Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs meselesine Türkiye’den bakıldığında yaygın bir kanaat var: “Liderler bir araya gelsin, Birleşmiş Milletler devreye girsin, Amerika bastırsın, Avrupa Birliği kolaylaştırsın… Bu iş çözülür.” Kulağa makul geliyor, zira diplomasi tam da bunun için var. Ama gerçek dünya, bu kadar basit işlemiyor. Bugün Türkiye’de hâlâ şu varsayım güçlü: Sorunlar Ankara ile
Kıbrıs yeniden ısınıyor. Ama bu kez mesele sadece diplomatik gerilim değil; zamanla yarışan, çok boyutlu ve giderek sertleşen bir jeopolitik hesaplaşma. Dünya yeniden bloklaşıyor. Enerji hatları yeniden çiziliyor. İttifaklar gevşiyor, yenileri kuruluyor. Savaşlar artık sadece cephede değil; limanlarda, enerji terminallerinde, veri merkezlerinde ve deniz yetki alanlarında veriliyor. İşte bu büyük dönüşümün tam ortasında Kıbrıs, yeniden
Kıbrıs meselesi onlarca yıldır aynı diplomatik kalıplarla konuşuluyor: Federasyon, iki toplumlu eşit siyasi temsil, kapsamlı çözüm, güven artırıcı önlemler… Ancak bugüne gelindiğinde milim ilerleme sağlanamadığı da ortada. Önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmeler bize tarihin her zaman müzakere masasında değil, teknik kararların satır aralarında da yön değiştirebileceğini gösterebilir. 2026’nın ilk 6 ayındaki AB dönem başkanı Güney Kıbrıs’ın


