Avatar

Gazeteci-Yazar

ABD’de Demokratların Başkan Adayı Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye hakkındaki tepkiye neden olan sözlerinin yayınlanmasından 7 ay sonra kim tarafından dolaşıma sürüldüğü de tartışılıyor. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

ABD seçimlerinde 3 Kasım’da Donald Trump’ın karşısına Demokratların adayı olarak çıkacak Joe Biden’e Türkiye’yi sormuşlar. Biden özetle şunları demiş:
– Erdoğan’a karşı muhalefetin liderlerini desteklemeliyiz. Onları Erdoğan’ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, seçimle…
– Pozisyonumuzun Parlamentoda yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz.
– Yaptıklarının bedelini ödemeli. Özellikle de üzerinde F-15 uçurarak çözmeye çalıştıkları bir hava savunma sistemi [Rus S-400 füzeleri] olduğunu düşündüğümüzde.
– Şunu açıkça belirtmeliyiz: Günün sonunda Türkiye de Rusya’ya bağımlı olmak istemez.
Biden bu Türkiye bilgisiyle ABD Başkanı olacaksa ilişkiler Trump’tan da kötüye gidecek demektir.
Ama bir dakika… Biden bunları ne zaman söylemiş? Daha aday adayı iken 16 Aralık 2019’da katıldığı bir toplantıda. Ne zaman yayınlanmış? 17 Ocak 2020’de, New York Times’ta. O zaman Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hükümetinden bir tepki gelmiş mi? Hayır, gelmemiş. Peki, Erdoğan’ın Biden demecinden haberi olmuş mu? Olmuş. Kim haber vermiş? Öğrenebildiğim kadarıyla Dışişleri kanalıyla değil, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un rutin bilgi notu içinde sunulmuş.

Buraya döneceğiz ama önce Biden

Biden baştan aşağı maddi hata ve önyargılarla dolu yanıtlar vermiş bu 2 saate yakın bir mülakat kaydının sonlarına doğru 2 dakika kadar süren bölümde. Bunlara değinmeden, Ankara’ya sormak olmaz. Sondan başlayalım:
– Sadece Türkiye değil, ABD de Türkiye’nin Rusya’ya bağımlı olmasını istemez, bu ABD’nin bütün Avrupa güvenliği, Balkanlar, Orta Doğu, Akdeniz ve İran siyasetini temelden sarsar.
– ABD’nin Türkiye’nin ortak üretici olduğu halde uluslararası anlaşmalara aykırı olarak gasp ettiği o uçakların modeli F-15 değil, F-35. Biri ABD Başkan Adayına söylese iyi olur.
– Kürt sorunu odaklı HDP Türk Parlamentosunun üçüncü büyük partisidir. Ayrıca Kürt hemen her partide bulunuyor. Biden bu konuda da bilgilendirilmeli.
– Hükümete karşı ABD’den, ya da herhangi bir ülke yönetiminden destek almak Türkiye’de hiçbir partinin düşmek isteyeceği bir seviye değildir. Biden bunu söylemenin ancak ve ancak Erdoğan’ı güçlendirmeye yarayacağını bilmeli.
Ayrıca, Washington’un Moskova’ya karşı çıkarlarını korumak uğruna Türkiye’deki 1960, 1971 ve 1980 darbelerini desteklediği unutulmadı.15 Temmuz 2016 darbe girişimini yönetmekle suçlanan Fethullah Gülen ise hakkında bir soruşturma olmaksızın Pennsylvania’da oturmaya devam ediyor.

Gelelim Ankara’ya

Haber 15 Ağustos akşamından başlayarak siyaseti karıştırdı. Biden’ın söylediklerine refleks olarak iktidar da muhalefet de sert tepki gösterdi. Muhalefet ek olarak iki soruyu daha sormaya başladı, özellikle 16 Ağustos boyunca.
1- Bu sözler 7 ay önce yayınlandığı halde hükümet neden şimdi tepki veriyordu? Üstelik Anadolu Ajansı’nın bu sözler üzerine 29 Mayıs’ta İngilizce bir yorum yayınlamış olmasına rağmen.
2- Biden, Erdoğan’ı desteklemeye mi karar vermişti? Çünkü Türkiye’de sokaktaki çocuklar bile Amerikalı bir siyasetçinin Erdoğan’a vurmasının Erdoğan’ı güçlendireceğini bilirdi.
Bir de bu haber bu kadar aydan sonra nasıl, neden ve kim tarafından yeniden dolaşıma sürülmüştü?
Haber, tam o bölümü kesilmiş, yayına hazırlanmış vaziyette ilk olarak Iraklı Kürt gazeteci Arif Zêrevan’ın Twitter hesabında yayınlandı. Zêrevan, Kürdistan Demokratik Parti (lideri) Mesud Barzani’ye hayranlık derecesinde yakın bir gazeteci. Bu çerçevede, örneğin PKK’ya da karşı, Türkiye’nin Irak’taki askerî varlığına da. Suriyeli Kürtlerle de yakın irtibatı var.

Haberi kim yeniden ısıtıp sürdü?

Bu haberin Zêravan’dan çıkmasına dair bir komplo teorisi, iki de muhtemel senaryo bulunuyor.
Pek ihtimal vermesem de komplo teorisi Ahval’de yayınlanan bir habere dayanıyor. Buna göre, video daha önce 13 Ağutsos’ta, yani İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) anlaşma imzaladığı gün “Arap medyasında” yayınlanmıştı. Bu insanın aklına ister istemez son zamanlarda Türkiye’nin karşısındaki her engelin arkasında BAE’nin bulunduğunu akla getiriyordu. Bu haber de belli ki Türkiye ile ABD arasında yeni bir pürüz olacaktı. Ancak Arap medyasında böyle bir haberi ben bulamadım, bu da maalesef Arapçamın olmamasından kaynaklanıyor, ancak Arap gazeteci dostlara sorduğumda, onlar da ilk olarak Ahval Arapça servisi ve Arif Zêrvan’dan öğrendiklerini söylediler.
Özetle, komplo teorisi, videonun Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde yeni bir güvensizlik unsuru ortaya çıkarmak isteyen ülkelerden biri tarafından dolaşıma sürülmüş olması.

