Avrupa Birliği’nde işler hızlı gelişiyor. Hem de Türkiye’de yeterince takip edilmeyen, edildiğinde de genellikle yanlış mercekten bakılan bir hızda. Türkiye’de Avrupa çalışmaları, üyelik tartışmasının dar koridoruna sıkıştı. “Alırlar mı, almazlar mı?” sorusu etrafında dönen bir gündem, Avrupa’da olup biteni anlamamızı engelledi. Üyelik perspektifinden ve AB ile hukuki ve değer temelli ilişkiden vazgeçmemek gerekir —
Herkes Türkiye ile Avrupa Birliğinin yakınlaşması için asıl sorunun siyasi olduğunun farkında. Yıllarca Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları (AİHM) derken, şimdi Ekrem İmamoğlu davası bunların üzerine eklendi; AB üyelik şartı olan Kopenhag Siyasi Kriterlerinin sağlanması önündeki engeller arttı. Bırakalım üyelik konusunu bir yana, hem Türkiye hem AB’nin yararına olan Gümrük Birliği

