Ali Kayalar

Gazeteci

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti Başkanlık Konseyi Başkanı Es-Serrac’ı Istanbul’daki Vahdettin Köşkü’nde kabul etti.

Doğu Akdeniz’de sıcak geçen hafta sonu diplomasisinin ardından yeni hafta iki kritik toplantıyla başlıyor. Türkiye bir yandan Fransa-Yunanistan eksenini diplomatik hamlelerle kırma ve AB içinde bir çatlak bulma, bir yandan da son olarak KKTC ile ortak bir tatbikat düzenleyerek kararlılık gösterme çabasında. Yani, gerilimin tarafları olası bir toplantı masasına getirecekleri sopaları biriktirirken, henüz çözüme zemin hazırlayacak havuçları keşfetmiş değiller.
Erdoğan’ın hafta sonu gerçekleştirdiği temaslar Türkiye’nin Fransa’ya karşı tutumunu müttefiklerinin nezdinde güçlendirmeye yönelikti. Yani, Türkiye’nin odağının zaten ABD’nin açık bir desteğinden mahrum kalan Yunanistan’dan Fransa’ya kaymakta olduğunu söylemek mümkün.

Serrac ile mesaj kaygılı görüşme

Malum, Türkiye ve Fransa, Akdeniz’in bir diğer sorunlu bölgesinde, Libya’da farklı taraflarda konuşlanıyor.
Fransa Libya’da General Haftar kuvvetlerini desteklerken Türkiye, BM tarafından da meşru görülen Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Es-Serrac’ın yanında yer alıyor.
Hatta, Akdeniz’de Yunanistan’ın bugün akıl sınırlarını zorlayan bir noktaya getirdiği egemenlik alanları ve münhasır ekonomik bölge tartışmaları, Türkiye ve Libya arasındaki anlaşmayla alevlenmişti.
İşte geçtiğimiz hafta sonu, Haftar’ın Libya’daki kırılgan ateşkesi bozduğuna dair haberler gelmeye devam ederken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Vahdettin Köşkü’nde Es-Serrac’ı kabul etti.
Bu görüşme sonrasında Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin Libya’daki meşru hükümet ile imzaladığı mutabakat muhtıraları çerçevesinde hayata geçirilen iş birliklerini güçlendirecek hususlar ile Türkiye’nin ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki haklarını koruyacak adımlar da değerlendirilmiştir” dendi.
Yani, Türkiye, Fransa-Yunanistan eksenine bir kez daha bu anlaşmanın arkasında duracağını ilan etmiş oldu. Bu, Suriyeli mülteci akınının bittiği bir ortamda Türkiye’nin elindeki ciddi kozlardan biri. Üstelik, İtalya gibi ülkelerin de Es-Serrac’dan yana tutum aldığı düşünülürse, bunun AB içinde de bir karşılığı var.
Erdoğan, cuma günü de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etmişti ki bu görüşmenin kendisi Doğu Akdeniz tartışmalarında Türkiye’nin bölgesel konumu anımsatan bir mesaj olarak değerlendirilebilir.

AB Konseyi toplantısına doğru

Yine geçtiğimiz hafta, Doğu Akdeniz konusunda arabulucu rolü oynamak isteyen Almanya lideri Angela Merkel ile görüşen Erdoğan, Fransa’yı AB ortağına şikayet etmişti.
Basına yansıyan haberlere göre Erdoğan Merkel’e “Fransa’yı anlamakta zorlanıyoruz. Fransa’nın amacı ne? Fransa’nın Doğu Akdeniz krizi ile ne ilgisi var? O uçak gemisi neden buraya geliyor?” diye sordu.
Fransa’nın uçak gemisi hamlesine karşı sahada Türkiye’den de “Şehit Yüzbaşı Cengiz Topel Akdeniz Fırtınası Tatbikatı” geldi. Geçen yıl ekim ayında yapılan düzenli tatbikat, bu yıl eylül başına, yani AB Konseyi toplantısının öncesine çekildi, bu kararın Doğu Akdeniz gerilimi nedeniyle alındığı gizlenmedi.
Erdoğan’ın bir diğer telefon görüşmesi ise, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ileydi. Erdoğan Michel’e AB’den tarafsızlık talebinde bulunup Avrupalı liderleri provokatif açıklamalardan kaçınmalarını isterken, Michel AB’nin “tüm tedbirleri değerlendireceğini” söyledi. AB’nin bu “tedbirleri” değerlendirirken kendisinin Türkiye’ye karşı kaç havucu, kaç sopası kaldığını, konunun iç politika yansımaları da varken Erdoğan hükümetinin bunlardan hangilerini dikkate alacağını sayması gerekecek.
Konsey’in 24-25 Eylül tarihlerinde yapacağı ve Doğu Akdeniz’in ana gündem olması beklenen toplantısı öncesinde hükümetinin bu diplomatik hamleleri Kıbrıs ve bölge konusunda AB’ye bağımlı kalmayacağını ama AB tutumunu da bütünüyle görmezden gelmeyeceğine işaret ediyor.

