Siyaset

Şi, Trump’a Pekin’de Çin İşkencesi Çektirebilir

Trump, Pekin seyahatinde Şi ile İran ve Tayvan’ı da konuşacak ama ağırlık ABD-Çin ekonomik ilişkilerinde olacak gibi görünüyor. Fotoğraf, iki liderin 31 Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan şehrinde yaptığı görüşmeden. (Foto: Xinhua)

ABD Başkanı Donald Trump’ın 12-15 Mayıs Çin seyahati ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı sürerken yapılıyor. “Destansı Öfke” savaşında Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkesin kırılganlığı devam ediyor. Her ne kadar Trump 14 Nisan’da sona ermesi gereken ateşkesin bu kere süresiz olarak uzatıldığını açıklamış olsa da, yarın bir kara harekâtına girişmeyeceğinin garantisi yok. Bugüne kadarki savaşı kimin kazandığı o kadar net değil. Ama kabul etmek gerekir ki İran, Hürmüz Boğazı hamlesiyle savaşı ABD ile arasında ikili bir sorun olmaktan çıkarıp küresel bir mesele haline getirmeyi başardı.

Orta Sahada Top Çevirme

Emekli Büyükelçi Bozkurt Aran, gazeteci Murat Yetkin’in de geçen haftaki bir yazısında atıfta bulunduğu üzere, “İran’ın satranç, ABD’nin poker oynadığı” benzetmesini yapmıştı. Ben de bu benzetmeye her ikisinin de iyi futbol oynadığını eklemek istiyorum. Futbolla biraz haşır neşir olanlar, “top çevirmek” tabirini bilirler.
Sahadaki takımların, rakibin üzerine gidip gol atmaya çalışmaktansa, orta sahada pas yaparak vakit geçirmesine, “top çevirmek” denir. İran’ın da ABD’nin de hâlen yaptığı bu. Birbirlerinin yaptıkları teklifleri, masaya oturup müzakere etmeden geri çevirerek vakit geçiriyorlar. Hem ABD hem İran önümüzdeki ay başlayacak Dünya Futbol Şampiyonası’nda boşuna finallere kalmamışlar; her ikisi de iyi top çevirmeyi öğrenmişler. Umarım son dakikada İranlılar vize engeline takılmaz da hangisi sahada daha iyi top çeviriyor, görürüz.

Ziyarete Beş Kala Kriz

Gözler Trump’ın Çin ziyaretine çevrilmiş durumda. Çin’e ilk ziyaretini 9 yıl önce, ilk başkanlık döneminde yapan Trump’ın Çin Halk Cumhuriyeti’nin lideri Şi Cinping (Xi Jinping) ile yapacağı görüşmelerin önceden mutabık kalınmış yazılı bir gündem üzerinden gerçekleştirileceğini tahmin etmiyorum. İki tarafın da farklı öncelikleri var. Ama Çin ve ABD’li yetkililerin ziyaret öncesi yaptıkları açıklamalardan görüşmelerde ticaret (tarifeler), İran (Hürmüz Boğazı’nın açılması), Tayvan (ABD’nin silah satışları) ve teknoloji (yapay zekâ) konularının ele alınacağını söylemek mümkün.
Ancak ziyarete beş kala çıkan bir kriz Şi’nin Trump’a Pekin’de Çin işkencesi çektirebileceğine de işaret ediyor. ABD 12 Çinli ismi, İran ambargoyu ihlal ettiği için yaptırım listesine aldı, Çin de bunu şiddetle protesto etti.
ABD uzun bir süredir uluslararası ilişkilerde önümüzdeki dönemde dünya barışına en büyük tehdidin Çin’den kaynaklandığını öne sürüyor. Çin’i çevrelemek için bölgesel ittifaklar kuruyor, NATO belgelerinde Çin’in bir numaralı tehdit olarak anılmasını sağlıyor.

Çin Tehdidi Abartılıyor mu?

Çin’in 2026 yılındaki savunma harcamaları 277 milyar dolar olarak öngörülüyor. Savunmaya yaklaşık bir trilyon dolar ayıran ABD’ninkinin neredeyse dörtte biri. Ordusu 1979 yılında kısa bir süre müdahil olduğu Vietnam Harbi haricinde yarım asırdır savaşmamış. ABD gibi her gittiği yerde üs kurup askeri güç bulundurmuyor; tek askeri üssü Cibuti’de. Bilinen açıktan desteklediği ayrılıkçı bir hareket yok. Birleşmiş Milletlerde izlediği politikalarda belirli bir istikrar var, sapma yapmıyor.
Buna karşılık, kimsenin riskli görerek cesaret edemediği coğrafyalarda altyapı yatırımları gerçekleştiriyor, demiryolları, boru hatları döşüyor.
Belki de bu yüzden Trump ağırlığı ekonomik ilişkilere verecek gibi görünüyor bu defa; beraberinde ABD’nin en zengin adamlarından bir düzineyi yanına götürüyor.

Ortadoğu Denkleminin Gizli Aktörü

Trump, çoğu başkalarınca sağlanan barışa sahip çıkarak Nobel Barış Ödülü’ne talip olurken, Çin sessiz sedasız İran ile Suudi Arabistan’ı barıştırdı. Hiç şüpheniz olmasın, İran-ABD barış görüşmelerine aracılık eden Pakistan’ın da arkasında Çin var. Tüm bunları göz önüne alırsak, acaba Çin tehdidi sanıldığı kadar büyük değil de ABD tarafından abartılıyor mu? Tıpkı Saddam Hüseyin’in Irak’ındaki kitlesel imha silahları yalanı gibi.
Şi ile görüşmesi nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Trump kendisine göre bir başarı hikâyesi yazacaktır. Çin’in kazanımlarını ise zaman içerisinde göreceğiz. Şimdilik görüşmelerin nasıl sonuçlanacağına bakalım.

Hasan Göğüş

Ankara Politikalar Merkezi, (E) Büyükelçi

Recent Posts

Irak–Türkiye petrol davası: tahkimde kaybedilen masada kazanılabilir mi?

Türkiye’nin Irak’a yaklaşık 1,5 milyar dolar tazminat ödeyeceğine ilişkin haberler yeniden gündeme geldi. Paris İstinaf…

1 gün ago

Elektronik kelepçeli Marine Le Pen Fransa Cumhurbaşkanı Seçilebilecek mi?

Geçtiğimiz salı günü, 7 Temmuz'da Paris İstinaf Mahkemesi Fransız siyaset dünyasının nefesini tutarak beklediği Marine…

1 gün ago

Operasyon öncesinde Çankaya’da taksiye bindim, CHP konuştuk

Siyasi kuliste epeydir köpürtülüyor, “Sıra orada” deniyordu. Savcılık emriyle polis 11 Temmuz şafak operasyonuyla CHP’li…

2 gün ago

Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye–AB denklemini nasıl değiştirdi?

Tam da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’daki NATO Zirvesi’nin kapanış akşamında Avrupa Birliği’nin üst düzey…

3 gün ago

ABD’ye kızıp Rusya’dan S-400 aldık, şimdi kurtulmaya çalışıyoruz

Ve bunu yapabilirsek, diplomatik zafer olarak ilan etmek üzereyiz. Aslında başlığa sığmayan cümlenin tamamı şöyle:…

3 gün ago

DEM: Çerçeve yasada ne olduğu bize de söylenmiyor, çoğu AKP’liye de

Terörsüz Türkiye sürecinin yol haritası olacağı söylenen “çerçeve yasanın” önümüzdeki hafta AK Parti tarafından Meclis’e…

4 gün ago