

(Foto: Cumhuriyet)
İster manşet çıkarmaya çalışan gazeteci olun, ister casusu bulmaya çalışan istihbaratçı, ister hastalığı teşhis etmeye çalışan doktor, arızayı saptamaya çalışan mühendis, ya da suçluyu bulmaya çalışan savcı: dikkatle bakmanız gereken unsurların başında “hayatın olağan akışına aykırı” olan sonuçlar, ilişkiler, gelişmeler vardır. Haluk Levent vakasına bu gözle baktığımızda, hemen her şeyin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu görebiliyoruz.
Vakanın üç boyutu var:
– Haluk Levent’in bir sosyal yardım sivil kuruluşu olan Ahbap Derneğini üzerinden eylemleri,
– Dernek çalışmaları ve Haluk Levent’in mali faaliyetinin hakkında şikâyet gelene dek yeterince denetlenip denetlenmediği,
– Derneğe veya Haluk Levent’e bağış yapan ya da borç veren kişilerin hayatın olağan akışına aykırı ya da hukuki açıdan sorunlu eylemleri.
Bunlardan ifade ve beyanlara yansıyanlara girmeden önce bir Haluk Levent profili çizmekte yarar var.
Haluk Levent profili
Pop şarkıcısı Haluk Levent adıyla kamuoyunca tanınan Haluk Acil 1968’de Adana, Yüreğir’de dokuz çocuklu bir ailenin sekizincisi olarak doğdu. Birkaç kez kazanıp kaydolduğu üniversiteleri kısa süre sonra bıraktı. Pop dünyasında ilk çıkışını 1993’te İstanbul’da yaptı.
Müzik kariyeri yükselmeye devam ederken ilk mali suç mahkûmiyetini 1997’de karşılıksız çek düzenlemekten aldı; 9 ay 15 gün cezaevinde kaldı. 2003’te siyasi bir gerekçeyle de gözaltına alındı. DGM savcısının gerekçesi Almanya’da düzenlenen Uluslararası Kürt Festivali’ne iki gitaristiyle birlikte katıldığı için PKK’ya yardım suçlamasıydı. O zaman DEHAP Genel Başkanı olan Tuncer Bakırhan da aynı nedenden gözaltına alınmıştı; hepsi serbest bırakıldı, boş bir suçlamaydı.
2010 yılında icra borcunu ödemediği gerekçesiyle tutuklandı, dolandırıcılık ve karşılıksız çek suçlarından kesinleşmiş 3 ay hapis cezası nedeniyle cezaevine kondu. Aynı yıl açılan çıkar amaçlı suç örgütü üyeliği ve yağma suçlamalarıyla açılıp 16,5 yıl hapsinin istendiği davadan 8 yıl sonra, 2018’de beraat etti. Bu arada, 2017’de Ahbap derneğini kurmuştu.
6 Şubat Depremi
Ahbap Derneği Türkiye’de 53 bin 537 (Suriye’de de 8476) can alan 6 Şubat 2023 depremiyle kamuoyunda yaygın olarak duyuldu.
Haluk Levent ve Ahbap’ın örgütlediği gönüllü ağları, bazı bölgelere tarihi Cumhuriyet’ten de eski Kızılay’dan daha önce ve daha etkin olarak gidiyor, halkın ve medyanın sempati ve desteğiyle birlikte bağışlarının da odağı oluyordu.
Bu sempati ve desteğin bir nedeni, devlet kuruluşlarının depremzedelere erişiminin gecikmesi ve (Kızılay çadırlarının satılması gibi) usulsüzlük iddialarıydı. 17 Ağustos 1999 depreminde sivil kurtarma ekibi AKUT’un parlayışı gibi, Ahbap da 2023 depreminde parladı.
Haluk Levent’in geçmişinde mali sabıka vardı ama işte kendisini affettiriyordu.
“Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlamasının” altındaysa, TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a göre, toplumdaki hastalıklı bir “kahraman bağımlılığı” yatıyordu. Haluk Levent, özellikle de AK Parti hükümetine tepki duyan kesimler için bir tür hükümetdışı kahramana dönüşmeye başlamıştı. Oysa onun öyle bir duruşu da yoktu; muhalif kesim çoğu zaman olduğu gibi olanı değil, olmasını istediğini görüyordu. Nitekim rüzgâr bir süre sonra dönmeye başlayacaktı.
Soruşturmalar başlıyor
ABD’deki Time dergisi 2023 yılında Haluk Levent’i dünyanın en etkili 100 kişisi arasında gösterdi. Ancak o, ödülün gerekçesini yazan romancı Elif Şafak’ı, eylemlerini hükümete eleştiriymiş gibi göstermeye çalıştığı suçlamasıyla protesto ederek ödülü almayı reddetti.
Bu gerekçe onu kahraman görenlerin gözündeki imajını bir miktar çizdi ama Kızılay’da yönetim zafiyeti görerek güvenmeyenler Ahbap’a yönelmeyi sürdürüyordu.
O arada Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Mali Suçları Araştırma Kurulu MASAK’ın tutarsız banka hesap hareketlerini incelemeye aldığı kişilerden üçünün ortak bir özelliği ortaya çıkıyordu. Zafer Y., Alper Ç. ve Emrah G. Ahbap Derneği’nin kurucu ve yönetici kadrosundaydı.
Hesaplarında kaynağı açıklanamayan “borç bedeli” ya da “kaparo bedeli” gibi “Ahbap için bağış” gibi açıklamalarla para trafiği görülüyordu. MASAK 3 Ocak 2025’te dosyayı “Araştırılmalı” notuyla İçişleri Bakanlığı’na gönderdi. Dosya 18 Şubat 2025 itibarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlar Müdürlüğüne verildi.
Haluk Levent ve Ahbap Derneği faaliyetinin o tarihten bu yana izlendiğini varsayabiliriz.
Tesadüfler peş peşe
Bunu Başaran Holding’in 29 Haziran 2026’da Haluk Levent, asistanı Yeliz Kaya ve iş kadını Esin Önder Çağlayan aleyhine yaptığı “dolandırıldık” şikâyetiyle karıştırmamak gerekiyor. Dosya hızla aynı soruşturmaya dahil edilse de, o konu üzerinde özellikle durma ihtiyacı var.
Çünkü, bu suç duyurusundan 3 gün önce, 26 Haziran’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı CHP’li Şile Belediyesi’ne “üçüncü dalga” operasyon başlatmıştı.
Tesadüf de olabilir tabii ama Başaran Holding’in suç duyurusunun ertesi günü, 30 Haziran’da tutuklananlar arasında, Şile Bezi Festivali ihalesinde rüşvet suçlaması altında bulunan Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil de bulunuyordu.
Berkant Acil’in MASAK soruşturma raporundaki üç isimle de bağlantısı saptanmıştı.
O arada, kumar alışkanlığını savcılık ifadesinde kabul eden Haluk Levent başta olmak üzere, bu kişilerin dernek parasıyla çevrimiçi bahis oynadıkları ve kaybettikleri iddiaları da vardı.
Operasyon başlıyor
Bunun hemen öncesinde, 18 Haziran’da da Haluk Levent, Esin Önder Çağlayan’a verdiği iki çekin karşılıksız çıkması üzerine 70 milyon 70 bin lira ödemeye mahkûm edilmiş, çek yazması yasaklanmıştı.
Haluk Levent, kardeşinin tutuklanmasını takiben önce 17 Temmuz’da İstanbul’da duyurulan konserini gerekçesiz iptal etti.
Ardından 10 Temmuz’da Almanya’ya gitmek için uçak bileti aldı, ama havalimanına gittiğinde hakkında yurt dışına çıkma yasağı olduğunu da öğrendi. 12 Temmuz’da gözaltına alındı, 16 Temmuz’da tutuklandı.
Tutuklananlar arasında, banka hesaplarında kaynağı açıklanamayan milyonlarca lira işlem trafiği görülen asistanı Yeliz Kaya ve şoförü İlker Çetin de bulunuyordu. Haluk Levent sorgusunda banka hesabı bulunmadığını beyan etti; bütün işlemleri başkalarının hesapları üzerinden yapıyordu.