“Yunanistan’ı kışkırtan kim?”

Türkiye Fransa’yı sadece AB düzeyinde değil, NATO’da da hedef alıyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan’ın NATO’ya teknik görüşmelerle ilgili verdiği onaydan çark edip ardından bu konuda yalan söylediğini anlattığı konuşmasında Paris’i şöyle hedef aldı:
“Yunanistan’ı en çok kışkırtan kim? Fransa. Fransa’nın da başka derdi var. Doğu Akdeniz ile Fransa’nın ne ilgisi var?”

Görüşmeler başlıyor ama…

Bugünkü önemli toplantılardan birincisi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın NATO Askeri Komite Başkanı Orgeneral Stuart Peach ile yapacağı görüşme.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Türkiye ve Yunanistan arasında teknik görüşmelerin başlayacağını açıklamasının ardından gelen görüşme, art arda gelen tatbikatların ve Fransa’nın müdahaleci tutumunun gölgesinde geçecek gibi. Bu nedenle, burada da içerik Akdeniz’in batısına da kayabilir. Nitekim, Akar daha cuma günü “Fransa her aklına geleni yapabileceğini zannediyor. Doğu Akdeniz yetmiyor aynı zamanda Irak’ta da birtakım beyanlarda bulunuyorlar. Bunların hiçbiri ne müttefiklik ruhuna ne barışa ne diyaloğa katkı sağlar” demişti.
Akar’ın iki ifadesi, Türkiye’nin güncel Doğu Akdeniz politikasını anlamak açısından önemliydi.
* Fransa’nın bölge ile alakası yok, sınırı yok, anlaşmalardan kaynaklı herhangi bir temsil görevi yok.
* NATO’yu, AB’yi temsil yetkisi yok fakat binlerce kilometreden gelerek birtakım konularda prensiplerden, iddialardan bahsediyorlar.

Kabine toplantısı

Bugünkü ikinci önemli toplantı ise yurt içinde.
Milliyet’ten Kıvanç El’in haberine göre bugün Erdoğan başkanlığında yapılacak kabine toplantısında “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü faaliyetler, KKTC ile ortak tatbikat, Ege’de Yunaniile gerilen ilişkiler, NATO’nun Türk-Yunan krizinde devreye girmesi, Fransa’nın tutumu ile Almanya’nın arabuluculuk çabalarına dair bilgilendirmeler” yapılacak.
Erdoğan’ın aynı toplantıda kabineyi Merkel ve Es-Serrac ile yaptığı görüşmeler hakkında bilgilendirmesi bekleniyor.
Bu toplantıda Doğu Akdeniz politikasının iç politikaya yansımaları ile birlikte AB Komisyonu toplantısı öncesinde Türkiye’nin de AB’ye karşı elinde kalan havuçları ve sopaları sayması gerekecek.
Yeni ticari anlaşmalar, Akdeniz kaynaklarının birlikte geliştirilmesi, asırlar öncede kalmış gibi görünen müzakerelerin yeniden başlaması, turizm, hatta pandemiye karşı ortak önlemler gibi havuçların toprağın altında kaldığı bir dönemde iki taraf için de denklemde sopalar ağır basıyor.