Utku Perktaş

Prof. Dr. Utku Perktaş, Hacettepe Üniversitesi, Biyoloji Bölümü öğretim üyesidir ve biyocoğrafya dersleri vermektedir.

Plastik: çevremize en ciddi tehditlerden.
Geri dönüşüm oranın çok düşük olduğu plastik, çevremizdeki en önemli atık madde.

İnsan, artan nüfusuyla 1950’li yıllardan günümüze, dünya üzerinde kendi varlığını önemli ölçüde hissettirmeye başladı. Örneğin, nüfus son 50 yıl içinde yaklaşık 5 milyar artış gösterdi. Bu, dünyanın uzun tarihi içinde hiç deneyimlemediği bir artıştı. Artan nüfusun sonuçlarından biri ise hayatımıza soktuğu farklı endüstriyel ürünler oldu. Ancak 1950’li yıllarda hayatımızı kolaylaştıracağını düşündüğümüz bu ürünler ve maddeler, çevre üzerindeki etkileriyle bugün artık başımıza bela olma düzeyine ulaştı. Aklınıza bunların ne olduğu hakkında bir soru gelebilir ve bu soru için bir sürü cevap üretebiliriz. Ben, bu yazıda bunların hayatımızda en fazla yer işgal edenlerinden birine dikkat çekmek istedim. Tarihsel geçmişinden başlayarak bugün geldiğimiz durumu dikkate alarak kısa bir özet çıkardım.

Şimdi şu sorunun cevabını bir düşünün. Diş fırçası, araba lastiği, sigara ve ayakkabının ortak noktası ne olabilir? 1950’li yıllarda hayatımıza belirgin şekilde giren mucize malzeme olan plastik tüm bu nesnelerin ortak noktası. O zamanlar gerçekten mucize olan bu malzeme bugün yaşadığımız gezegen için hayal edebileceğinizden öte bir sorun olma niteliğinde. Neden mi? Çünkü plastiğin geri dönüşümü çok zor, hatta olanaksız. Nehirler ve denizleri dolduran çöpler bir yana, birçok yerde plastiğin geri dönüştürülmesi, yakılması ya da atık sahalarına götürülmesi gibi bir seçenek yok. Bu nedenle de çoğu kez, yararlı gibi görünse de hayatımızda olan bu malzeme kısacık bir yaşamdan sonra, yüksek olasılıkla yüzyıllarca sürecek bir ahiret yaşamına çöp olarak devam ediyor ve dünya üzerinden silinmeden kalıyor. Şu bilgiyi vereyim ve hayal gücünüzü kullanarak durumun ne olduğunu göz önüne getirmeye çalışalım. Günümüze dek üretilen plastiğin yarısı sadece son 15 yıl içinde üretilenlerden oluşuyor. Biraz daha geriye gidecek olursak çevremizin plastik atıkların oluşturduğu önemli bir baskıyla karşıya olduğunu rahatlıkla hayal edebiliriz.

Plastik mucizesinden buraya nasıl geldik?

Plastiğin karanlık yüzü II. Dünya Savaşı’nı müttefiklerin kazanmasında rol oynadığında ortaya çıktı esasında. Naylon paraşütler ve hafif uçak parçaları işleri çok kolaylaştırmıştı. Uzaya gitmek plastikler sayesinde daha da kolaylaştı. Mucize malzeme araçların hafifleyerek yakıttan tasarruf etmesini sağlıyor ve kirliliği azaltıyor. Çok hafif olan streç film sayesinde yiyeceklerin ömrü uzuyor. Temiz içme suyunun taşınması için kullanılan pet şişeler sayesinde plastik hayat kurtarıyor. Life dergisi 1955 yılında plastik sayesinde Amerikan ev kadınlarının angaryadan kurtuluşunu kutlamıştı. Artık bulaşık derdi kalmamış, kullan at çağı başlamıştı ve bu anlamda ilk plastik çöp atıldığında bulunduğumuz noktaya gelmek için ilk adım da atılmış oldu. Bugün üretilen plastik materyalin yüzde 40’ı tek kullanımlık plastik ürünlerden oluşuyor. Çevrede milyonlarca ton plastik çoktan birikmiş durumda

