Siyaset

AB’nin ağababaları Yunanistan ve G.Kıbrıs’ı Türkiye’ye karşı kullanıyor

AB’nin ağababaları Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı Türkiye’ye karşı arkalarına sığınılacak bir mazeret olarak kullanıyorlar. Fotoğrafta Miçotakis, Meloni, Merz ve Macron bir Avrupa liderler toplantısında görülüyor.

Avrupa Birliği’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu, 8 Temmuz tarihli oturumunda, “1974 yılındaki Türk işgalinin Kıbrıslı kadınlar ve çocuklar üzerindeki etkisi ve Türk Silahlı Kuvvetlerince işlenen suçlar” başlıklı kararı, 33 aleyhte ve 43 çekimser oya karşı 575 oyla kabul etti.
Uluslararası Örgütlerin Parlamentolarının çalışma usullerine göre, bu tür kararlara giden süreçte önce üyelerden biri, seçmenlerine selam gönderebileceği bir konuda çalışma yapılmasını talep eden bir önerge verir. Başkanlık divanı önergenin hangi komitede görüşüleceğini kararlaştırır. Komitede kısa bir görüşmeden sonra bir raportör atanır. Genellikle raportörlüğü önergeyi veren üstlenir. Raportörün kaleme aldığı rapor ve bu rapora dayanarak hazırlanan karar tasarısı sırasıyla komitede ve ardından Genel Kurul’da görüşülerek oylanır.

Kıbrıs kararı Yunanlı raportörün marifeti

8 Temmuz tarihli ve B10-0333/2026 sayılı AP kararı Yunanlı vekil Eleonora Meleti’nin “Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği” (FEMM) komitesinde hazırladığı raporun bir ürünü. Meleti, Başbakan Kriyakos Miçotakis’in Yeni Demokrasi Partisi’nden.
Bu karar Avrupa Parlamentosu’nda bugüne kadar Türkiye aleyhinde alınan kararların ne ilki ne de sonuncusu. 730 milletvekili bulunan AP’nin genellikle yüzü geçmeyen üyesinin oylarıyla kabul edilen bu tür kararlar bugüne kadar Dışişleri Bakanlığınca “Bu karar yok hükmündedir” içeriğinde bir açıklamayla geçiştirildi.
Ancak bu kez öyle olmadı. Dışişleri Bakanlığı’nın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, TBMM’deki hemen hemen bütün siyasi partiler, KKTC Dışişleri Bakanlığı, TAM Partisi Lideri Serdar Denktaş ayrı ayrı açıklama yaparak kararı kınadılar.

“Türkler barbardır” kararı bile çıkabilir

Tepkilerin en ilginçini de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ile Avrupa Parlamentosu’nu karıştırıp AK Parti Milletvekili Tuğrul Türkeş başkanlığındaki 18 kişilik AKPM Türk Heyeti üyelerini fotoğraflarıyla hedef tahtasına koyan ana akım yayın organlarından birinden geldi.
Medyada ayrıca Türkiye’nin yeterince lobi faaliyetinde bulunmayarak meydanı Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) bıraktığını, AB içerisinde zemin kaybettiğini ileri sürenler oldu.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki kararın ciddiye alınacak ipe sapa gelir bir tarafı yok. Hatta o kadar çarpıtılmış ki karar tasarısının görüşülmesi sırasında G.Kıbrıslı AKEL Milletvekili Giorgos Georgiou bile dayanamamış, dürüst olmak gerekirse barbarlıkların Kıbrıslı Rum paramiliter güçler tarafından Kıbrıs Türklerine karşı da işlendiğini, tecavüzün renk, ırk ve din ayrımı gözetmediğini dile getirmek ihtiyacını hissetmiş.
AP’de uzun süredir öyle bir hava esiyor ki, “Türkler barbardır, görüldükleri yerde ezilmeli” diye bir cümlelik bir karar tasarısı sunulsa, eminim ekseriyetle geçer. Peki, 1999 yılında ellerinde Türk bayrakları ile Türkiye’nin adaylığını onaylayan AP’den, nasıl Türkiye’nin adını bile duymak istemeyen bugünkü AP’ye gelindi?

AB’nin ağababaları kullanıyor

Bu soruyu iki farklı açıdan bakarak yanıtlamak mümkün.
• Birincisi Türkiye’nin hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu ülke görünümünden, Kopenhag kriterlerinden zaman içinde uzaklaşması,
• İkincisi de Avrupa’da hızla yükselen aşırı sağa bağlı olarak AP’nin kompozisyonunun, dolayısıyla Türkiye’ye bakış açısının değişmesi.
Türkiye’nin en güçlü yanının lobicilik olmadığına şüphe yok. Ama AB içerisindeki zemin kaybını sadece Rum-Yunan lobisinin faaliyetlerine bağlamak da doğru değil.
Kariyerimin önemli bir bölümünü AGİT gibi NATO gibi oydaşma ile karar alan uluslararası örgütlerin çalışmalarına katılarak geçirdim. Belki binlerce kararın oylanmasında hazır bulundum. AGİT’te Azerbaycan dışında başka küçük devletin bir kez olsun ABD’nin, Rusya’nın ve AB’nin evet dediği bir karara engel olduğuna şahit olmadım.

İlk günden beri benim naçizane görüşüm, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye’ye karşı arkasına sığınılacak bir mazeret olarak kullanıldığı yönündedir. AB’nin ağababaları Almanya, Fransa ve İtalya yumruklarını masaya vurarak ağırlıklarını koymuş olsalardı, Türkiye bugüne kadar “SAFE”e de girmişti, “Made in Europe”a da.

Avrupa Parlamentosu’nun 11 Aralık 1999’da Türkiye’nin üye adaylığını onayladığı oturumundan bir arşiv fotoğrafı. Nereden, nereye?

 

Hasan Göğüş

Ankara Politikalar Merkezi, (E) Büyükelçi

Recent Posts

SDG dağıldı: Suriye’de Türkiye’nin istediği oldu. ABD memnun. İsrail’e dikkat

Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kendini feshedip Suriye ordusuna katıldığı 25 Ağustos akşamı Şam’da lideri Mazlum…

1 gün ago

Bir Kavala mahkûmiyeti daha: denizi aşmaya çalışırken çayda debelenmek

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire, Osman Kavala’nın haklarının ihlal edildiğine dair ikinci başvurusunda…

1 gün ago

Eğitimde Yapay Zekâ, Küresel Eğilimler ve Türkiye için Politika Önerileri

İnsanlık, tarihi boyunca kendi sınırlarını aşmak için araçlar üretti.  Ateşi evcilleştirdi, tekerleği icat etti, buharın…

2 gün ago

Aktaş davasında örgüt suçlaması çöktü, belediye başkanlarına ceza yağdı

İstanbul 1 numaralı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Davası'nda,…

2 gün ago

Ukrayna Büyükelçisi: Karadeniz’de savaş var, gemi sahipleri dikkate almalı

Ukrayna Büyükelçisi Naryman Dzhelialov, Karadeniz’de sivil yük gemilerinin vurulması sonucu sivillerin de öldürülmesinin kendilerini de…

3 gün ago

Barış Sürecinin Dört Adamı ve Sürecin En Büyük Kırılganlığı

Türkiye'deki yeni çözüm sürecinin belki de en dikkat çekici özelliği, ne kadar az sayıda insanın…

3 gün ago