İşte birinci senaryo

Joe Biden’in kardeşi, Jim Biden ve Lübnan kökenli iş ortağı Amer Rustom 2019 ilkbaharında İstanbul’a geliyor. Burada daha çok AK Parti’ye yakın isimler ve iş çevreleriyle ayarlanmış yemeklere katılıyor, ABD’deki bazı inşaat projelerine ortaklıklar arıyor. Amerikan yasalarına göre seçim kampanyalarına dış yardım almak ağır suç sayılıyor. Ancak bu temaslar sırasında Jim Biden hep abisi Joe Biden ile konuşuyor, sohbet de ister istemez seçimlere geliyor, ABD’deki bağlantılardan söz ediliyor. O sırada Joe Biden’ın adaylığı henüz kesinleşmiş değil. Öte yandan Jim Biden hakkında FBI tarafından açılmış usulsüzlük soruşturmaları bulunuyor.
Aradan geçen sürede, daha önce Erdoğan adına Trump yönetimi nezdinde -Dışişleri kanalları dışında- “paralel diplomasi” yürüten (iş ve siyaset dünyasından) bazı isimler, adaylığı kesinleşen ve Covid salgını nedeniyle güç kaybeden Trump’a karşı Biden ile temas kurmak için ABD’ye gidip gelmeye başlıyor.
İşte birinci senaryo, bu teması daha kurulmadan baltalamak isteyenlerin bu videoyu sızdırılmış olması ihtimaline dayanıyor. Kuşkuların üzerinde yoğunlaştığı kişiler arasında, Biden ekibinde yer alan eski İŞİD ile Mücadele Koordinatörü olarak Kürt gruplarla irtibatı olan ve Türkiye alerjisiyle tanınan Brett McGurk de var.

İkinci senaryo yerli ve millî

İkinci senaryo ise tam tersine, Biden’ı zor durumda bırakıp Erdoğan’dan özür dileterek açık temas kurmaya zorlama üzerine kurulu.
Buna göre video Iraklı Kürt gazeteci Zêrevan’a istihbarat dünyasında “sahte bayrak” tabir edilen bir operasyonla, yani Türkiye ile alâkasız gibi görünen kaynaklarca ama aslında Erdoğan yönetiminin bilgisi içinde sızdırıldı.
Haber NY Times gazetesinde Ocak sonunda yayınlandığında dikkatler Rusya ile Suriye’deki gerilim ve Yunanistan ile göçmen sorunu üzerindeydi. Türk medyasında yankısı olmayınca dosya kenara ayrıldı. Zaten sonra Covid salgını çıktı. Anadolu Ajansında Mayıs’ta İngilizce servisinde yorumlanması, en azından İletişim Başkanlığı gündeminden düşmediğini gösteriyor. Ancak Biden ile temas kurmak için ABD’ye giden ekip istenen sonuçla dönmeyince bu sözlerin unutulmadığı gösterilmiş oluyor.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Biden’ın daha önce (Obama’nın Başkan Yardımcısı olarak) iki kez Erdoğan’dan özür dilediğini söylemesi bu senaryoyu güçlendirici unsur olarak gösteriliyor. Biden daha önce 2014 yılında Erdoğan’ın söylemediği bir şeyi söylemiş gibi aktardığı için ve 2016’da darbe girişimi ardından “daha önce gelmediği” için üzüntülerini bildirmişti.

Muhtemel etkileri

Yani ikinci senaryo doğruysa amaç Biden’ı zora düşürerek Erdoğan ile temasa zorlamak.
Tabii Biden bu videodan dolayı üzüntü bildirirse ABD Başkan adayını hizaya getiren kişi olacak ama, Biden bu durumda “muhalefeti desteklerim” demediğini de söylemiş olacak. Yani iktidar kulislerindeki gizli “bir taşla iki kuş: hem ABD hem muhalefet” sevinci gerçek olmayabilir.
Zaten muhalefetten gelen tepkiler de Biden’ı sert şekilde kınadıktan sonra neden zamanında tepki verilmediği üzerine kurulu.
Bir de bu meselenin yeni bir şey olmadığı daha ilk saatlerinde ortaya çıktı. İç siyasette bir etkisi olacaksa da Beştepe’yi tatmin edecek düzeyde olmama ihtimali yüksek.
Eğer bu skandal sözler, hükümetin ekonomi politikasının tamamen doğru ama ne yazık ki dış saldırı altında olduğu tezine gerekçe yapılacaksa, Erdoğan ne derse gerçeğin ta kendisi sayan kesim dışında beklenen etkisi olmayabilir.

İki noktayı daha vurgulayalım. Birincisi, Türkiye’de halkın çoğunluğu hâlâ Türkiye Cumhurbaşkanına “aptal olma, kabadayı olma” diye hakaret eden Trump mektubunu da unutmadı. İkincisi, fırsatı ganimet bilip “Atatürk diyenler, haydi Erdoğan saflarına” türü çağrılarda bulunmak hakikaten niyetleri çok açık ediyor. Atatürk’ü daha öğretmenlerinden önce anne babalarından öğrenenlerin, bu kişilerin dersine ihtiyacı yok.