Mucize malzeme artık bir kabus

Plastikleri nehirlere atıyor, buradan da denizler ve okyanuslara ulaştırıyoruz. Bu plastikler ise mikroplastikler olarak isimlendirilen minik parçalara ayrılıyorlar. Büyük küçük tüm deniz yaratıkları bu parçacıkları yiyor. Minik parçacıklar deniz tuzuna da karışıyor ve biz insanlar da bilinmeyen etkileri olan bu tuzu çeşitli şekillerde tüketiyoruz, hatta bazı durumlarda çok sağlıklı olduğunu da düşünüyoruz. Akdeniz’e yayılan mikroplastiklerin istavrit, çipura ve barbun gibi toplam 28 balık türünün bağırsak sisteminde bulunduğu yapılan bir araştırmayla ortaya konmuştu. Plastikler biyoçeşitiliği de etkileyen önemli bir sorun esasında.

Biraz daha ileri gidersem, nanoplastik adı verilen daha da küçük plastik parçalarını havadan soluyoruz. Bilimciler kısa süre önce nanoplastik parçacıklarına, rüzgârlarla taşınıp yağmur ve kara karıştıkları ücra dağ zirvelerinde dahi rastladı. İnsan nüfusunun çok az olduğu Arktik bölgede dahi nanoplastiklere rastlar olduk. Son 50 yıldır plastikler yaşadığımız gezegen için bir kabus olma yolunda emin adımlarla ilerliyor ve biz de bu adımlara destek oluyoruz. 

Peki, bu tabloda, Plastik endüstrisi için 1 milyon ne ifade ediyor?

Dünyada 1 dakikada satın alınan pet şişe sayısını ifade ediyor. Geri dönüşüm oranın çok düşük olduğunu düşündüğümüzde geride kalan plastik atığı hayal etmek zor olmamalı.

Plastik deniz yaşamını tehdit ediyor

Plastik mutfak gereçlerini heryer de görebiliyoruz. Her yıl milyonlarca çatal, bıçak ve kaşık da kullanım sonrası çöpe atılıyor. Ve çoğu plastik gibi, bunların da doğal yollardan parçalanması uzun zaman alıyor. Sivri ve keskin kenarlı nesneler denize ulaşıp, orada uzun süreler boyunca varlığını sürdürdüğünde ortaya çıkan kirlilik, balıklar, deniz kaplumbağaları, kuşlar ve deniz memelileri için önemli ölçüde tehdit oluşturuyor.

Bugün yaklaşık 8 milyar tondan fazla bir plastik atığı ile mücadele etmek zorundayız. 

Diş sağlığından ayakkabılara kadar

Plastik, diş fırçası üretimine o denli derinden işlemiş durumda ki, dişlerimizi plastiğe dokunmadan temizlememiz neredeyse olanaksız. 1930’lu yıllardan bu yana üretilen her bir diş fırçası hâlen dünyanın bir yerinde, çöp olarak varlığını sürdürüyor. Saplar poliprolinden, fırça ise naylondan üretiliyor. Hal böyle olunca diş fırçasının tarihsel gelişimini son 90 yıl için atıkları toplayarak takip edebiliriz.

2018’de dünyada 24 milyardan fazla ayakkabı çifti üretilmiş. Bunların 2,4 milyarı da yalnızca ABD’de satılmış. Plastik, ayakkabılarda 1950’lerde kullanılmaya başlanmış. Bugün çoğu spor ayakkabı, kısmen ya da tamamen plastikten yapılıyor ve topuklu ayakkabıları düşündüğümüzde teşekkür etmemiz gereken hammadde yine plastik.

Mucize malzeme plastik yaşadığımız gezegen ve çevremiz için artık bir kabus. Bugün yaklaşık 8 milyar tondan fazla miktarda plastik atığı ile mücadele etmek zorundayız. Bu sayının 6 milyar tondan fazlası atık ve bu atıkların neredeyse 5.5 milyar tonu hiç geri dönüşüm işlemine tabi tutulmamış. Durumun vahametini ortaya koyan da bu 5.5 milyar tonluk değer oluyor. Bu noktada şu sloganı hatırlamak ve hiç unutmamak zorundayız: “Azalt, yeniden kullan, geri dönüştür.” Plastik kirliliği iklim değişimi kadar karmaşık bir sorun değil, fakat şüphesiz küresel bir sorun, ama çözümsüz de değil. Sadece sorunun ciddiyeti ölçeğinde kamu farkındalığına çok fazla ihtiyacımız var. Plastiği hayatımızda azaltalım, hem gelecek için, hem çevremiz için, hem de biyoçeşitlilik için…