez. Suriye’deki son gelişmeler, jeopolitiğin barışı imkânsız kılan mutlak bir engel olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur. Asıl mesele, bu yeni gerçeklik karşısında nasıl bir siyasal tercih yapılacağıdır.

Bugün tablo nettir: Barış ihtimali zayıflamadı; güçlendi. Bu ihtimali değerlendirmek, cesaret kadar siyasal akıl da gerektirir. Meclis’e dönmek, konuşmayı yeniden başlatmak ve barışı bir güvenlik sorunu olmaktan çıkarıp bir demokrasi meselesi olarak ele almak artık bir tercih değil, ertelenmiş bir zorunluluktur. Tarih, bu tür anlarda yapılan tercihlere bakarak hüküm verir.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: SGD, Suriye

OKUMAYA DEVAM EDİN

Erdoğan’ın ABD ve Rusya’ya Suriye/PKK restinin arka planı
Mahalleli gözüyle seçimlere bakmak
Müzakere yorgunu Kıbrıs Türkleri Ersin Tatar dedi
  • Suriye’de Aşılan Eşik Türkiye’de Barış Zeminini Güçlendirecek mi?20 Ocak 2026
  • Ateşkes Kolay Uygulanmayacak: SDG, Haseki ve Kobani’yi de Yitirebilir20 Ocak 2026
  • Yunanistan’ın Ege Hamleleri: Türkiye’nin Stratejik Sükûneti ve Riskler19 Ocak 2026
  • Suriye’de Ateşkes: SDG Tutunamadı, Şam’la Uzlaşmaya Döndü. Ankara Memnun19 Ocak 2026
  • Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in İş Dünyasında Yükselişi Devam Ediyor18 Ocak 2026
  • 2026’nın 10 Teknolojik Gelişmesi: Artısı, Eksisiyle Yapay Zekâ Etkisi18 Ocak 2026
  • İmamoğlu’nun Jeti İddiasının Çökmesinden Varufakis’e Narkotik Sorgusuna18 Ocak 2026
  • Hakan Fidan’a Göre 2026’da Önem Sırasıyla Türkiye’nin Önündeki 3 Kriz16 Ocak 2026
  • Düşman İnşası ve Yeni Soğuk Savaş15 Ocak 2026
  • Diplomasi ABD’nin İran Saldırısını Önleyebilecek mi? Türkiye de Devrede15 Ocak 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP