Avatar

Gazeteci-Yazar

Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki çatışmalar, Ankara’nın dikkatini Suriye, Libya, Irak ve Doğu Akdeniz’den sonra Doğu Cephesine de çevirdi. Fotoğrafta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ramiz Tahirov ile Ankara’da toplantı halinde görülüyor. (Foto: MSB)

TBMM 16 Temmuz akşamı dört parti grubunun ortak deklarasyonuyla Ermenistan’ı Azerbaycan sınırındaki saldırılardan dolayı kınadı ve Azerbaycan’ın yanında olduğunu söyledi. Bundan birkaç saat önce de Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ramiz Tahirov ile Ankara’da görüşen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ermenistan’ın “açtığı kumpasın altında kalacağını” ve “hesabını mutlaka ödeyeceğini” söylemişti. Bu açıklamaların öncesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ermenistan’ın “boyunu aşan bir teşebbüste” bulunduğunu söyleyerek, Türkiye’nin Azerbaycan’a destek olacağını söylemişti. Böylelikle Türkiye, Suriye, Libya, Irak ve Doğu Akdeniz’deki aktif askeri varlığına ek olarak, Ermenistan’ın Azerbaycan sınırındaki son saldırısı ve çatışmalar ardından Doğu cephesinde de diplomasinin yanı sıra askeri içerikli mesajlara başlamış oldu.

Son çatışmalar nasıl başladı?

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 6 Temmuz’da Yukarı Karabağ’daki Ermeni işgaline diyalog yoluyla çözüm arayan Minsk Grubunu ve “ayak sürüyen” Ermenistan’ı eleştirmesi ardından Ermeni birlikler sınır hattında hareketlenmişti. Bu hareketlenme 11-12 Temmuz’da eyleme dönüşmüş ve Tovuz bölgesinde, Azerbaycan makamlarının açıklamasına göre Ermenistan birliklerinin başlattığı karşılıklı topçu ateşine dönüşmüştü.
Çatışmalarda, Azerbaycan ordusundan Tümgeneral Polat Haşimov ve Albay İlgar Mirzayev Ermenistan tarafından açılan ateşle öldürülmüştü. Bakü’nün karşı ateşle “yüzden fazla” Ermeni askerinin öldürüldüğü açıklaması Erivan tarafından yalanlanmış, Binbaşı Garuş Hambarjumyan ve Yüzbaşı Sos Elbakyan ve iki çavuşun öldürüldüğü kabul edilmişti.
Ermenistan birlikleri 1993 başında Azerbaycan’ın özerk Yukarı Karabağ bölgesini işgal etmişti. Halen Azerbaycan’ın beşti biri Ermenistan işgali altında bulunuyor. Bu ihtilafı çözmek için ABD, Rusya ve Fransa ortak yönetiminde oluşturulan (Türkiye’nin de üyesi olduğu) Minsk Grubu ise bugüne dek bir ilerleme sağlayamamıştı. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Aliyev’i kendisiyle değil, Karabağ’daki işgal bölgesindeki Ermenilerin kurduğu yönetim ile müzakere etmeye çağırması, Aliyev’in tepkisine neden olmuştu.

Azerbaycan’da siyasi sarsıntı

Ankara son gelişmeleri Ermenistan’ın “kumpas” ve “kışkırtması” olarak niteliyor. Bu nitelemenin altında zaten birden çok cephede aktif askeri faaliyeti bulunan Türkiye’nin bir de Kafkaslardaki ihtilafa girmek isteyip istemeyeceğini görme niyetinin bulunduğu kuşkusu yatıyor. Dolayısıyla, Ankara’nın Bakü’ye yardımda ikircikli davranması, Aliyev’i daha zor bir durumda bırakabilirdi.
Nitekim Aliyev, Erdoğan’ın 14 Temmuz’daki destek mesajı ardından 15 Temmuz günü bakanlar kurulunu video konferansta toplayıp Dışişleri Bakanı Eldar Memmedyarov’u sert şekilde eleştirmiş, bu görüntüler medyaya verilmişti. Memmedyarov 16 Temmuz’da istifa etmek zorunda kalmış yerine Ceyhun Bayramov atanmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı yardımcılarından Hikmet Hacıyev’in de dış politikadaki etkisini artırdığı bilgisi var; bu isimlerin tamamı Haydar Aliyev sonrası kuşaktan.
Kaynaklar, İlham Aliyev ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı yaptığı eşi Mihriban Aliyeva’nın bu gelişmeleri Haydar Aliyev zamanından kalma bakan ve devlet görevlilerini tasfiye etme fırsatı olarak da kullanmaya başladığını öne sürüyorlar.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mihriban Aliyeva’ya “Dostluk Madalyası” takarken görünüyor.

Azerbaycan’da son aylarda çok sayıda üst düzey devlet memuru görevlerinden alındığı, bu sürecin Aliyeva’nın Kasım 2019’da Rusya devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmesi ardından arttığı iddia ediliyor. Putin o ziyarette Aliyeva’ya Rusya-Azerbaycan ilişkilerine katkısı nedeniyle madalya takmıştı.

Sırada ne var?

Şu aşamada Türkiye’nin çatışmalara aktif olarak katılması ihtimali gayet zayıf. Ancak Azerbaycan ile aradaki askeri iş birliği anlaşmaları uyarınca -belki Libya örneğindekine benzer şekilde- askeri danışman ve malzeme desteği söz konusu olabilir. Türk F-16’larının Türkiye-Ermenistan sınırı boyunca devriye uçuşlarına başladığı da basına yansımış durumda.
Buradaki bir ilginç durum da Rusya-Türkiye ilişkileri. Türkiye, Suriye’de Rusya ile iş birliği içinde olmasına, Astana Sürecinde (İran’ın da varlığıyla) yer almasına karşın sık sık karşı karşıya geliyor. Libya’da tamamen karşı saflarda Erdoğan ve Putin. Ermenistan yönetiminin Rusya’dan tamamen habersiz ve bağımsız şekilde Azerbaycan’a saldırması da hayatın akışına aykırı bir durum. Ermenistan’ın en büyük destekçisi Rusya. Azerbaycan-Ermenistan ihtilafında Türkiye’nin tarafsız kalması düşünülemez. Öte yandan müdahale de Türkiye’yi Rusya ile bir strateji konusunda daha karşı karşıya getirecektir.
Her halükârda Ermenistan’ın Azerbaycan sınırındaki hareketi, Türkiye’yi yeni bir diplomasi cephesi açmak zorunda bıraktı. Umalım gerilim azaltılabilsin ve Doğu Cephesinde ihtilaf aktif askeri boyuta sıçramasın.