

İran savaşı Dubai’nin “güvenli bölge” algısını sarstı. Daha ayaktayken finans merkezi özelliği olan hangi şehrin yerini alabileceği konuşuluyor. (Foto: TRT)
ABD ve İsrail’in İran Savaşı henüz bitmedi ama şimdiden ilk kaybedenlerinden birinin Dubai olacağı konuşuluyor. Uluslararası finans çevrelerinde daha ölmemişken Dubai’nin cenazesini kaldırma, yerini hangi şehrin alabileceği konuşulmaya, yazılmaya başladı.
İktisatçı Güven Sak’a bakılacak olursa, Dubai’deki milyarlarca dolarlık yatırımlar artık “savaş zaiyatı”, İngilizcesiyle “collateral damage-ikincil zaiyat.” Sak, Dubai’nin Lübnan İç Savaşı’nın ardından Beyrut’tan kaçan parayla öne çıktığını hatırlatıyor.
En çok adı geçen yerler iki şehir devleti: Singapur ve Hong Kong. Hong Kong, Çin’in özerk bölgesi gibi, Singapur üzerinde de Çin’in etkisi söz konusu. Riyad adaydı ama İran füzeleri onun adaylığını da hızla aşındırıyor. Bu durumda sermaye yüksek vergilere ve denetime rağmen Londra, Frankfurt, Paris gibi konvansiyonel merkezlere dönüşten de söz ediliyor.
O kadar sık olmasa da sorulan sorulardan biri de Dubai’nin yerini İstanbul’un alıp alamayacağı.
Dubai’nin yerini İstanbul alabilir mi?
Peki, gerçekten Dubai’nin yerini İstanbul alabilir mi?
Neden olmasın, değil mi?
Şimdilik tam istendiği gibi çalışmasa da, İstanbul Finans Merkezimiz var.
Dünyanın sıçrama tahtalarından biri haline gelen İstanbul Havalimanımız var.
Artık savaşlardan uzak duruyoruz, barış girişimlerinde buluşuyoruz. Evvel Allah, “Terörsüz Türkiye” açılımıyla terörizm risklerini de bertaraf edeceğiz.
Geriye küçük ayrıntılar kalıyor.
Mesela, yüksek vergi oranları. Dubai’de gelir vergisi sıfır. Yerini almak isteyenler bunu hesaba katabilir.
Mesela, akşamdan sabaha değişen yönetmelikler nedeniyle Dubai’den gelecek olanlar her sabah Resmî Gazete’yi kontrol edip neyin değiştiğine bakmakta zorlanabilir.
Mesela, bazı yüksek nitelikli ama müşkülpesent beyaz yakalılar hayat pahalılığından cayabilir.
Mesela, siyasetçilere, gazetecilere açılan davalara, yıllarca sonuçlanmayan ticari davalara bakıp maazallah bağımsız ve tarafsız yargıdan şüpheye düşebilirler.
Baksanıza, Komünist Parti tarafından yönetilen Çin bile ihtilaf durumunda mahkemelere güvenemeyeceği iddiasıyla BYD yatırımını sürüncemede bırakıyor.Bağımsız ve tarafsız yargı, adil ve teşvik edici vergi gibi ayrıntılar halledildiğinde neden almasın İstanbul Dubai’nin yerini?
“Artık her yer Türkiye oldu”
Geçenlerde bir panelde, özellikle iş dünyasından bir grup izleyici karşısındaki konuşmacılardan biriydim.
Soru-cevap kısmında izleyicilerden Türkiye’ye neden dış yatırım gelmediğine dair karamsar sorular gelmeye başladı. Mahkemeler, vergiler filan mı engeldi, yoksa Türkiye’ye başka önyargılar mı pay sahibiydi?
Beraber konuştuğumuz panelistlerden biri de dünyanın en zengin ülkelerinden birinden gelen bir yatırım stratejisi danışmanıydı.
“O kadar karamsar olmayın, canım,” dedi mealen; “Türkiye o konuda artık o kadar dezavantajlı değil. Artık her yer Türkiye oldu.”
Hep beraber güldük ağlanacak halimize.
Dubai’nin İstanbul’un yerini alıp alamayacağı soruldukça, kuralsızlığın kural, belirsizliğin sabit olduğu Trump dünyasında o danışmanın verdiği yanıt aklıma geliyor: “Artık her yer Türkiye oldu.”
Peki, bir de o bağımsız yargı ve adil vergi işini düzeltsek, yeni savaş karşıtı siyasetimizi daha iyi değerlendirip Dubai’nin yerini alsak da almasak da hem ekonomik hem demokratik yönden daha gelişmiş ve mutlu bir ülke olmaz mıyız?
Yoksa yine fazla mı kaptırdım kendimi “güzel günler göreceğiz” hayaline?


