Yetkin Report - Murat Yetkin

  • English
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Hafıza Kartı
  • Hayat
  • Yazarlar
  • Arşiv
  • İletişim

İlber Ortaylı’nın Ardından: Bir Ülke Değerlerini Nasıl Hatırlamalı?

Yazar: Mehmet Öğütçü / 17 Mart 2026, Salı / Oda: Hafıza Kartı

İlber Ortaylı, çok değer verdiği, korunup geliştirilmesine özel önem verdiği zeytin ağaçlarıyla ilgilenirken görülüyor.

Artık aramızda değil. Türkiye yalnızca bir tarihçisini değil, aynı zamanda entelektüel hayatına renk ve dinamizm katan güçlü bir karakterini uğurladı. Büyük entelektüeller çoğu zaman yalnızca akademik üretimleriyle değil, aynı zamanda güçlü kişilikleriyle de tartışma yaratırlar. İlber Ortaylı da böyle bir isimdi.

Nadir Yetişen Bir Entelektüel

Bütün polemiklerin ötesinde şu gerçeği teslim etmek gerekir: Türkiye’de Ortaylı gibi geniş bir tarih bilgisine, güçlü bir hafızaya ve derin bir dil donanımına sahip entelektüel sayısı son derece azdır.

Rusçadan Almancaya, Fransızcadan Latinceye uzanan geniş bir dil dünyasına hâkimdi. Osmanlı tarihini anlatırken aynı rahatlıkla Avrupa diplomasi tarihine, Rusya’nın imparatorluk geleneğine ya da Orta Avrupa şehir kültürüne uzanabiliyordu.

Akademik kürsüde ders verebilen bir tarihçiydi. Aynı zamanda bir turist rehberi gibi bir şehrin tarihini anlatabilecek kadar canlı bir anlatım gücüne sahipti. Bir konferans salonunda yüzlerce kişiyi saatlerce dinletebilirdi. Televizyon ekranında ise geniş kitlelere hitap edebilirdi.

Bu yönüyle Ortaylı yalnızca bir akademisyen değildi; bir kültür anlatıcısıydı.

Yazdığı Kitaplar ve Uluslararası Etkisi

Ortaylı’nın yazdığı kitaplar da bu geniş perspektifi yansıtır. İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Osmanlı’yı Nasıl Kurduk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Bir Ömür Nasıl Yaşanır gibi eserleri yalnızca akademik çevrelerde değil, geniş okur kitleleri arasında da büyük ilgi gördüler.

Bu kitaplar tarih yazımını akademinin dar sınırlarından çıkararak toplumun gündelik hayatına taşıdı.

Aynı zamanda Avrupa’da, Rusya’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok üniversitede dersler verdi, konferanslara katıldı. Uluslararası toplantılarda Osmanlı tarihi ve Türkiye üzerine görüşlerini paylaşarak ülkesini temsil etti.

Bu yönüyle aynı zamanda Türkiye’nin kültürel diplomasi yüzlerinden, elçilerinden biri haline geldi. Yabancı devlet adamlarına refakat etti, klasik dostların arkasındaki gerçekleri anlattı, tarih ile bugünün bağlantısını kurdu.

Mülkiye’den Hatırladığım Bir Hoca

Benim için İlber Ortaylı’nın yeri biraz daha kişiseldir. Mülkiye’de devrim tarihi hocamızdı.

Onun derslerine giren öğrenciler klasik akademik ders atmosferinden oldukça farklı bir deneyim yaşardı. Ortaylı anlatırken yalnızca kronoloji kurmazdı. Coğrafya, kültür, diplomasi, dil ve siyaset aynı anlatının içinde iç içe geçerdi.

Onu dinlerken Osmanlı’nın bir eyaletinden Avrupa’nın diplomatik salonlarına, oradan Rusya’nın geniş coğrafyasına uzanan bir zihinsel yolculuğa çıkardınız.

Yıllar sonra diplomasi koridorlarında ve uluslararası konferanslarda karşılaştığımızda da aynı şeyi fark ederdim: merakı hiç azalmayan, zihni sürekli çalışan bir entelektüeldi.

Tarihi Akademiden Çıkarıp Topluma Taşıdı

Türkiye’de tarih uzun yıllar ya ağır akademik metinlerin içinde sıkışmış ya da ideolojik tartışmaların malzemesi haline gelmişti.

Ortaylı bu iki uç arasında farklı bir yol açtı.

Tarihi akademinin dar koridorlarından çıkarıp toplumun konuştuğu bir konu haline getirdi. Televizyon programlarında, konferanslarda ve yazılarında geniş kitlelere tarih anlattı.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insan Osmanlı şehirlerine, mimariye, diplomasi tarihine veya imparatorluklar dünyasına ilgi duyuyorsa, bunda onun payı büyüktür.

Toplumlar nadiren böyle entelektüeller yetiştirir. Bu nedenle onları değerlendirirken terazinin ağır basan tarafına bakmak gerekir.

Bize Düşen Sorumluluk

İlber Ortaylı artık toprağa verildi. Kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verecek bir konumda değil.

Belki de tam bu noktada bize düşen şey biraz olgunluk ve kadirşinaslık göstermektir.

Elbette herkes farklı düşünebilir. Eleştirenler olacaktır. Bu doğaldır.

Eğer kendi entelektüellerimizin yaşarken ve göçtükten sonra kıymetini bilmezsek, yeni nesillere de cesur olmayı, çalışkan olmayı, düşünce üretmeyi nasıl öğretebiliriz?

Aksi halde bu ülkenin kolay insan yutan bozkırlarında yeni İlber Ortaylı’ların yetişmesi giderek daha da zorlaşacaktır. Ruhu şad olsun.

Yeni yazılardan haberdar olun! Lütfen aboneliğinizi güncelleyin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

Etiketler: İlber Ortaylı

OKUMAYA DEVAM EDİN

Ayvalık Rotası: İlk İnsanların Avrupa’ya Göç Yolları Yeniden Çizilebilir
Isınan Dünya: Nüfus artışı, eşitsizlikler, savaşlar
Cezaevinden “Küresel İkon” Makamına Mehmet Haberal
  • 17 yıl sonra gelen 19 tutuklama ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun pişmanlığı17 Temmuz 2026
  • Haluk Levent vakası: hemen her şey hayatın olağan akışına aykırı16 Temmuz 2026
  • AB’nin ağababaları Yunanistan ve G.Kıbrıs’ı Türkiye’ye karşı kullanıyor16 Temmuz 2026
  • Ahmedinejad vakası: MOSSAD amacına ulaştı, Tahran’daki rakipleri memnun15 Temmuz 2026
  • Ankara’da Rusya-Çin toplantısı ve Fidan’ın NATO sonrası Ukrayna seyahati15 Temmuz 2026
  • Kılıçdaroğlu FETÖ kartını çekti. Özel: Üyeler seçsin, yitiren bıraksın14 Temmuz 2026
  • Irak–Türkiye petrol davası: tahkimde kaybedilen masada kazanılabilir mi?13 Temmuz 2026
  • Elektronik kelepçeli Marine Le Pen Fransa Cumhurbaşkanı Seçilebilecek mi?13 Temmuz 2026
  • Operasyon öncesinde Çankaya’da taksiye bindim, CHP konuştuk12 Temmuz 2026
  • Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye–AB denklemini nasıl değiştirdi?11 Temmuz 2026
Haberler arşivinde arama yapın...

Siyaset

Ekonomi

Hafıza Kartı

Hayat

Arşiv

English

Hakkımızda

Künye

Yazarlar

Yardım

Reklam & İşbirliği

Bize Ulaşın

tbtcreative.com | UFKZDN © 2024 yetkinreport.com

Kurumsal Bilgiler     ·      Yardım     ·      Kullanıcı Sözleşmesi     ·      Yasal Çekince

TOP