Gece gündüz Türkiye Müzik sanat kitap yemek sinema: Müzik ve sanat festivallerinden kitaplara, arkeolojiden yemek kültürüne, sinemadan sokaklara dek Türkiye’nin zenginliklerine dair yazılar.
Hiç görmemiş olanlar, Yunan tarihçi ve coğrafyacılarının Daranis ve Derksene adını verdikleri bu kadim kenti, Dersim isyanları, Şeyh Said, Zaza’lar, Aleviler, aşiretler, güvenlik riskleri, siyasetçi rahmetli Kamer Genç, eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ülkemizin tek komünist belediye başkanı ve kutsal Munzur nehri ile özdeşleştirebilir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümündeki Tunceli, kuzeyde ve batıda Munzur
Ankara’da Tümülüsler Vardır! Duygu Asena’nın “Kadınlar Vardır!” kitabının yayınlandığı dönem ve halen devam eden ‘kadın karşıtı’ ortamdaki çarpıcılığını ödünç almak zorunda kaldım. Günümüzde karşılaştığımız doğal ve tarihi çevreye karşı tahripkar tutumların boyutu, bu sözü söylememe yol açıyor. Bilindiği gibi tümülüsler, arkeoloji biliminin ışığında 20. Yüzyılda bilgisine vakıf olduğumuz biçimde, tarih öncesi 1200-500 yılları arasında
İstanbul’da bir eğitimcinin uzaklaştırma almış bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürülmesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 68 bin öğretmen açığına rağmen 20 bin öğretmen ataması yapması ve yeni müfredat tartışmalarının ardından eğitimciler tüm Türkiye’de seslerini yükseltti. Eğitim alanında faaliyet gösteren sendikalara bağlı eğitimciler 10 Mayıs’ta şiddet olayları, öğretmen atamaları ve yeni müfredata dair tepkilerini ve taleplerini
Üniversite fikrinin temelinde aramak, araştırmak yatar. Bunun yapılabilmesi için soru sormak gerekir, hoşa gitmeyen aykırı fikirleri tartışmanın serbest olması gerekir. Medyayı, karar organlarını ele geçirmiş, “hakikat” üzerinde tekel kurmuş bir iktidar olabilir. Eğer üniversite özerk ve özgürse, orada bu hegemonyaya meydan okuyacak, “hayır hakikat öyle değil” diyecek öğrenciler, akademisyenler çıkar. Seslerini duyuracak güçleri olmayabilir; sonuçta
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve CHP milletvekilleri “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak tanıtılan yeni müfredatı protesto etmek için TBMM’den Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü. Murat Emir ve Suat Özçağdaş, bakanlık önünde yaptıkları açıklamada ana muhalefet partisinin yeni müfredatı “tümden reddettiğini” açıkladı. Protesto, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm
TikTok konusundaki gelişmeleri ve Türkiye’nin bu konudaki pozisyonunu bir gözden geçirelim. Çünkü buradan hareketle Türkiye’nin giderek değişen koşullar içindeki yerine dair bazı ipuçları yakalayabiliriz gibi gözüküyor. Bu yazıda bahsedeceğimiz, TikTok konusundaki şüpheleri, bazı soruları ve detayları 5 ay önce yayınladığımız yazıda bulabilirsiniz. Soğuk savaşın sona erdiği 1990’lardan sonra, son 5 yılda dünyada yeniden saflar keskinleşiyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, resmi şehir ambleminin değiştirilmesi konusunda girişimde bulunacağını açıkladı. ABB’nin X hesabından yapılan duyuruda, gelen “yoğun başvurular” ardından önerinin ABB Meclisine önerilmesine karar verildiği söylendi. Bunun nedeni, amblem değişikliğinin Meclis’in üçte iki çoğunluğuna bağlı olması ve CHP’nin üçte iki çoğunluğa sahip olmaması olarak açıklandı. ABB Başkanlığı açıklaması şöyle: “31 Mart 2024 Yerel
Türkiye aslında çok zengin bir ülke. Yeni bir 2030 vizyonu gerekiyor. Gerçekten de öyle. Hiç lamı cimi yok. Mültecileri saymazsak 85 milyonluk orta sıklet bir ülkeyiz dünya liginde. Geçen yıl 1 trilyon doların üzerinde idi ilk defa GSMH’si. Satın alım gücü paritesine göre hesaplarsanız 2.75 trilyon dolar ile dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında gözüküyoruz. Küresel
Bugün 26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Günü. Dünyayı fikirlerin ve bu bağlamda kararların yönettiği düşünülürse her geçen gün artan önemle Fikri Mülkiyet Hukukunu daha da çok ele alacağız, anlatacağız, konuşacağız. Yine bu hafta, Atatürk’ün ve milletin büyük eseri Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğini bayramımızla kutlarken ulusal egemenliğin esaslarından ekonomik bağımsızlıkla doğrudan ilgili eser korumasından, yaratıcılıktan, emek ilkesinden
‘Ne biçim bir soru bu?”, diyebilirsiniz haklı olarak. Yanıtı normal koşullarda son derece basit: “Halihazırdaki anayasal sisteme göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50’nin üzerinde kim oy alıyorsa ülkeyi de o yönetiyor”. Dışarıdan bakınca da öyle. Yasama, yürütme ve yargıyı adeta tek elden yöneten bir cumhurbaşkanı var. Bir de O’nun, sözlerine “sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve talimatları çerçevesinde…”









