Siyaset

Ne Af Ne İmralı: Öcalan İçin Üçüncü Bir Yol Mümkün mü?

DEM Parti İmralı Heyeti, üyeleri Özgür Faik Erol, Pervin Buldan ve Mithat Sancar Abdullah Öcalan ile 20 Temmuz’da İmralı’da yaklaşık 5 saat süren görüşmenin ardından Öcalan’ın mesajını kamuoyuyla paylaştılar.

Türkiye’nin yeniden ivme kazanan çözüm sürecinde hazırlanan çerçeve yasa yalnızca PKK’nın silah bırakmasını ve örgütün tasfiyesini düzenlemeyecek. Aynı zamanda sürecin en zor, en tartışmalı ve belki de en belirleyici sorularından birine cevap vermek zorunda kalacak: Abdullah Öcalan’ın geleceği ne olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yasal düzenleme, silahsızlanmanın hukuki zemini, örgüt mensuplarının topluma yeniden kazandırılması ve sürecin kurumsal çerçevesi açısından kritik önem taşıyor. Çünkü hiçbir barış süreci sonsuza kadar siyasi iradeye, karşılıklı iyi niyete veya gayriresmî mutabakatlara dayanamaz. Silah bırakanların hukuki güvencelere, devlet kurumlarının açık yetkilere, toplumun ise şeffaflığa ihtiyacı vardır.

Ancak bütün bu hukuki düzenlemelerin arkasında çözülmesi gereken tek bir siyasi düğüm bulunuyor: Öcalan’a ne olacak?

İki Uç Seçenek de Çözüm Değil

Bugüne kadar bu soru neredeyse iki uç seçenek üzerinden tartışıldı. Ya Öcalan mevcut koşullarda ömrünün sonuna kadar İmralı’da kalacak ya da çözüm sürecinin ilerleyen aşamalarında tamamen serbest bırakılacak.

Oysa her iki seçenek de ciddi sorunlar barındırıyor.

Birinci seçenek siyasal gerçekliği göz ardı ediyor. Öcalan bugün hala Kürt hareketi üzerindeki en etkili isim olmayı sürdürüyor. PKK’nın silahlı mücadeleyi sona erdirme ve kendini feshetme kararında onun çağrısı belirleyici oldu. Örgütün tamamen tasfiye edilmesi ve silahsızlanma sürecinin tamamlanmasında da benzer bir rol üstlenmesi bekleniyor. Buna rağmen, sürecin başarısının kendi hukuki durumunda hiçbir değişiklik yaratmayacağını söylemek, hem onun sürece katkı kapasitesini hem de Kürt kamuoyunun sürece olan güvenini zayıflatacaktır.

Ancak diğer seçenek, yani koşulsuz serbest bırakılması, çok daha büyük bir siyasi hata olur.

Türkiye’de milyonlarca insan için Öcalan yalnızca bir siyasi aktör değildir. Özellikle çatışmalarda hayatını kaybeden askerlerin, polislerin, sivillerin ve onların ailelerinin gözünde PKK’nın kırk yılı aşan şiddetinin simgesidir. Böyle bir ismin hiçbir sınırlama olmaksızın özgürlüğüne kavuşması, geniş toplum kesimlerinde barışın gereği olarak değil, terörün ödüllendirilmesi olarak algılanacaktır.

Bu tepkiyi yalnızca milliyetçilik ya da barış karşıtlığı olarak görmek doğru olmaz. Kalıcı barış, yalnızca müzakere masasındaki tarafların değil, toplumun geniş kesimlerinin de süreci meşru görmesini gerektirir. Bir tarafın beklentilerini karşılayan ama diğer tarafın adalet duygusunu tamamen yok sayan bir çözüm, eski çatışmayı bitirse bile yeni kırgınlıkların temelini atabilir.

Bugün Türkiye’nin önündeki gerçek mesele, Öcalan’ı serbest bırakıp bırakmamak değildir. Asıl mesele, kırk yılı aşan silahlı çatışmayı sona erdirirken hem adalet duygusunu koruyacak hem de barışı kalıcı hâle getirecek yeni bir hukuki model geliştirebilmektir.

Üçüncü Yol Ne Olabilir?

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey tam da budur: hukuki ve siyasi bir üçüncü yol.

Bunun en gerçekçi modeli, Öcalan’ın mevcut cezaevi statüsünün yasa ile oluşturulacak ömür boyu yargı denetiminde gözetimli ikamet statüsüne dönüştürülmesi olabilir.

Bu modelde Öcalan klasik cezaevi rejiminden çıkar; ancak sıradan bir özgür vatandaş da haline gelmez. Devletin belirleyeceği güvenlikli bir tesiste yaşamını sürdürür. Avukatları, ailesi ve çözüm sürecinde görev alan yetkili kişilerle görüşebilir. Barışın kalıcılaşmasına katkı sağlayacak ölçüde iletişim kurabilir. Buna karşılık, siyasal faaliyette bulunması, örgütsel yönlendirme yapması veya yeniden şiddeti meşrulaştırabilecek herhangi bir girişimde bulunması hukuken engellenir.

