İlber Ortaylı, çok değer verdiği, korunup geliştirilmesine özel önem verdiği zeytin ağaçlarıyla ilgilenirken görülüyor.
Artık aramızda değil. Türkiye yalnızca bir tarihçisini değil, aynı zamanda entelektüel hayatına renk ve dinamizm katan güçlü bir karakterini uğurladı. Büyük entelektüeller çoğu zaman yalnızca akademik üretimleriyle değil, aynı zamanda güçlü kişilikleriyle de tartışma yaratırlar. İlber Ortaylı da böyle bir isimdi.
Bütün polemiklerin ötesinde şu gerçeği teslim etmek gerekir: Türkiye’de Ortaylı gibi geniş bir tarih bilgisine, güçlü bir hafızaya ve derin bir dil donanımına sahip entelektüel sayısı son derece azdır.
Rusçadan Almancaya, Fransızcadan Latinceye uzanan geniş bir dil dünyasına hâkimdi. Osmanlı tarihini anlatırken aynı rahatlıkla Avrupa diplomasi tarihine, Rusya’nın imparatorluk geleneğine ya da Orta Avrupa şehir kültürüne uzanabiliyordu.
Akademik kürsüde ders verebilen bir tarihçiydi. Aynı zamanda bir turist rehberi gibi bir şehrin tarihini anlatabilecek kadar canlı bir anlatım gücüne sahipti. Bir konferans salonunda yüzlerce kişiyi saatlerce dinletebilirdi. Televizyon ekranında ise geniş kitlelere hitap edebilirdi.
Bu yönüyle Ortaylı yalnızca bir akademisyen değildi; bir kültür anlatıcısıydı.
Ortaylı’nın yazdığı kitaplar da bu geniş perspektifi yansıtır. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Osmanlı’yı Nasıl Kurduk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Bir Ömür Nasıl Yaşanır gibi eserleri yalnızca akademik çevrelerde değil, geniş okur kitleleri arasında da büyük ilgi gördüler.
Bu kitaplar tarih yazımını akademinin dar sınırlarından çıkararak toplumun gündelik hayatına taşıdı.
Aynı zamanda Avrupa’da, Rusya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok üniversitede dersler verdi, konferanslara katıldı. Uluslararası toplantılarda Osmanlı tarihi ve Türkiye üzerine görüşlerini paylaşarak ülkesini temsil etti.
Bu yönüyle aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi yüzlerinden, elçilerinden biri haline geldi. Yabancı devlet adamlarına refakat etti, klasik dostların arkasındaki gerçekleri anlattı, tarih ile bugünün bağlantısını kurdu.
Benim için İlber Ortaylı’nın yeri biraz daha kişiseldir. Mülkiye’de devrim tarihi hocamızdı.
Onun derslerine giren öğrenciler klasik akademik ders atmosferinden oldukça farklı bir deneyim yaşardı. Ortaylı anlatırken yalnızca kronoloji kurmazdı. Coğrafya, kültür, diplomasi, dil ve siyaset aynı anlatının içinde iç içe geçerdi.
Onu dinlerken Osmanlı’nın bir eyaletinden Avrupa’nın diplomatik salonlarına, oradan Rusya’nın geniş coğrafyasına uzanan bir zihinsel yolculuğa çıkardınız.
Yıllar sonra diplomasi koridorlarında ve uluslararası konferanslarda karşılaştığımızda da aynı şeyi fark ederdim: merakı hiç azalmayan, zihni sürekli çalışan bir entelektüeldi.
Türkiye’de tarih uzun yıllar ya ağır akademik metinlerin içinde sıkışmış ya da ideolojik tartışmaların malzemesi haline gelmişti.
Ortaylı bu iki uç arasında farklı bir yol açtı.
Tarihi akademinin dar koridorlarından çıkarıp toplumun konuştuğu bir konu haline getirdi. Televizyon programlarında, konferanslarda ve yazılarında geniş kitlelere tarih anlattı.
Bugün Türkiye’de milyonlarca insan Osmanlı şehirlerine, mimariye, diplomasi tarihine veya imparatorluklar dünyasına ilgi duyuyorsa, bunda onun payı büyüktür.
Toplumlar nadiren böyle entelektüeller yetiştirir. Bu nedenle onları değerlendirirken terazinin ağır basan tarafına bakmak gerekir.
İlber Ortaylı artık toprağa verildi. Kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verecek bir konumda değil.
Belki de tam bu noktada bize düşen şey biraz olgunluk ve kadirşinaslık göstermektir.
Elbette herkes farklı düşünebilir. Eleştirenler olacaktır. Bu doğaldır.
Eğer kendi entelektüellerimizin yaşarken ve göçtükten sonra kıymetini bilmezsek, yeni nesillere de cesur olmayı, çalışkan olmayı, düşünce üretmeyi nasıl öğretebiliriz?
Aksi halde bu ülkenin kolay insan yutan bozkırlarında yeni İlber Ortaylı’ların yetişmesi giderek daha da zorlaşacaktır. Ruhu şad olsun.
AK Parti milletvekili Asuman Erdoğan'ın eşinin başında olduğu Pasifik Holding yöneticilerinin mal varlığına konulan tedbir…
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanı Saral'ı istifa ettirmesiyle de yatışmamış görünüyor. Bahçeli devreye girdi.
Libya'nın Türkiye ile deniz yetki alanlarını imzalamasının ardından Türkiye, Libya, Mısır ve İtalya ile uzlaşma…
Brezilya ve Sırbistan seçmeni hafta sonu yapılan seçimlerde "artık yeter" dedi. Şimdi gözler 27 Ekim'de…
Erdoğan'ın Aliyev'in başörtüsü kararını geri almasını isteyen başdanışmanı Saral'ı görevden aldığı haber, henüz doğrulanmasa da…
Yeni Parti lideri Özel, kendisine "Hayırdır, savaşta mıyız?" diye yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yanıtladı: vallahi savaştayız,…