Avatar

Gazeteci-Yazar

Akşener, Halk TV yayınındaki cumhurbaşkanlığı seçimi çıkışıyla Erdoğan ve Bahçeli kadar Kılıçdaroğlu’na da mesaj verdi.

Halk TV’nin 28 Ağustos yayınında Şirin Payzın güzel sordu, İyi Parti lideri Meral Akşener de iyi yanıt verdi.
Soru şuydu: “Esnaf gezmeniz Cumhurbaşkanlığı adaylığı için bir nabız yoklama mı?”
Soru yerindeydi. Çünkü son zamanlarda Akşener ve Anadolu’da çarşı-pazar vatandaşla konuşması sayesinde vatandaşın sesi ekranlarda duyulur oldu. Halkın arasında -şatafatlı törenlerde değil, yüzünde Covid maskesiyle örnek olarak- onlarla en çok görüşen ve kendisi konuşmaktan çok onları konuşturan siyasi lider Akşener. (Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu da sahalarda.)
Akşener şöyle yanıt verdi: “Türkiye’nin nefes almasına ihtiyacı var. Bunlar samimi gezilerim. Elbette aday olmayı çok isterim herkes gibi. Ama daha çok zaman var. Millet İttifakı’nın karşılıklı konuşacağı bir konu. Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin geleceği ile oynamayacağım.”
Bu kısa yanıtta üç temel mesaj var:
1- Seçmene: Aranızda olmaya, sesinizi duyurmanıza aracı olmaya devam edeceğim,
2- Erdoğan ve Bahçeli’ye: Bölme çabanıza rağmen Millet ittifakıyla devam edeceğim,
3- Kılıçdaroğlu’na: Olamazsam İttifakı bozmam, ama Cumhurbaşkanı adaylığına talibim.

Kılıçdaroğlu’na adaylık mesajı

Bu üç mesajdan en dikkat çekici olanı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye değil, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na olanı.
1- Akşener, Kılıçdaroğlu’na “Gül’le sorunum yok ama Gül ile olmaz” ifadesini şöyle izah ediyor: “Birbirlerine ağır hakaret eden Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli yan yana geldiler, buna Perinçek de eklendi. Geçmişi bir kalemde silen seçmen travma yaşıyor.” Akşener, Kılıçdaroğlu’na “CHP 100 yıllık, esnekliği zor bir yapı, Gül’ü kabul ettiremezsiniz” demek istiyor. Gül’ü daha çok Kılıçdaroğlu’nun “sol liberal dostlarının” istediği sözleriyle ise, Gül tercihinin seçmende karşılığı olmayacağını öne sürüyor.
2- Akşener, hem de Halk TV ekranında Kılıçdaroğlu’na “Benim seçmende karşılığım var” diyor. Bunu Muharrem İnce’nin son CHP Kurultayı ardından bir daha Cumhurbaşkanı adayı gösterilmeyeceği varsayımıyla, şimdi söylüyor. “Cumhurbaşkanı olacağım diye Türkiye’nin geleceğiyle oynamam” sözü aslında herkese hitap ediyor. Sözlerinden, kendisinin de desteklediği İmamoğlu’nun İstanbul’un başında kalmasından yana olduğunu çıkarmak mümkün. Payzın’ın Mansur Yavaş sorusunu yanıtsız bırakması ise dikkat çekiciydi; manevra alanı bırakmak istediğini gösteriyor sanki.

Akşener ve “Devlet Abla” imajı

Akşener’in siyasette kendisine bir yer açtığı gerçeği ortada. Halkın arasında kolay karışabiliyor. “Evini basanlara”, hakkında “laf çıkartanlara” aldırmadığını vurguluyor. Partisinin Meclis’e girmesini, sağlayanın Kılıçdaroğlu olduğunu unutmadığını, vefasızlık yapmadığını da gösteriyor.
Ayrıca İyi Parti de o kadar esnek bir parti değil. O nedenle siyasi çizgisini, kendi deyimiyle, “lümpen milliyetçilikten” uzakta tanımlamaya çalışıyor. Şehirli, milliyetçi-muhafazakâr, Cumhuriyete, laikliğe sahip çıkan kadın politikacı duruşu oluşturma gayretinde, adeta bir “Devlet Abla” portresi çiziyor. Ülkücü geçmişine karşın seçim kazanmanın artık Kürt seçmenden geçtiğinin farkında. Devlet Abla duruşunun hakkını vermek kolay değil, esneklik İyi Partiye de gerekiyor.
Bu yönleriyle örneğin Tansu Çiller’den çok farklı Akşener. Çiller ilk kadın parti lideri ve ilk kadın başbakan idi ama siyasete Süleyman Demirel sayesinde paraşütle indirilmişti. Vefasızlık gösterdiği Demirel’in üç büyük yanlışından biriydi. Halktan kopukluğun simgesi gibiydi. Yönetimi Ankara’daki güvenlik bürokrasisi, İstanbul’daki belli çıkar çevreleri ve DYP içindeki ak saçlı hayranlar ordusuyla yürüterek ekonomiyi de siyaseti de çıkmaza sürükleyen isimlerden olmuştu.
Akşener yeni bir siyaset kapısı açma gayretinde. Nitekim cumhurbaşkanlığı seçim sürecini fiilen başlatan da o oldu.