Namık Tan

(E) Büyükelçi

ABD Başkanı Donald Trump ekibiyle bir toplantı halinde görülüyor. (Foto: Beyaz Saray)

Covid-19 pandemisi patlak vermeden önce, yıl sonunda yapılacak ABD Başkanlık seçiminin neticesi az çok belli olmuştu; Donald Trump ikinci dönemini neredeyse garanti etmiş görünüyordu.
Trump’ın, siyaset yapma tarzının halk nezdinde yarattığı antipati dahi kendisine olan desteği aşındırmıyordu. Zira, ABD ekonomik verileri zirveye ulaşmış, seçmenin yaşam standartları yükselmişti.
Rakibi Biden, kuvvetli bir aday değildi. Eskiyi temsil ediyor, ilerlemiş yaşı sebebiyle kitlelerde bir türlü heyecan yaratamıyordu. Ancak, pandemi bütün dengeleri değiştirdi. Her şeyden önce, Trump’ın en önemli kozu olan ekonomi yere çakıldı. Ayrıca, pandemiyi iyi yönetemediği algısının oluşması da, Trump’a büyük bir darbe oluşturdu.
Bugün geldiğimiz noktada, pandeminin yarattığı krizin, her iki adayın şanslarını eşitlediği görülüyor. Seçimlere kadar süreyi en iyi kim yönetirse, o Başkan seçilecek.
Trump’ın kendine göre hâlâ sağlam kozları var. Bunların içinde en önemlisi arkasındaki sarsılmaz Cumhuriyetçi seçmen desteği. Buna mukabil, en büyük dezavantajı, ülke genelinde ve küresel anlamda oluşmuş olan Trump antipatisi. Pandeminin yönetiminde gösterdiği başarısızlık da cabası.
Biden, yaşı ve zihinsel performansı itibariyle kitlelere cazip görünmüyor. Ayrıca, arkasındaki Demokrat seçmen desteği de sağlam değil. Demokratların kayda değer bölümü, Biden’ın doğru aday olduğu kanaatini taşımıyor.

Demokratlar toparlanmaya çalışıyor

Nitekim, Demokratların ilerici/solcu Bernie Sanders taraftarlarının önemini gören ve çoğunluğu genç aktivistlerden oluşan bu kesimin desteğini alabilmeyi amaçlayan Biden, kısa bir süre önce, New York Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’i kampanyanın çevre konularından sorumlu direktörlüğüne getirdi.
Biden, bugüne kadarki sıra dışı davranışlarının yarattığı antipati ve pandemi krizini yönetmekteki acizliği sebebiyle Trump’tan uzaklaşanların çaresizlikle tercih edebilecekleri bir aday durumunda. Ancak, Biden’ın önemli bir avantajı var. Yepyeni bir yüzü Başkan yardımcısı adayı olarak seçecek ve bu ismin yaratacağı heyecana ve umuda güveniyor. Doğru bir seçim yaparsa, kampanyasına ivme kazandırabilir.
Başkan yardımcısı adayının siyah Amerikalı olması konusunda Biden’a yoğun baskı var. Bu çerçevede, Senatör Kamala Harris ile Senatör Amy Klobuchar’ın isimleri zikrediliyor. Harris, Kaliforniyalı ve annesi Hint asıllı. Klobuchar ise, Minnesota’dan tecrübeli bir siyasetçi ve beyaz Amerikalılar arasında sağlam bir oy desteği var. Bu arada, sürpriz aday olarak, Michigan Valisi Gretchen Whitman’ın isminden söz edenler de bulunuyor.
Her iki adayın şanslarının bir anlamda eşitlenmiş olduğu mevcut şartlarda, seçimlere kadar geçecek sürecin yönetimi büyük önem taşıyor.

Ortadaki eyaletler

Bu bakımdan, Ohio, Wisconsin, Michigan, Pennsylvania, Florida, Teksas, New Jersey, Virginia ve Kuzey Carolina gibi kritik eyaletleri adaylar mercek altında tutuyorlar.
Geçen hafta çok kritik birkaç anket yayınlandı. Trump, genel oyda geride görünüyor. Ancak, beş kritik eyalette giderek açılan bir arayla önde bulunuyor. Bu da, Demokratlarda ciddi alarm zilleri çalmasına yol açtı. Biden’ın, hangi kadın adayı seçeceği bu çerçevede önem taşıyor.
Bu arada, son seçimlerden bu yana 14-17 milyon seçmen şu veya bu sebeple seçmen listelerinden silinmiş durumda. İsimleri silinenlerin büyük bir kısmı azınlık gruplarına mensup ve Demokrat. Ayrıca, bunların çoğunluğu kritik eyaletlerde yaşıyor.
Dolayısıyla, kritik eyaletler Biden açısından hayati önem taşıyor. Buralarda, artı oy sağlayamazsa, seçimlerde başarılı olması mümkün gözükmüyor.

Trump’ın işi de kolay değil

Trump ekibi, her zaman olduğu gibi, kendinden çok emin. Ancak, ekonominin seçimlere kadar nasıl bir performans göstereceğinin büyük önem taşıdığını biliyorlar. Ekonomideki kötü gidiş, Trump ekibini endişelendiriyor.
Endişeyi arttıran diğer bir husus da, virus yüzünden ölümlerin 200 binli rakamlara ulaşması ihtimali. Bu yüzden, Trump, bir risk daha alarak, sene sonuna kadar aşının çıkacağını açıkladı. Dikkatleri dağıtmak için, yaz boyunca bunu kampanyasında kullanacağı anlaşılıyor. Ancak, ölü sayısı giderek yükselirse, bu da Trump açısından dezavantaja dönüşebilir.
Trump hakkında açılmış bulunan vergi davalarının sonucunun da seçimler bakımından belirleyici rol oynayacağı görülüyor. Aslında, Yüksek Mahkeme’nin bu davaları görmeyi kabul etmesi dahi şaşırtıcıydı. Mahkemenin kararını seçim sonrasına bırakması Trump’ın işine gelir. Aksi olur da Trump vergi durumunu seçimlerden önce açıklamak zorunda kalırsa, bu Cumhuriyetçiler için büyük sıkıntı yaratır.
Seçimlerin sonucu hakkında tahminde bulunmak için henüz çok erken.
Trump, pandemi yönetimini iyileştirip, ekonomiyi ayağa kaldırmayı başarabilecek mi? Biden, doğru bir yardımcı seçip, kritik eyaletlerde gereken performansı gösterebilecek mi? Bu sorulara sağlıklı cevaplar verebilmek bu aşamada mümkün değil.
Ancak, küresel lider Amerika’nın kaderinin gözle görülmeyen bir virüse bağlı olduğunu söylemek pekâlâ mümkün