Yanında maaşlı çalışan kişilerin işlerini yitirme endişesiyle hesaplarını yasal olmayan şekilde kullandırdığı düşünülebilir, ancak mali işlerden çok iyi anlayan kişiler de milyon dolarlar düzeyindeki paralarını herhangi bir yasal kaydı olmadan bu hesaplara yatırmışlardı.
Evlilik vaadi bile var
En ilginç örneklerden biri Sevda Kurt’un durumuydu. ABD’de yaşayan ve 90 milyon lirasının peşine düşen Sevda Kurt, Halk TV’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, Haluk Levent kendisine evlenme teklif etmişti ama Emniyet’teyken evli olduğunu öğrenmişti. Haluk Levent’ten benzer şekilde şikâyetçi olan eşi Nurdan Eriş ise şirketini satıp Ahbap projesine bağış yapmıştı ama 10 yıl önce İsviçre’de tanıştığı eşinin 4-5 yıldır zaten eve gelmediğini, boşanma kararı aldığını söylüyordu. Eriş tutuklu, Kurt adli kontrolle serbest.
Her ikisi de yurt dışında iş kuracak kadar mali işlerden anlayan iki kadın da milyonları Dernek adına hiçbir yetkisi olmayan Yeliz Kaya hesabına yatırmakta sakınca görmemişlerdi.
Siz de “işin içinde başka şeyler olmasın” diyor musunuz?
Devam ediyoruz.
Ece Güner başarılı bir iş avukatı. Toplam 1,5 milyon dolardan fazla peyderpey borç vermiş, hastalık gerekçesiyle duygu sömürüsü diyor, çok zor geri almış. Bir iş avukatının alacağını kurtarmak için tanımadığı kişilere açıktan para yatırmak hayatın olağan akışına aykırı.
Ama “telefon dolandırıcılara para kaptıran yargı üyelerinin, profesörlerin memleketindeyiz” derseniz siz de haklısınız.
Devam edelim
Kendi kızı kazada vefat eden Hüseyin Başaran “kız öğrenciler için yurt yaptırmak” amacıyla Haluk Levent’e 60 milyon dolar değerinde 22 taşınmaz devrettiğini söylemiş. Ancak “yabancı fonlara aktarımı için zorunlu” denilerek bu tapular 24 saat içinde Haluk Levent’in borçlu olduğu şahıslara devredilmiş. Hayırseverlik diyerek yapılan milyonlarca dolarlık gayrimenkul bağışlarının, saniyeler içinde dernek dışı şahsi borçların kapatılması için alacaklılara transferi hayatın olağan akışına aykırı.
Esin Önder Çağlayan’ın sahte çek davasından az önce bahsettik. Ayrıca 22 milyon liraya karşı, Haluk Levent’in asistanı üzerine kayıtlı tapuların takası söz konusu. Tutarsızlıklar ve tezatları görmek için uzman olmak gerekmiyor.
Banka hesabı bulunmayan ama üzerine kayıtlı dört telefon numarası bulunan Haluk Levent’in telefon şifrelerinin kırılmasıyla başka nelerin ortaya çıkacağı henüz bilinmiyor.
Ama avukatları, sorgusu sırasında bir soruya yanıtında önceki İçişleri Bakanlarından Süleyman Soylu’nun adını geçirince “Soruyla ilgisi yok” diyerek tutanaktan çıkarttıklarını, böylece bazı kritik isimlerden söz etmemesinin sağlandığını ileri sürüyorlar.
Adalet Bakanının sözleri
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 16 Temmuz açıklamasında “Kimse dokunulmaz değildir” sözleri, bu iddiaya yanıt niteliğindeydi ama medyada fazla ilgi görmedi nedense.
Bakan Gürlek, daha önce Haluk Levent soruşturmasının “genişleyebileceğinden” söz etmişti. Acaba beklenmeyen yönlere doğru genişlemesi ihtimali var mı? Pek çok şey hayatın olağan akışına aykırı. Göreceğiz.