Bu ne aftır ne de özgürlüktür.

Aksine, iki gerçeği aynı anda kabul eden yeni bir hukuki statüdür. Bir yandan Öcalan’ın silahsızlanma sürecinin tamamlanmasına katkı sağlayabilecek etkisini kullanmasına imkan verirken, diğer yandan da geçmişteki hukuki ve tarihi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Üstelik bu statü, çözüm sürecinin başlangıç şartı olmamalıdır. Önce silahların doğrulanabilir biçimde bırakılması, örgütsel yapının tamamen tasfiye edilmesi ve demokratik siyasetin tek meşru zemin olarak kabul edilmesi gerekir. Öcalan’ın hukuki statüsündeki değişiklik ise bu ilerlemenin sonucu olmalıdır; ön koşulu değil.

Daha da önemlisi, bu modelin gelecekte koşulsuz özgürlüğe giden geçici bir basamak olarak görülmemelidir.

Çatışmanın yol açtığı ağır insani bedel dikkate alındığında Öcalan ömrünün sonuna kadar bu gözetimli hukuki statü içinde kalmalıdır. Değişebilecek olan, statünün kendisi değil; barışa bağlılığını sürdürdüğü ölçüde sahip olacağı hak ve serbestilerin kapsamıdır. Sürekli ve açık biçimde şiddeti reddetmesi, demokratik siyaseti savunması ve toplumsal uzlaşıya katkı sunması halinde bu haklar TBMM kararıyla zaman içinde genişletilebilir; aksi durumda ise daraltılabilir.

Ayrıca, böyle bir modelin başarılı olabilmesi için devletin toplumu ikna etmesi gerekir. Yapılacak düzenlemenin terörü ödüllendirmek için değil, terörü kalıcı olarak sona erdirmek için tasarlandığı açık biçimde anlatılmalıdır. Aynı zamanda çatışmalarda hayatını kaybedenlerin aileleri unutulmamalı; onların acıları tanınmalı, sesleri duyulmalı ve toplumsal hafızanın bir parçası haline getirilmelidir.

Devlet Aklının Gerçek Sınavı

Öcalan’ın geleceği konusunda asıl soru, onun özgürlüğü ya da ömür boyu hapis cezası değildir. Asıl soru, Türkiye’nin hem adalet duygusunu koruyacak hem de kırk yılı aşan silahlı çatışmayı kalıcı biçimde sona erdirecek hukuki modeli kurup kuramayacağıdır.

Öcalan için geliştirilecek hukuki üçüncü yol da tam olarak bunu hedeflemelidir. Ne terörü ödüllendiren bir af ne de barışın ihtiyaçlarını görmezden gelen mutlak bir ceza anlayışı.

Çünkü bazen barış, affetmekten değil; devlet aklının yeni bir çözüm üretebilmesinden geçer.

Alpaslan Özerdem

Prof. Dr. George Mason Üniversitesi, Barış ve Çatışma Çözümleri Carter Okulu Dekanı

Recent Posts

Kurtulmuş: Türk-Kürt kardeşliği için Meclis tatile girmeden yasa çıkar

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine yasal zemin sağlamak için gereken “çerçeve yasa” için…

2 saat ago

Özel CHP’den ayrılıp yeni parti kuruyor, yedek bir parti de hazır

Beklenen oldu: Özgür Özel “Vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak geldiğini” söylediği 21 Temmuz’daki CHP…

1 gün ago

Türkiye uzayda işbirliği için Artemis Anlaşmalarına neden katılmadı?

Uzay artık yalnızca bilim insanlarının, astronotların veya savunma planlamacılarının ilgi alanı değil. Küresel ekonomi yeni…

2 gün ago

İspanya’nın şampiyonluğu neden Gazzelileri sokaklara döktü?

İspanya’nın Arjantin’i 1-0 yenerek 2026 Dünya Futbol Şampiyonu olmasına en anlamlı kutlamalardan biri Gazze’deydi. Filistinliler…

2 gün ago

F-35’leri konuştuğumuz Graham öldü, Erdoğan bu Trump’a mı güveniyor?

“Bu Trump’a mı?” diye sorarken, Ankara hiç duymak istemese de 2018’de Rahip Andrew Brunson’un tahliyesi…

3 gün ago

Bir Valinin Bisikleti, Bir Ülkenin Zihniyeti

"Pedallamaya devam. Ben yelken, kürek sporcusuyum. Bisiklet sporcusuyum. Üzerimdeki kıyafet spor kıyafetidir. Sporu spor kıyafetiyle…

4 gün ago